<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Web Girişim &#187; Girişimcilik</title>
	<atom:link href="http://www.webgirisim.com/category/girisimcilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.webgirisim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 21:36:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bilişim insanları</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 17:05:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuba Avc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1193</guid>
		<description><![CDATA[Adayı tanımak için 1 saatiniz var! İşe alacağınız kişiyle günde 8 saatiniz aynı ofiste geçecek. Sizi hedeflerinize götürecek kişilerden birini seçiyorsunuz. Üstelik dünyanın en büyük ekonomik krizlerinden birinin tam ortasındayız. Boşa harcayacak paranız da vaktiniz de yok. İyi düşünün, size ne lazım?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İşe alım oyunu oynayalım!</strong><br />
<strong>Adayı tanımak için 1 saatiniz var! İşe alacağınız kişiyle günde 8 saatiniz aynı ofiste geçecek. Sizi hedeflerinize götürecek kişilerden birini seçiyorsunuz. Üstelik dünyanın en büyük ekonomik krizlerinden birinin tam ortasındayız. Boşa harcayacak paranız da vaktiniz de yok. İyi düşünün, size ne lazım? </strong></p>
<p>En yakın arkadaşınız, üstelik bu işlerden anlar. Hem her zaman size destek olmuştur. Şimdi de olabilir! mi?<br />
Kardeşiniz? Kuzeniniz? En yakın arkadaşınızın önerdiği biri! mi?<br />
İlanınıza başvuran 100 adaydan biri mi? Peki hangisi? En iyi üniversiteyi bitiren mi? En çok iş deneyimi olan mı? En az ücret talebi olan mı?</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/04/mulakathrbotbilisiminsanlari-150x150.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1129" style="border: 0px solid black; margin: 2px;" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/04/mulakathrbotbilisiminsanlari-150x150.jpg" alt="insan kaynakları" width="184" height="184" /></a>Hangisi sizi en doğru seçime götürür? Buldunuz! Peki hangisi doğru?<br />
Siz ne bekliyorsunuz bu kişiden? &#8220;Şu işler&#8221;in yapılmasını mı? Nedir o &#8220;şu işler&#8221;? Operasyoncu mu arıyorsunuz, planlamacı mı? Yoksa şirketinizi temsil edebilecek birini mi?</p>
<p>Bulduğunuz özgeçmişlerden en iyilerini seçtiğinizi varsayalım. Bilimsel araştırmalara göre özgeçmiş üzerinden doğru aday bulma olasılığının %10 olduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p>Aynı araştırma; teknik mülakatlarda doğru adayı seçme şansınızın %50, İK mülakatlarında bu oranın %30 seviyelerinde olduğunu gösteriyor. İlgi-tutum ve kişilik envanterlerinin doğru aday seçiminde %65 oranında doğru adaya ulaşabilme, araştırma verilerinden alınan diğer sonuçlar.</p>
<p>İşe alımda, kişilik ve ilgi-tutum envanterleri kullanın. Yani psikolojik testler&#8230; Bu testlerle, adaylarınız arasında en uyumlu çalışabileceğiniz adaylarınızı seçebilir, en uyumlu ekibi kurabilirsiniz. Her ne kadar çoğu aday envanterlere tepkili olsa da, bu envanterin sonuç raporu üzerinden adayla görüşme yaparsanız inanın daha samimi ve gerçekçi bir görüşme olacaktır. Özellikle de kendini ifade etmekte zorluk çeken adayların da sizin de yararınadır. Teknik mülakatı da buna ekleyerek doğru aday olasılığınızı artırın.</p>
<p><strong>Hemen karar vermeyin!</strong></p>
<p>Bilinçaltı, gördüğümüz bir insanı 4 sn içinde kategorize eder ve bilincimizden çok daha güçlüdür. Mesela içinizde o tanımlayamadığınız his, hiç tanımadığınız birine kanınızın ısınması, neden satın aldığınızı bilmediğiniz ve hiç giymediğiniz o gömleğin sorumlusudur bilinçaltı.</p>
<p>Karar verme mekanizması bilinçaltında çalışır. Karar veren bilinçaltınıza, mantıklı açıklamaları da bilinciniz yapar. Örneğin; hiç kullanmayacağınız bir ayakkabı alırsınız, bilinciniz bu ayakkabıyı siyah pantolonunuzla giyebileceğiniz bahanesini hazırlar.</p>
<p>Karar verme mekanizmasını anladıktan sonra hızlı karar vermeyeceğinize eminim.</p>
<p>Belki de, bir kriter tablosunda adaylarınız hakkındaki değerlendirmenizi alt alta yazmalısınız&#8230;</p>
<p><strong>Referans kontrolü?</strong></p>
<p>Unutmayın ki; biz Türkler çok kötü bir durum söz konusu değilse kimsenin ekmeğiyle oynamak istemeyiz.</p>
<p>Ayrıca Türkiye&#8217;de tüm şirketler ve yöneticiler mükemmeldir, insan kaynağında devir hızı (turnover) oranı tamamen adaylardan kaynaklanır! Maaşlarını zamanında alamamak, işe başlarken verilen işveren sözlerinin tutulmaması da genellikle adaylar yüzündendir J Her zaman başarısızlığı çalışanın performansına bağlamak daha kolay gelir. Referans aldığınız şirketi ve yöneticiyi de inceleyin&#8230;</p>
<p>Adayınızın paralel pozisyonda çalışan arkadaşlarından da referans isteyin. Tüm referans bilgilerini karşılaştırıp, tutarlılığı inceleyin.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/" rel="bookmark" class="crp_title">HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/takim-arkadasi-bulamiyorum-olani-yonetemiyorum/" rel="bookmark" class="crp_title">Takım arkadaşı bulamıyorum olanı yönetemiyorum!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir girişim olarak eTohum</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 17:05:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Online İş Geliştirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[Burak Büyükdemir ile eTohum'u bir girişim olarak incelerken, Türk internetini konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Burak Büyükdemir&#8217;i tanıyabilir miyiz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İTÜ İşletme mühendisliği bitirdikten sonra Boğaziçi MBA yüksek lisansımı tamamladım devamında İntelbank 2 sene bankacılık, Vestel Net, Vizy Go projesinde bir süre görev aldıktan sonra kendi şirketimi kurdum. 2000 yılında krizden sonra ben Almanya&#8217;ya eğitime gittim, yüksek lisansa. Geri döndüğümden beri de yurtdışındaki firmalara danışmanlık vermeye, yurtiçindeki firmaların raporlarını sunmaya devam ederken, yarı zamanlı olarak da İTÜ&#8217;de e-ticaret stratejileri dersi veriyorum. Bu sırada da eTohum fikri, e-fikrim ile başladı ve yeni girişimcilerin yatırımcılarla buluşması adına bu şekilde bir girişimde bulunduk&#8230;  Tabi bu arada 99-03 yılları arasında TV radyo programları ve çeşitli gazetelerde yazarlık yaptım.  <strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>eTohum bir Goril AŞ projesi, peki Goril A.Ş.&#8217;nin neler yapıyor?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sadece etohum ve bunun geliri de sponsorlar üzerinden, ama tabii ki zamanla bu şirketlere de ortak olmak istiyoruz. Bizim de aldığımız riskler olduğu için zamanla bunlar oturacaktır. Goril AŞ bünyesinde farklı bir girişim yok. Ama zamanla olabilir de tabi. eTohumun en önemli noktası da zaten Türkiye&#8217;deki tüm internet girişimlerine ön ayak olması ve bunu koordine etmesi, herkes bir şekilde katkı sağladığı sürece kendi outputlarını da alıyorlar. Bütün sponsorlar mesela ilk olarak bu girişimlerle tanışıyorlar, bu doğru kullanıldığında onlar için çok önemli bir avantaj.  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>15 girişim açıklandı! Bu süreç nasıl işleyecek?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">eTohum senelik bir organizasyon, önümüzdeki ocak ayında tekrar yeni girişimler açıklanacak. 2. eTohum olacak&#8230; Bu bir yarışma değil, bu en iyi girişimleri seçen bir organizasyon da değil, böyle bir iddiamız da olmadı zaten. Bugün yurtdışında da bu böyle. Girişimciler kendilerini göstermek istiyorlarsa girişimci özellikleri olması lazım, öncelikle kendisine güvenerek başvuracak, sosyal olacak ve birinin karşısına çıktığında ikna edecek. Bu tür girişimcilerdir açıklananlar ve hatta 31 ocaktan önce de birlikte çalışmaya başladığımız girişimciler oldu. Kampta;  iş planı  pazarlama  iş hukuku  marka  fikri haklar  yatırımcı görüşmesi  değerleme  yatırım portföyü konularına ek olarak Türkiye&#8217;deki başarılı girişimciler ile 2 hafta geçirdik&#8230;  Süreç tamamlandı ve bütün bu şirketlerle çalışmalar başladı. Şirket kurulacaksa da nasıl kurulacağı üzerine hepimiz çalışıyoruz&#8230; Mayıs ayında yatırımcılarla toplanılarak bu dönem sonlanacak, tabii şimdiden de yatırımcılarla görüşmeye başlamış, yol almış girişimler de yok değil&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>eTohum girişiminin gelir modeli nedir peki?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şu an için sponsorlar aracılığı ile hayatını sürdürüyor, ama aslında etohum yeni bir iş modeli ile kuruldu, çünkü süreçle destek verdiğimiz ve aramızda kimyasal bağ oluşan girişimlere ortak olmak ve onları daha hızlı büyütmek istiyoruz, bu yüzden de eTohum yarışma değil, eTohum başarıya daha yakın olan projeyi seçiyor ve onun üzerine daha seri bir şekilde hayata geçip başarıya ulaşması için eğiliyor. eTohum gibi birileri yapmak isteyebilir bunda da sorun yok zaten, bu bir venture capital de değil, ofise alıp inkübe de etmiyoruz onları, maddi destek de vermiyoruz eTohum olarak. Yaptığımız onlara fikri ve çalışma konularında destek vermek ve güçlü bağlantılar ile desteklemek&#8230; Yurtdışında da buna benzer örnekler var; Bootcamp var, Y Combinator var&#8230; VC ve benzeri firmalar startuplarda eksik kaldığı için bu tür bir ihtiyaç vardı ve biz de bu şekilde başladık zaten&#8230; Bilinçli yatırımcıları seçip, kaliteli girişimcileri girişimleri ile birlikte aynı yere getirdiğimizde oldukça verimli bir pazaryeri çıkıyor ortaya ve bu da eTohum&#8217;un amacıdır&#8230; eTohum sürecine daha girmeden toplantılar sırasında tanışıp yatırımını alan girişimler oldu, bu da eTohum&#8217;un görünmeyen güzelliği&#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kampta çok güzel bir eğitim süreci geçti girişimciler için, peki bunu otomize edebileceğiniz bir akademi düşünüyor musunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Burdaki eğitimler tabii ki çok önemli ama asıl amaç eğitimlerden ziyade ticari başarıya ulaşılması, bu yüzden hiçbir şekilde akademi gibi bir fikrim yok, İsteyen varsa o şekilde bir akademi yurtdışındaki birçok üniversiteyi tavsiye edebilirim ama bizim bu eğitimlerden kastımız akademik eğitim değil sadece, kişilere danışmanlık ve koçluk ile projelerinin daha sağlıklı temellere oturtup yollarına devam etmelerini sağlamak, yani ticari başarı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Seçilen girişimlerde fikre ne kadar önem verdiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fikir bence hiç önemli değil&#8230; Girişimcinin odaklanması ve yapabilirliği önemli yoksa fikir %10&#8242;dan fazla değerli değil&#8230; Mesela internetten ayakkabı satmak ne kadar mantıklı gelmese de Serdar -pabbuc&#8217;un girişimcisi- Türkiye&#8217;de hem ayakkabı sektörünü, hem interneti bilen nadir insanlardan olduğu için neden olmasın diyorsunuz&#8230; Mustafa&#8217;nın girişimi usability&#8217;de de aynı durum söz konusu&#8230; Baktığımız zaman bu iş modelleri çok basit bir modelden oluşuyor&#8230; Ama asıl olay süreçleri oluşturmak bunu satışa döndürmek! Yoksa biz burada uzaya mekik gönderecek rampa yapmıyoruz&#8230;  Türkiye&#8217;de pazar halen oluşmuş değil, piyasa bomboş bizim ikincil fikir dediğimiz twitter vb. yenilikçi önerilerin gelmesi zaman alacak.. Ama şu an için Türkiye buna hazır değil, buna vakit var&#8230; Başvurular arasında bu tarz fikirler yoktu ve zaten buna da gerek yoktu&#8230; Piyasada zaten bu işe kendisini adamış şirket sayısı çok az olduğu için -web tasarımı yapan ajans ve firmalardan bahsetmiyorum, sadece internet üzerinde projelerini hayata geçirip, gelir modeli oluşturanları kastediyorum &#8211; bu şirketlerin sayısı arttıkça farklı modeller de çıkacaktır&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bir çok fikir incelediniz, peki bu fikirler arasında en çok gözünüze batan artı ve eksiler nelerdi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Artılar şu şekilde: Fikir oluşturma konusunda oldukça kabiliyetliyiz. Her fikir üreten kendini girişimci sanıyor ama bu kötü bir özellik&#8230; Girişimcilik bir adım öteye geçmek fikirden&#8230; Bugün senle burada oturup binlerce fikir üretebiliriz ama bir tanesini bile hayata geçirmedikten sonra bunun hiçbir anlamı yok!  Basit bir fikri hayata geçirmek satışa çevirmek, fikrin yaratıcılığından çok daha fazla şey gerektiriyor&#8230; Birçok girişimci farkında değil bunun; teknoloji bir araç, yazılım bir araç. Yazılım başarılı olup olmayacağını bazı sektörler hariç belirleyebilir ama dünyanın en iyi iki coderı olsa da arkasında hiç bir kıymeti yok satılamadıktan sonra, gelir modeli oluşturulamadıktan sonra&#8230; Başarılı olmasını beklemek hayal olur&#8230; Bugün hemen soracaklar ff, twitter&#8217;ın var mı ticari modeli diye.. Evet var ama zamanı da var, hepsinin roadmapleri bellidir, süreçle hepsi hayata geçecek&#8230;  <strong> </strong> <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Burada iş planı yapmak önemli mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet önemli, ama bu yüzlerce sayfa olmaz, o işi bilen kişinin iki sayfada halledebileceği bir şey&#8230; Çok sağlam iş planı yaptım, artık gerisi gelir gibi bir şey de yoktur, çok fazla dökümanlarda kalmamak lazım.. İş planı yapmak gereksiz değil, ama kağıda geçirmek çok önemli, kafasında olsa bile.. Ama neyi nasıl yapacağını, ne süre ile yapacağı çok önemlidir&#8230;  Ama tabii ki 10 tane girişimi olan birisi hiç iş planı yazmadan da yatırım alabilir rahatlıkla&#8230; Çünkü geçmişi ve referansı yeterlidir&#8230; Bugün Ersan Özer istediği yerden istediği fikirle yatırımı alabilir, çünkü kendini ispatlamış, Türk internetinin doğdugu günden beri bize örnek olan biri&#8230; ama sıfır bir girişimci tabii ki soru işaretlerini karşılamak zorundadır..  Tabii iş planı da yeterli değil kesinlikle&#8230; Burakbuyukdemir.com&#8217;da yazmıştım biraz, bahane üretme kültürü, yazılımı küçümseme -kardeşim yazılımcı o halledecek!- , yazılımı büyütme -Biz yazılımcıyız, dünyanın en iyi kodunu yazıcaz!-. Ekip, organizasyon, araçlar, teknoloji, gelir modeli, hepsi çok önemli&#8230;  Herkesin 10 fikri var, herkes hepsini yapmak istiyor&#8230; Ama ben hep söylüyorum, tamam yaparsın Sabancıysan, ama girişimcilik kaynaklar kısıtlıyken bunların kullanabilmesi. Dolayısıyla bir tane proje ile başla, başar; sonra istediğini yap, GittiGidiyor örnek önümüzde, eBay&#8217;e hisse satışı gerçekleştikten sonra bir çok girişime aynı anda imza attılar, ama önce GittiGidiyor olmasaydı hiçbiri olmayacaktı&#8230;  Ana proje edinmeli ve ona odaklanılmalı&#8230;  <strong> </strong> <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki Türk internetini nasıl görüyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eleştiriyi çok iyi yapabiliyoruz, oldukça verimliyiz bu konuda, iş yapan arkadaşları çok kolay yerin dibine sokabiliyoruz. İş yapan arkadaşlar zaten sessiz kalıyorlar, onlar sadece işini yapmaya çalışıyorlar, tabii hiçbir iş de hemen olmuyor, biraz süre geçmesi gerekiyor&#8230; Zaman tanımak lazım&#8230; Yaptıklarını da küçümsüyoruz, Çok fazla mazeret üretiyor ve hep sonunda Sermaye lazım diye yakınıyoruz.  Evet, sermaye her zaman lazım olacak, yalnız eğer siz gerçekten bir değer üretiyor, bir şeyler ortaya koyuyorsanız, zaten sizi destekleyen çok kişi çıkacaktır&#8230;  Rekabetin az olduğu bir sektör Türk interneti, ve bu da herkese fırsat tanıyor ama cidden iş yapan sayısı çok az.. Zaten eTohum bu yüzden kuruldu, sektörde buna inananlar destekliyor bizi, biz de etohum olarak her türlü girişimciyi desteklemeye çalışıyoruz&#8230;  Diğer taraftan herkes aslında ben bunu düşünmüştüm diye yaklaşıyor girişimlere, hatta sonunda &#8220;nevzata ben anlatmıştım yemeksepeti fikrini&#8221; şekline kadar dönebiliyor&#8230; &#8220;<strong>Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz&#8221; </strong>O yüzden kimse çekememezlik yapmasın, gereksiz eleştirilerde bulunmasın, tabii ki yapıcı eleştiriler olmalı ki gelişelim&#8230; Ama hiçbir şekilde &#8220;yok bundan olmaz!&#8221; , &#8220;çakma bu, iş çıkmaz&#8221; gibi sadece eleştirmek için yapılan eleştirilerle uğraşıyor şu anda sektör ve bu iç çekişmeler oldukça yavaşlatıyor ilerlemeyi.  Etkileyebilmek, değiştirebilmek, ilerletebilmek&#8230; Bunların hepsi başarıdır. Bu açıdan etohum&#8217;daki girişimlerin belki birçoğu başarısız olacak veya istediği hedeflere ulaşamayacak, ama biliyorum ki azimli olan, ruhunu ortaya koyan girişimciler girişimlerini ciddi yerlere getirecektir&#8230; Kimse de beklemesin yarın bu girişimler başarıya ulaşacak, Yemeksepeti&#8217;ne bakın, e-Bebek&#8217;e yada Nokta&#8217;ya; hepsi yıllarca zar zor geçinmiş sonunda sabırlarının karşılığını almışlardır&#8230;  Özetle; Türkiye&#8217;deki internet sektörünün resmi, görüntüsü bu şekildedir bence, iş yapan kişi sayısı az, konuşan kişi sayısı çok fazla. O yüzden insanları iş yapmaya özendirmemiz lazım&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yatırımcılar konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de yatırımcı yok! Girişimcilerde olan problem kadar hatta daha fazlası yatırımcılarda var, her şey benim olsun, hisselerin hepsi benim olsun diyerek yaklaşıyorlar, bu yüzden onlara da eğitim verilmesi lazım ve bu kültürün aşılanması gerekiyor&#8230; Buna ek olarak Türkiye&#8217;de kurumsal VC kültürü başlamadı, ya da daha çok başlarda, o yüzden bizim çok daha fazla çalışıp başarılı örnekler çıkartmamız lazım ki ilgiyi üzerimize çekebilelim&#8230; Yabancı yatırımcıların ilgisi iç yatırımcılardan daha fazla&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki sektörün büyümesi için neler yapılması lazım?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Organizasyon ve dayanışma gerektiriyor, internet sektörü böyle büyür. Bu pastayı hep beraber büyüteceğiz, Rekabet diye bir şey yok zaten, rekabet oluşturacak bir pasta yok ortada. Diğer sektörleri ve büyük şirketlerin ilgisini daha fazla çekmemiz ve değişen kuralları da başarı hikayelerimiz ile onların yüzüne vurmamız gerekiyor&#8230; Bloglarımızda yazacağız, bu tür röportajlarla duyuracağız&#8230; etohum&#8217;un bütün duyurusu bloglar üzerinden oldu, blogların bu konudaki etkisi inanılmaz, facebook , twitter, friendfeed gibi ortamlar ve tabii ki başta bloggerlar sayesinde eTohum bu kadar büyük ilgi topladı ve topluyor. hatta o da ayrı bir örnektir ama klasik medya ancak biz başladıktan 6 ay sonra ayılıp, burda birşeyler oldugunu farkedip eTohum&#8217;dan bahsetmeye başladı&#8230; Ama etkiyi biz zaten sosyal medya ve bloglarla oluşturmuştuk&#8230; Bu yüzden bloggerlara nasıl teşekkür etsek az&#8230; Klasik medya gücünü sosyal medyaya karşı yitiriyor, Bir blog yazarı bugün birçok gazetenin yazarlarından çok daha fazla okunuyor ve değer görüyor, belki şu an gelir modelleri gelişmiş değil ama zamanla inşallah sadece blog yazarak ciddi gelirler elde etmeye başlayacaklar&#8230;  Örneğin krizde bence ciddi bir fırsat var, birçok beyaz yakalı işsiz olabilirler, ve onlar kendi şirketlerini kurabilirler internet üzerinde, bu arada tabii büyük şirketlerin rekabeti de onları fazla yormayacaktır, çünkü zaten herkes kendi kabuğuna çekilmiş durumda ve bu şekilde ilk yıllarını kolaylıkla atlatabilir girişimciler diye düşünüyorum&#8230; Ama işte kriz fırsattır, fırsat krizdir, Tabii gören gözler için, görmeyen için ekonomik patlama da olsa hiçbir faydası yoktur&#8230; Talebi görenler için kriz de büyüme de fırsattır&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki eğer Burak Büyükdemir şu an etohum üzerine çalışmıyor olsaydı nasıl bir girişimde bulunurdu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fikir o kadar çok ki internette, o yüzden fikri çok da önemsemiyorum başta da dediğim gibi&#8230; Türkiye&#8217;deki boş bir pazar olduğu için de her türlü ticari modeli belirli girişim başarıya ulaşabilir, hatta eTohum&#8217;un 15 girişimine bakarsak; ayakkabı satılabilir, tatil, ik site kurulabilir, beyaz eşya satılabilir ya da mobil uygulamalar üzerine eğilinebilir, ideshot gibi markalara çalışan, ya da userspot gibi araştırma yapan -ki bu çok bakir bir alan-&#8230; Ben ne yapabilirim? Bu internet şirketlerinin içinde bulunup süreci hızlandırabilirim diye düşünüyorum, ki zaten verdiğim danışmanlıklar ya da aracılık yaptığım işlerde olsun hepsinde katalizör vazifesi gördüğüm için gene eTohum gibi bir şey yapardım diye düşünüyorum ve tabii ki bu girişimlerin herbiri ile çalışmak isterdim&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2000 yılında sektörü ve kendinizi nasıl görüyordunuz ve sektörün bugünü için neler öngörüyordunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">O zamanlar birkaç şirketle ortaklığım vardı, zaten internet girişimleriyle ve içerik konusunda çok daha hızlı ilerleme olacağını düşünüyordum, ama pek de beklediğim gibi olmadı ve şu an içerik halen gerektiği değeri görmüyor ve o kadar kaliteli içerik üretilmiyor&#8230; e-ticaretin gelişmesi zaten öngörülen bir şeydi ve beklendiği gibi halen gelişiyor ve her yıl katlanıyor&#8230;. Ama halen içerik konusunda gelişimin daha değerli olduğunu düşünüyorum ve bu oluşan içerikler oldukça değerlenecek, örneğin bir saat blogunu düşünün, bugün sektörde saat üzerine dergiler çıkıyor ve sektörü etkiliyor, ama saatçiler ne zaman interneti farkedip benimseyecekler, o gün o saat blogu çok ciddi bir değer olarak karşımıza çıkacak, Bu yüzden diğer sektörlere kendimizi göstermemiz lazım diye düşünüyorum&#8230;</span></p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/gencligin-internete-yansimasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençliğin internete yansıması</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/girisimden-yatirima-turk-internet-sektoru/" rel="bookmark" class="crp_title">Girişimden yatırıma Türk internet sektörü</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/ve-iste-geri-donduk/" rel="bookmark" class="crp_title">Ve İşte Geri Döndük!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Girişimci dediğin&#8230;!</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/03/girisimci-dedigin/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/03/girisimci-dedigin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 17:05:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kurma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1175</guid>
		<description><![CDATA[Tek dersi kalıp, hocasından yalvar yakar geçer notu alan yada hiç bir fırsatı kaçırmadan vapurda, otobüste yada barda paylanıp rezil olma pahasına içindeki hisleri canlandıran kız ile tanışmaya atılan gence ne demeli? :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Girişimci dendiğinde aklımıza kendi işinin kurmuş, yeni girişimlerde bulunmaya açık bir karakter geliyor.  Bu tanım bazen yerinde bir açıklama olsa da kelimenin anlamını karşılamadağı için doğru dememiz yersiz olur. Girişimci; her hangi bir konuda her hangi bir şeye teşebbüs eden kişidir, yani bu ister kız-erkek ilişkileri konusunda olsun, ister kendi işini kurma amaçlı olsun, ister bir kursa başlamak olsun, isterse de Brad Pitt&#8217;den imza almak olsun&#8230;</p>
<p>Farkettiğiniz gibi ne kadar alakasız konular olsa da yukarıdaki örneklerin her biri az ya da çok cesaret isteyen aynı zamanda da yaptığınız takdirde risk aldığınız olaylardır. Birşeylere başlamanın yanı sıra anlık olarak yapılan teşebbüsleri de kapsamaktadır.</p>
<p>Girişimcinin hep şirket kuran kişi olarak tanımlanmasından sıkıldım herhalde ki, başta böyle sıkıcı bir tanım yapma gereği duydum. Bu tanıma göre baktığınızda da göreceksiniz ki bütün herkesin girişimcilik damarı vardır, herkesin farklı konularda yetenekleri olduğu gibi herkesin de farklı şekillerde girişimci olma özelliği vardır.</p>
<p><strong>Nasıl yani? </strong><br />
Bazı kişiler bilmedikleri bir sektörde bile bir fırsat gördüklerinde anında gerekli kişileri bulup, iş modelini kurup, girişimde bulunabilirken, bazıları ise bilmediği hiç bir işe bulaşmaz ama kendi uzmanlıklarında ise hiçbir fırsatı kaçırmazlar. Diğer tarafta Şirket içi girişimciler vardır ki genelde bu tür girişimciler yaratıcı ve risk alabilir olmalarının yanı sıra kendilerine verilen sorumluluğun çok daha üstünde çalışmalar yapabilirler -tabi bunun için sevilecek bir şirket ve üstler gerekir o ayrı-. Tek dersi kalıp, hocasından yalvar yakar geçer notu alan yada hiç bir fırsatı kaçırmadan vapurda, otobüste yada barda paylanıp rezil olma pahasına içindeki hisleri canlandıran kız ile tanışmaya atılan gence ne demeli? <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>Peki girişimcilerdeki ortak noktalar neler? </strong></p>
<p><strong>Risk almak:</strong> Girişimcilerin hepsinde bulunan bir özellik. Ne kadar hayatımızın her aşamasında risk alabiliyor olsak da, girişimciler için risksiz bir iş abesle iştigal görünüyor&#8230;<br />
Örnek: Sınıfta kolay sorulara parmak kaldırmazken en zor soruları çözmek için tahtaya kalkan, şov ve rezalet arasında gidip gelen öğrenci</p>
<p><strong>Sıradan olmamak:</strong> Cesur bir şekilde risk alarak yaptıkları şeyleri zevkle yapıyor ve kendilerini diğerlerinden ayırdıklarını düşünüyorlar.<br />
Örnek: Şirket içerisinde bütün takım arkadaşları sadece ona biçilmiş rolü oynarken, şirkette gördüğü bir eksik ile ilgili hiç bir görev verilmemesine rağmen çalışma yapıp üstlerine götüren ve gerektiğinde ürettiği proje için sorumluluk alan çalışan</p>
<p><strong>Sosyal olmak:</strong> Genellikle girişimcilerin çoğu sosyal ortamlarda da bu özelliklerini sürdürür ve bulundukları ortamda farkedilirler.</p>
<p><strong>Yanlız olmak:</strong> Girişimciler çoğu zaman kendi başlarına farklı hissetmelerinden ötürü ve diğer taraftan yaptıkları işlere hayranlıklarından ötürü diğer insanlarla ne kadar iletişim içerisinde kalsalar da, hayalleri ve şartları kendilerine özgü olduğundan bunları paylaşmak istese de anlamsız olduğunu düşünerek bir çok şeyi kendi başına halletmeye çalışır. Bu ne kadar kimseye minnet etmemek gibi güzel bir durum ortaya çıkarsa da, yer yer &#8220;her şeyi bilen&#8221; girişimci çalışanların her yaptığına karışarak onları kötü yönde etkileyebilir.</p>
<p>Bu listeyi uzatabiliriz ama en çok rastladığım özellikleri burada sıralamak istedim, sonuçta;<br />
-Ne işle uğraşıyorsun?<br />
-Girişimciyim!<br />
şeklinde kullanılacak bir meslek değildir girişimcilik, herkesin kendine has özellikleri vardır ve herkes bir bakıma girişimcidir, bu yüzden uzman olunan konunun üzerine girişimci olduğunuz alanı eklediğinizde en sağlıklı sonuçlar çıkacaktır&#8230;</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/calisan-20-sirket-20/" rel="bookmark" class="crp_title">İşletme Yönetimi: Çalışan 2.0 > Şirket 2.0</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir girişim olarak eTohum</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/girisimciler-once-kisisel-markanizi-kesfedin/" rel="bookmark" class="crp_title">Girişimciler, önce kişisel markanızı keşfedin!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/03/girisimci-dedigin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet girişimcisi ve iletişim</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/02/internet-girisimcisi-ve-iletisim/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/02/internet-girisimcisi-ve-iletisim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 17:05:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital PR]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[Networking]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1110</guid>
		<description><![CDATA[E-posta ile iletişim başlatmak telefon ve yüzyüze görüşmelere göre çok farklı özellikler taşıyor! Artıları ve eksileri neler? Hangi konulara dikkat etmek lazım?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Bir iş yapmadan önce genelde özelliklerimizi sınarız ve ona göre bir iş yapmak isteriz. Bu şekilde başlanılan işlerde de başarı olsun ya da olmasın, kişinin kendi özelliklerine göre karar vermesi çalışırken mutlu olmasını sağlar. Tabi ki böylelikle seve seve çalışılır ve başarılı sonuçlara ulaşılır.</p>
<p style="text-align: left;">Girişimciler için de aynı şekilde birçok özellik olmazsa olmazdır. Bunların başında da iletişim kabiliyeti gelir.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/iletisim.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1113" style="solid black; margin: 2px;" title="iletisimtelefonvemail" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/iletisim.jpg" alt="" width="169" height="261" /></a><strong>İletişim kabiliyeti, iş bilirlik kadar önemlidir</strong> ki bu sayede bağlantılar çoğalır ve güçlendirilir. Sonuçta da girişimin yararına anlaşmalar yapılır. Internet girişimcileri için ise bu bağlantıları oluşturma konusunda kolaylıklar olduğu kadar zorluklar da vardır. Ulaşmak istediğimiz kişilerin birçoğu Telefon kadar e-postalarına önem verirler ve gelen e-postaların neredeyse hepsini okurlar. Aynı zamanda telefonlara ulaşmanın zor olmasının aksine e-postalar internette kısa bir arama ile ulaşılabilecek haldedir.</p>
<p style="text-align: left;">Yalnız tam bu  noktada iletişim adına biraz zorlayıcı bir engel karşımıza çıkar. <strong>E-postalarda Duygu Yoktur! </strong>Yani telefon ya da yüzyüze görüşmelerde aldığınız negatif ya da pozitif enerjiyi e-postalarda gözlemleyebilmek oldukça zordur.  Dolayısıyla istediğimiz kişilere ulaşmak ne kadar kolay olsa da onları bağlantı haline getirebilmek biraz daha zorlaşır. Bu da bizim her başlangıcı resmi bir ağız ile yapmamızı gerektirir.</p>
<p style="text-align: left;">Birçoğumuz bu süreçlerden geçtiği için, biraz daha örnekleyerek açıklamak istiyorum; Örneğin ABC kurumunun sahibi Ahmet Bey ile bir görüşme ayarlayıp, ondan fikir almak ve birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak istiyoruz.  İlk maili atmadan önce Ahmet Bey&#8217;i internette araştırmak, <strong>resmiyet ve lakaytlık</strong> düzeyini ölçmemiz gerekir. Bu bize mailde ne kadar resmi bir ağız kullanmamız gerektiğini belirleyecektir. Devamında ise Ahmet Bey&#8217;in özellikleri ve yaptığı işler ile ilgili detaylı bilgi kazanmamız, ondan istediklerimizi daha net bir şekilde belirtebilmemizi sağlayacaktır. Yani <strong>&#8220;abi şu herifle görüşmem lazım!&#8221;</strong> yaklaşımından ne kadar kurtulup; &#8220;ABC&#8217;nin patronu Ahmet ile bir şekilde görüşmem lazım, şu konuda soracaklarım var, hem belki ortak bir şeyler de yapabiliriz!&#8221; moduna girmemiz ilişkinin seyrini oldukça olumlu yönde etkileyecektir.</p>
<p style="text-align: left;">Bu sefer yeni bir sorun çıkıyor karşımıza, araştırma yapıldıktan sonra Sosyal ortamlarda rastlanan Ahmet Bey&#8217;in esprili paylaşımları girişimciyi şu tür bir mail göndermeye yöneltir;<br />
<strong> &#8220;Selam Ahmet, geçen friendfeed&#8217;de şöyle bir başlık açmıştın oldukça önemli bir konuya değinmişsin, bu konuda biz de çalışmalar yapıyoruz. Müsaitsen bir ara görüşelim?&#8221;</strong></p>
<p style="text-align: left;">Ama heyhat, Ahmet ne kadar içten ve sıcak olsa da bu bir iştir ve kendisi babamızın oğlu değildir. =)</p>
<p style="text-align: left;">Duruma göre değişse de bir iletişime başlarken iki farklı ana yol bulunmaktadır:<strong><br />
1) &#8220;Ben de işine yarayacak bir şeyler var&#8221; yaklaşımı ile havuç göstermek,<br />
2) &#8220;Cidden bomba işler yapıyorsun&#8221; yaklaşımı ile onore etmek,</strong></p>
<p style="text-align: left;">Yalnız bu iki yöntemin de çok nazik işlenmesi gerekmektedir, çünkü hem &#8220;böbürlenme padişahım senden büyük Allah var!&#8221; yaklaşımı ile karşı tarafı ezmek hem de &#8220;abi çok büyük adamsın&#8221; yaklaşımı ile yalakalık yapmak olmayan ilişkinin -af buyurun- içine eder.</p>
<p style="text-align: left;">Eğer kendi adınıza bir yerlere gelmiş ve karşı tarafı da detaylı inceledikten sonra onların işine yarayacak argümanlarınız olduğuna kanaat getirmişseniz, bunu kelimelerin altında ifade etmek çok daha verimli sonuçlar getirecektir. Sonuçta ne kadar başarıyı geçmişinizde barındırsanız da an itibarı ile yeni bir girişim için koşturmaktasınız ve bu yeni doğan bebeğin neredeyse her türlü açılıma ihtiyacı var. O yüzden havuç gösterirken bile mütevazı olmak zorundayız ki sempati ile yaklaşımı sağlayalım ve ilişkinin daha sıcak bir şekilde ilerlemesine ortam hazırlayalım.</p>
<p style="text-align: left;">2. yolda(onore etme) ise kesinlikle abartıya kaçılmamalı ve genel ifadelerden ziyade kendisi hakkında araştırma yaparken gözlemlediğiniz <strong><span style="text-decoration: underline;">sizin için</span> </strong>önemli olan başarıların altını çizmek, hem karşı tarafa <strong>&#8220;gerçekten takipçinim&#8221;</strong> hem de <strong>&#8220;ne istediğimi biliyorum&#8221;</strong> izlenimi verecektir.</p>
<p style="text-align: left;">Ve mail hazırlarken es geçilemeyecek kadar önemli konu; <strong>Mail Başlığı!</strong> Burada farklı yollar olsa da kendi adıma başlığın her zaman resmi olması taraftarıyım, çünkü bu karşı tarafta &#8220;zaten süregelen iş ilişkilerinden&#8221; birisinden olduğunu düşündürecek ve mailin daha seri okunup cevaplanmasını sağlayacaktır.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/bizcard1.png"><img class="size-medium wp-image-1114 alignright" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="onlineiletişimmail" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/bizcard1.png" alt="" width="350" height="244" /></a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Cevap Gelmiyor!</strong></p>
<p style="text-align: left;">Altı çizilmesi gereken bir diğer konu ise ulaşmak istediğiniz bu kişiler zaten fazlasıyla yoğun kişiler, bu yüzden de mailinize hemen yanıt veremeyebilir, okuyup sonra cevap veririm diye saklayabilir ve devamında cevap vermeyi unutabilirler. Bu hiçbir zaman onların sizle ilgilenmedikleri ve umursamadıkları anlamına gelmemekle birlikte sizin &#8220;minnet&#8221; anlamında sonradan kullanabileceğiniz bir hal alır ki bu da sizin maça 1-0 önde başlamanızı sağlar. <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left;">Bu yüzden her girişimci gibi sükûnet içerisinde bekleyin ve 10-15 gün içinde yeni mailler ile cevap vermesini sağlayın.  Gelecek maillerde de onu düşündüğünüzü &#8220;yoğunluğundan cevap veremediğini&#8221; bildiğinizi ve zaten sizin ondan mesai saati değil bir hafta sonu ya da akşam/öğle yemeği görüşmesi istediğinizi belirtin. Ama bu sefer de yoğun olduğundan dolayı bir ay sonraya tarih verenler çıkabilir. Hemen kabul edin ve ona internet ortamında sorabileceğiniz ve ona değer katabileceğinizi gösterdiğiniz bir şeyler gösterin ya da gönderin(tasarım, mindmap, iş modeli vs.) devamında da cep telefonunuzu ekleyip, istediği boş vakitte ulaşabileceğini söyleyin&#8230; Ya görüşme yakın bir tarihe atılacaktır ya size oldukça heyecanlı mailler atacaktır&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Bu arada o kadar mailinizden hiçbirine cevap vermiyorsa, tekrar af buyurun ama o onun eşekliğidir&#8230;</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2010/10/hedeflenmeyen-musteriden-kacinmak-icin-6-yol/" rel="bookmark" class="crp_title">Dijital Kampanya Yönetimi: Hedeflenmeyen müşteriden kaçınmak için 6 yol!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/girisimden-yatirima-turk-internet-sektoru/" rel="bookmark" class="crp_title">Girişimden yatırıma Türk internet sektörü</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/12/start-up-weekend-uygulamalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Start-up Weekend Uygulamaları</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/02/internet-girisimcisi-ve-iletisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deveye hendek atlatmak – Crossing the Chasm</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/02/deveye-hendek-atlatmak-%e2%80%93-crossing-the-chasm/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/02/deveye-hendek-atlatmak-%e2%80%93-crossing-the-chasm/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 17:05:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ersan Bilik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kurma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1036</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda crossing the chasm teorisini inceleyip, gerçekler ile hayaller arasında tutunmanın ne olduğunu, neden teknoloji şirketlerinin hendeği atlamaya çalışırken düşüp öldüğünü bir girişimci gözü ile gözlemleyelim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/arabian-camel.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1037" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="arabian-camel" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/arabian-camel.jpg" alt="" width="304" height="229" /></a>Gerçeği bilmek ister misin ? Hiçbir şeysin. Kimsenin umrunda değilsin. Projelerin, fikirlerin, hayallerin, ürünün ve evet, SEN ! Umrumuzda değilsin ! Ne kadar uğraşırsan uğraş, ne kadar zorlarsan zorla OLMAYACAK ! Ağzınla kuş tutsan bile, BAŞARAMAYACAKSIN !</p>
<p>Hala okumaya devam ediyor musun ? Yani hala bir umudun var? Yukarda yazılanları okuduktan sonra tepkin &#8220;si&#8230;r be sen kimsin ki&#8221; oldu ise eğer, güzel. Bir adım daha yaklaştın. Ama unutma, hala hiçbir şeysin. Önünde ise başarmak için önemli bir problem var. <strong>Deveye hendek atlatmak.</strong></p>
<p>Peki nedir crossing the chasm ? Bu yazıda crossing the chasm teorisini inceleyip, gerçekler ile hayaller arasında tutunmanın ne olduğunu, neden teknoloji şirketlerinin hendeği atlamaya çalışırken düşüp öldüğünü bir girişimci gözü ile irdelemeye çalışalım.</p>
<p>Everett Rogers 1962 yılında Diffusion of innovations teorisini ortaya atan kitabını yayınladığında, cevabını aradığı soru şuydu: Teknoloji fikirleri, teknoloji ürünleri ya da teknoloji yaklaşımları, nasıl, neden ve hangi oranlarda farklı kültürler arasında yaygınlaşıyor ve pazarı ne hızda domine edebiliyor?</p>
<p>Rogers, bu soruya aradığı cevabı şu şekilde teorize ediyor. Diyor ki, farklı kültürler arası belirli bir teknoloji fikrinin, ürünün ya da yaklaşımın, pazardaki kabul hızı S dediğimiz bir eğri şeklinde gerçekleniyor. Rogers, Bu eğriyi şu şekilde şemantize ediyor;</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/800px-scurvebellcurve.png"><img class="size-medium wp-image-1038 aligncenter" style="border: 2px solid black; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" title="800px-scurvebellcurve" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/800px-scurvebellcurve.png" alt="" width="423" height="154" /></a></p>
<p>Soldaki grafikte, herhangi bir zaman periyodunda toplam gerçeklenen satış grafiğini (satış(t)), soldaki grafikte ise, belirli bir zaman aralığında kümülatif olarak ürünün, toplam satışını ya da şirketlere giriş miktarını görüyoruz. (Σ(satış(t)))</p>
<p>Rogers&#8217;a göre,  yeni teknoloji önce belirli bir çoğunluk tarafından kabul görür ( buna early majority diyor) daha sonra da genel çoğunluk tarafından kabul edilir (majority) ve bu yeni yaklaşım, artık kült olur. Bu dağılımın hızını etkileyen faktör ise, insanların yeni teknolojiye olan yaklaşımı ve profilidir. Şöyle ki:</p>
<p>Teknolojinin yayılım sürecinde 5 ana bölüm vardır. Bilgi edinme, ikna etme, karar verme, uygulama ve sonuçları doğrulama. Bu beş ana sürecin etkileşimi ise şu şekilde olmakta:</p>
<p>1.       İnnovasyonu peydah eden kişi ya da kurum, konu ile ilgili olarak bilgilendirme yapar.</p>
<p>2.       İnnovasyona karşılık olarak, diğer kişi ya da kurumlar bir tutum geliştirir.</p>
<p>3.       İnnovasyonu kabul ya da reddetme ile ilgili olarak karar verilir.</p>
<p>4.       Bu yeni fikir, uygulamaya koyulur.</p>
<p>5.       Verilen kararın ve uygulama sonucunun doğruluğu tartışılır.</p>
<p>Bu süreçte kritik nokta, 2. maddedir.  Eğer, innovasyona karşılık olarak geliştirilen tepki, early majority tarafından olumsuz olarak değerlendiriliyor ve burnunuza kötü kokular geliyorsa, <strong>dikkatli olun. </strong> Bu dikkatli olun mesajının üzerine düşünün zira başka bir yazı konusu ancak, Rogers&#8217;ın bu teoremi hala geçerliliğini genel hatları ile korumakta.</p>
<p>Rogers&#8217;ın diffusion of innovations teorisinin kökleri ise, yine Rogers&#8217;ın da içinde bulunduğu Iowa State Universitesinde yapılan araştırma sonuçlarından geliyor. Teknoloji adaptasyon yaşamdöngüsü (Technology Adoption Lifecycle) adıyla geliştirilen bu modelde, yukarda verilen S eğrisini oluşturan kullanıcı profillerinin analizi, Amerikan çiftçilerinin, yeni teknolojileri satın alma yönelimlerindeki yaklaşımları inceleyerek, 5 ana segment oluşturmuştur.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/diffusionofinnovation.png"><img class="size-medium wp-image-1039 alignnone" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="diffusionofinnovation" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/diffusionofinnovation.png" alt="" width="374" height="133" /></a></p>
<p>Bu beş segment şu şekildedir;</p>
<p>1.       <strong>Innovators:</strong> Büyük çiftlikleri var, eğitimliler, risk alırlar ve yeni yaklaşımları denerler.</p>
<p>2.       <strong>Early Adaptors:</strong> Gençler, eğitimliler, topluluk lideri olma gibi vasıfları var.</p>
<p>3.       <strong>Early Majority:</strong> Yeni fikirlere açıklar ama biraz da tutucular. Topluluklarda aktif olarak katılımları var ve komşularını etkileyebiliyorlar.</p>
<p>4.       <strong>Late Majority:</strong> Yaşlılar, az eğitimliler, tutucular ve pek sosyal değiller.</p>
<p>5.       <strong>Laggards:</strong> Muhafazakarlar, küçük tarlaları ve sermayeleri var. En yaşlılar ve en eğitimsizler bu grupta.</p>
<p>Rogers&#8217;a göre, yeni bir teknolojinin çiftçiler arasında yaygınlaşması, innovators tarafından denenmesi ile başlıyor. Innovators, bu yeni yaklaşımdan fayda sağladığında, onu early adopters takip ediyor. Early adopters segmentinden etkilenen Early Majority, yeni teknolojiyi satın almaya başlıyor ve bu teknoloji bir kült haline geliyor.</p>
<p>Ancak, teknoloji dünyasında işler biraz daha farklı&#8230;</p>
<p>1991 yılında Geoffrey A. Moore, yayınladığı <strong>Crossing the Chasm : Marketing and Selling High-Tech Products to Mainstream Customers</strong> isimli kitabında, (ki hala yeni teknoloji ürünleri pazarlama sanatının kutsal kitabı olarak kabul edilir) Rogers&#8217;ın çalışmalarını baz alarak, teoriyi, teknoloji ürünlerinin pazarlanması ve büyük çoğunluk tarafından kabülü anlamında geliştirdi.</p>
<p>Moore&#8217;a göre, herhangi bir teknolojinin, pazarı domine edebilmesini sağlayan eğriyi incelediğimizde, o eğriye bağlı segmentteki kullanıcı profillerini, teknoloji ürünleri için daha iyi analiz etmemizde fayda var.  Zira teknoloji arenasında, Early Adopters ve Early Majority arasında büyük bir hendek var ve bu iki segment arasındaki geçiş kolay değil ve şirketlerin büyük çoğunluğu, bu hendeği atlayamadığı için başarısız oluyor.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/revised_technical_adoption_cycle.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1040" title="revised_technical_adoption_cycle" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/revised_technical_adoption_cycle.png" alt="" width="339" height="125" /></a></p>
<p>Moore&#8217;ın kitabında bahsettiği, yani, devenin neden hendeği atlayamadığı sorusunun cevabı, teknoloji dünyasındaki Early Majority grubunun, Earl adopters tan etkilenen bir grup olmadığıdır. Yani, çiftçilerimizin yaklaşımı, teknoloji şirketleri yöneticileri için pek geçerli olmamakta. Şöyle ki;</p>
<p>1.       Büyük teknoloji şirketleri, birbirinin satın alım yönelimlerini inceliyor. Eğer Oracle almışsa, Microsoft da alabilir. Ya da, Department of Defence  (Amerikan Savunma Bakanlığı) almışsa, herkes alabilir.</p>
<p>2.       Kararlar, Early majority&#8217;de çok daha geç veriliyor, bu süreç içinde şirketlerin ayakta kalma şansı olmuyor.</p>
<p>3.       Etc.. Etc. ( kitabı okuyun)</p>
<p>Son söz: <strong>Deveye hendek atlatabilir misiniz ?</strong> Evet. Peki nasıl ?</p>
<p>1.       Ürününüzü doğru konumlandırın. Eğer küçük bir ekipseniz, kendi başınıza buyruk bir innovasyon yapmayın, hep bir &#8220;büyük abi&#8221; gölgesinde hareket edin.</p>
<p>2.       Ürününüzün hedeflediği pazarı iyi analiz edin. Küçükseniz önce küçük bir pazar ile başlayın.</p>
<p>3.       Ciddi olun. Takım elbise giymeden de ciddi olabilirsiniz. (bkz: Google)</p>
<p>4.       Pazarlama kanallarınızı oluşturun. Aynı pazarda sizin gibi bir çok farklı çözüm üreten iş ortağı bulabilirsiniz.</p>
<p>5.       Innovators ve Early adaptors segmentinden gelen geribeslemeleri dinleyin, ama ciddiye almayın. Çoğunlukla Early Majority&#8217;nin umrunda olmayan şeyleri isteyeceklerdir ve sizin ulaşmak istediğiniz kitle, Earl &amp; Late Majority. Kalplerini kırmayın, bir sonraki sürümde yapacağız deyin.</p>
<p>6.       Mevcut kullanıcı alışkanlıklarını değiştirecek işlevsellikleri, ürününüze eklemeyin.</p>
<p>Web Girişim Notu: Bu yazıyı e-kitap olarak bilgisayarınıza indirmek için <a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/deveyehendekatlatmak.pdf" target="_blank">bu linki kullanabilirsiniz</a></p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/" rel="bookmark" class="crp_title">Çerçevesiz Video; Sunumax</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/kopekler-askina/" rel="bookmark" class="crp_title">Köpekler Aşkına!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/02/deveye-hendek-atlatmak-%e2%80%93-crossing-the-chasm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşletme Yönetimi: Çalışan 2.0 &gt; Şirket 2.0</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/calisan-20-sirket-20/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/calisan-20-sirket-20/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 17:05:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gktu Okan Ouz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Online İş Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=891</guid>
		<description><![CDATA[Girişimciler, yolun başındayken büyüklerden gördüklerini değil, yeni düzenin gereklerini uygulamaya almalılar bence. Durum hala 2.0 iken artık paçaları sıvayıp dalmak lazım, yoksa bu farkı kapamak oldukça zor olabilir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 	 	 --></p>
<p><span style="color: #000000;">Karınca kolonilerini düşünün&#8230; Öyle ki; her şey düzene ve kurallara bağlanmıştır. Herbir bireyin, herbir işçi karıncanın görevi ve sorumluluğu bellidir ve bunu tam olarak yapmak ile sorumludurlar. Her şey gereğince bölüşülmüştür. Çalışanlar görev yerlerinde sadece kendine denileni yapmakla yükümlüdür. Ne eksik, ne fazla&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer Tarım Çağı ya da Sanayi Çağı&#8217;na bakarsanız, bu insanlar için de geçerli idi. Tarlasını süren çiftçi sürme işini yapmakla yükümlüydü. Fabrika işçisi bir parçayı alıp yerine koymakla yükümlüydü&#8230; Ne eksik, ne fazla&#8230; Ama Bilgi Çağı&#8217;nda durumlar değişti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makinalar insanların yerini alacak, çalışanlar açıkta kalacak denildi. Ancak görülüyor ki, bu ‘yetenekli çalışan&#8217; olmayan için geçerli olabilir. &#8220;Talent&#8221; kelimesini tam olarak karşılamadığını düşündüğüm ‘Yetenekli Çalışan&#8217; demek yerine modaya uygun 2.0 takısını kullanarak <span style="text-decoration: underline;"><strong>‘Çalışan 2.0&#8242;</strong></span> diye tanımlamak istiyorum bu yeni çalışan modelini. Rekabetin ürün ve servislerden öteye, alıcıda yarattığı deneyim ve duygu ile değerlendirildiği bu yeni düzende, Çalışan 2.0 şirket için bir marka temsilcisi değil, markanın kendisi haline geldi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">(Not: ‘2.0&#8242; kullanımını sadece ‘yeni&#8217; tanımı için değil aynı zamanda müşteri yaklaşımlarındaki açık ve etkileşimli yapısını da göz önüne alarak kullandım.)</span></p>
<h2><span style="text-decoration: underline; color: #000000;"><strong>Çalışan 2.0;</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>İhtiraslıdırlar</strong>. Bunu gözlerinden anlarsınız. İşine bağlıdır, enerji doludur ve herşey ile ilgilidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Aksiyon halindedirler. </strong>Onları pek yerinde bulamazsınız. İş üstündedirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Meraklıdırlar</strong>. Herşeyi bilmek isterler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Biraz delidirler.</strong> Diğerlerine benzemezler. Akıldışı istek ve taleplerde bulunur, aynı gariplikte fikirler atarlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Herkesi heyecanlandırırlar. </strong>Sadece kendi değil, etrafındakilere de ilham kaynağı olurlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>İş bitirmeyi bilirler.</strong><strong> </strong>Zaten aksiyon adamı olan bu kişiler, işi bitirmek için ne gerekiyorsa onu yaparlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şirketlerinize Çalışan 2.0&#8242;lar alın. ‘Görev adamı&#8217;nın dönemi bitti. Yaptığı işin üzerine bir şey koymayan, işten çıkıp eve gitmek için dakika sayan çalışanların şirkete bir faydası yok (Not: Tabii siz de onun dakikalarını saymamalısınız). Bu yeni dönemde çalışma saati diye bir şey yok. Her saat çalışılınabilinir, önemli olan alınan sonuçtur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Büyük-küçük her şirkette işe geliş gidiş saatleri vardır. Genelde saat tutma işini müdürler kendilerine görev edinmiştir. Akılsız demenin imkanı olmayan bu müdürlerin çalışanların (Çalışan 1.0), isterse masasının başında da vakit geçirebileceğinin farkında olmaması imkansızsa, bu bekçilik görevini bu müdürler (Müdür 1.0) neden yaparlar hep merak etmişimdir.</span></p>
<h2><span style="text-decoration: underline; color: #000000;"><strong>Müdür 2.0;</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Motive eder. </strong>Adam değiştirmeye değil, değiştirilemez adamlar yaratmaya odaklanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Yön verir.</strong> Yapılması gerekeni söylemez, gidilmesi gereken sonucu gösterir, yön verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Oyuna katılır.</strong> Oyunun planını takım ile yapar, oyunu takım ile oynar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Fırsatları dağıtır. </strong>Fırsatları dönüştürmeye, her şeyi kendi yapmaya kalkmaz, dağıtır. Sorumluluk ve inisiyatif verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>Çalışanları birleştirir.</strong> Çalışanları düzeltmek yerine, birleştirip çözümü bulmalarını sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">- <strong>‘Neden&#8217;in cevabını arar</strong>. Her sorusu ‘neden?&#8217; olabilir.</span></p>
<h2><span style="text-decoration: underline; color: #000000;"><strong>Çalışan 2.0 &gt; Müdür 2.0 &gt; Şirket 2.0</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Şirketleri insanlar oluşturur. Şirketinize aldığınız insanların kalitesi, aklı, yeteneği şirketinizin kalitesi, aklı ve yeteneğini belirler. Çok para verilen adam ya da çok çalışan adam ‘iyi adam&#8217; demek olabilir ama artık ‘iyi adam&#8217; dönemi bitti. ‘İyi&#8217; artık yeterli değil. ‘Değişiklik&#8217; yapacak adam, yaptığı işin üzerine HERGÜN birşeyler koyacak adam, HERGÜN farklı olmayı deneyecek adam yeni adam. Çalışan 2.0&#8242;ların yaptıkları Şirket 2.0&#8242;ın iş yapışını ve çalışma şeklini belirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0,</strong> çalışanlarını her şeyin önüne koyar. Yetki verir, sorumluluk verir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0&#8242;</strong>da rakamlar sadece yapılan işlerin bir sonucudur. Bu sonuçlar şirketin değerini belirlemez. Şirketin değerini; entellektüel birikim, pazarlama, deneyim gibi şeyler belirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0</strong> deneyim odaklıdır, ürün ya da servis değildir ürettikleri.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0</strong>&#8216;ın yarattığı deneyimler ses getirmelidir. Eşi benzeri olmamalıdır. Unutulamaz olmalıdır. Kullanıcının hayallerini gerçekleştirmelidir. Basit olmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0</strong> maliyet merkezlerine değil kar merkezlerine odaklanır. Fırsat odaklıdır. Karını maksimize etmeye çalışır, maliyetlerini minimize etmeye değil.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0</strong> için müşteri tekrar satış yapılması gereken bir yer değil, bir reklam alanıdır. Müşteri aldığı şeyler hakkında konuşmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şirket 2.0</strong> için bilgi her şeydir. Verimlilik ve üretkenlik odaklı prosesler yoktur, çünkü proseslerin kendisi verimlilik ve üretkenlik için engeldir. Bilgi ve diğer birçok şey herkese açıktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Girişimciler, yolun başındayken büyüklerden gördüklerini değil, yeni düzenin gereklerini uygulamaya almalılar bence. Girişimciler için büyük rakipleri karşısında innovatif avantaj yaratacağı için Şirket 2.0 yaklaşımını şirket kültürü haline getirirlerse başarının kısa vadede gerçekleşmesi çok muhtemel.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bugün girişimci olsaydım ne yapardım? (tamamen rastgele yazıyorum)</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Şirketime 	alacağım adam ile mülakat yaparken ne bildiğine değil 	(temelleri bilsin yeter), ne kadar akıllı olduğuna, ne kadar 	istekli olduğuna ve ne hayalleri olduğuna bakardım. Bana göre 	bilgi öğrenilebilinir, yeterki akıllı olunsun.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Şirketimde 	çalışma saati kavramını ortadan kaldırırdım. Sonuç 	önemlidir, masa başına geçirilen saat değil.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Maaşları 	esnek bırakırdım. Ne kadar ekmek o kadar köfte. Hatta 	çalışanları (bildiğim kadarıyla legal engelleri var gerçi) 	kısmi ortak ederdim şirketime.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Satacağım 	ürünün özelliklerini pazarlamak yerine yaratacağı duygu 	üzerine odaklanır ve ürünü bu şekilde satar ve pazarlardım. 	‘Good Enough&#8217; artık yeterli değil. İnsanlar farklı 	deneyimler yaşamak istiyorlar.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Çalışanların 	ürünleri çok iyi bilmelerini sağlardım. Sadece satıcıların 	değil. Birçok şirkette çalışanlar ürünlerini bilmez, buna 	çok şaşırırım.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Çalışanların 	aykırı fikirlerini ödüllendirmeyi düşünürdüm. Şaşkınlar 	yaratacak projeler denebilecek projeleri oluşturmaları için 	gönüllendirirdim.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yapılacak 	ürünler ile müşterilerin mutlu müşteri olmaktan öteye 	taşımaya ve sanki bir kulübe üye olmuş gibi hissetmelerini 	sağlamaya çalışırdım. ABC ürünü kullanıcıları kulübü.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Ürünlerin 	müşterilerin ‘cebine uygun&#8217; değil, ‘moduna uygun&#8217; 	olmasına dikkat ederdim.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Tasarım&#8217;a 	önem verirdim. Tasarım dizayn demek değildir. Çözüm 	tasarlayacağım sorun için %80 vakti tanımlamaya ayırırdım. 	Az, öz, elegan, basit, temiz, güzel.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Durum hala 2.0 iken artık paçaları sıvayıp dalmak lazım, yoksa bu farkı kapamak oldukça zor olabilir&#8230;</span></p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/ve-iste-geri-donduk/" rel="bookmark" class="crp_title">Ve İşte Geri Döndük!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2010/10/hedeflenmeyen-musteriden-kacinmak-icin-6-yol/" rel="bookmark" class="crp_title">Dijital Kampanya Yönetimi: Hedeflenmeyen müşteriden kaçınmak için 6 yol!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/gencligin-internete-yansimasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençliğin internete yansıması</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/calisan-20-sirket-20/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 17:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=984</guid>
		<description><![CDATA[2006 yılından beri Bluetooth ile reklam ve pazarlama çözümleri geliştiren Vodera'nın Yerel Seçimler için yenilikçi ve etkili olmanın yanısıra sosyal sorumluluk da taşıyan projesi "eBaşkan" ile ilgili söyleşi yaptık...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yenilikçi teknoloji, seçim kirliliğine karşı! </strong></p>
<p>2006 yılından beri Bluetooth ile reklam ve pazarlama çözümleri geliştiren Vodera, Yerel Seçimler için yenilikçi ve etkili olmanın yanısıra sosyal sorumluluk da taşıyan bir projeye imza attı. &#8220;eBaşkan&#8221;</p>
<p><strong>eBaşkan nedir?</strong></p>
<p>eBaşkan, yeni nesil bir propagandadır. Temel olarak belediye başkan adayının kendisini anlattığı 3gp formatında cep videolarını Bluetooth ile seçmenin cep telefonlarına göndermeyi amaçlamaktadır. Laptop çantası boyutunda bir ışıklı kutuyla başkan adayının gittiği heryere taşınabilen eBaşkan, aynı zamanda başkan adayının gidemediği yerlere de giderek Başkan adayının sınırlı sürede daha fazla seçmenle (dijital olarak da olsa) yüzyüze gelmesini ve onların gözlerinin içine bakarak projelerini anlatmasını sağlar.<strong></strong></p>
<p><strong>Sosyal sorumluluk dediniz, eBaşkan&#8217;ın sosyal sorumluluk yönü nedir?</strong></p>
<p>Dedik ki, belediye başkan adayları halka kendini anlatırken geleneksel yöntemlerden sıyrılsın ve farklılaşsın. Aynı zamanda da kaynakları tüketmesin, kağıt israfına neden olmasın, plastik gibi geri dönüşümsüz malzemelerle doğayı kirletmesin. Bildiğiniz gibi duvar afişleri, bez ilanlar, el ilanları, parti bayrakları, plastik balonlar gibi birçok zararlı ve masraflı yöntemle çepeçevre kuşatılıyoruz seçim döneminde. eBaşkan bu fikirden doğdu. eBaşkan, her belediye başkan adayına yönelik bir proje değil. Yenilikçi, genç ve dinamik bir başkan adayı olan veya bu imaja sahip olmaya çalışan adaylara yönelik farklı bir mecra. Zaten her aday eBaşkan&#8217;ı alsın istemiyoruz ki yenilikçi olan adayla olmayan aday ayrışabilsin.</p>
<p>Bazı adaylar çıkacak ve diyecekler ki &#8220;Ben sırf oy uğruna broşür, afiş, ilan bastırmayacağım. Sırf koltuk uğruna kaynakları heba etmeyeceğim.&#8221; Amacımız bunu söyleyecek adayları görebilmek. (Ve bu adaylar tarafından yönetilebilmek.)</p>
<p><strong>eBaşkan nasıl hazırlanıyor?</strong><br />
Bu paket kapsamında belediye başkan adayının 5 adet 1 dakikalık videosunu çeker ve bu videolar Bluetooth sunucusuna yüklenir. Bluetooth ile bu videoları gönderecek olan Bluetooth sunucusu ışıklandırmalı beyaz kutulara yerleştirilir. Kutuların üzerine Başkan adayının fotoğrafıyla ve &#8220;Bluetooth&#8217;unuzu açın size söyleyeceklerim var!&#8221; sloganıyla hazırlanan dijital tasarım uygulanır.</p>
<p>Başkan adayının gittiği heryere kolayca taşınabilen eBaşkan&#8217;a yüklenmiş videolar, o ortamda bulunan seçmenlerin cep telefonlarına gönderilir. Başkan adayı, her seçmenin cep telefonuna girer, gözlerininin içine bakarak onlara, sadece onlara hitap eder ve en önemlisi bu videolar cep telefonundan silinmez, kalıcı olur. Ayrıca başkan adayının gidemediği, ulaşamadı noktalardaki seçmenlere bile videosu ulaşır.<strong></strong></p>
<p><strong>Bluetooth ile pazarlama yapan bir ürünü satmak zor değil mi? Ne gibi sorularla karşılaşıyorsunuz ve bunları nasıl cevaplıyorsunuz?<br />
</strong><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/telefon.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-988" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="telefon" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/telefon.jpg" alt="" width="327" height="297" /></a>Biliyorsunuz Bluetooth son  5 yılda artık cep telefonlarında, konuşma özelliğinden sonra en çok yer alan özellik. Ama 10 yıla yaklaşan bu teknoloji, reklam ve pazarlama sektörlerince doğru kullanılamamış geçmişte. Bu yanlış kullanımların yan etkilerini aşmak hiç de kolay olmadı. Bluetooth&#8217;un cep telefonuna virüs girmesine neden olduğuna olan yaygın kanaat, şarjı çok çabuk bitirdiğinin düşünülmesi, çevredeki diğer Bluetooth kullanıcıları tarafından gelen rahatsız edici içerikler gibi nedenlerle (Bunların karşılıksız sorular olduğunu ve cevaplarını daha sonraki yazılarıma bırakıyorum) Bluetooth ile reklam ve pazarlama alanı gelişmemiş bugüne kadar. Biz 2 yıldır birçok proje yaptık hem marka müdürlerinin hem ajansların hem de sokaktaki insanların fikirlerini değiştirdik.</p>
<p>Bizim kurgumuz insanların Bluetooth&#8217;ları açık  dolaşmaları yönünde değil. Bu belediyenin sınırları içinde yer alan ve oy kullanacak olan herkes, Bluetooth&#8217;unu açacak ve başkan adayının videosunu indirecek. Bluetooth ile gelen dosyalar cep telefonunda kalıcı oluyor, eğer özellikle girip silmezseniz. Düşünün ki, bir arkadaşınızla konuşuyorsunuz ve seçimlerden söz ediyorsunuz. Arkadaşınız da eBaşkan&#8217;ı bir yerde görmüş ve videoyu indirmiş. &#8220;Kime oy vereceğiz, kimler aday acaba&#8221; diye soruyorsunuz. Arkadaşınız size kulaktan kulağa anlatmak yerine hemen cep telefonunu çıkarıyor ve diyor ki &#8220;Bak, kendisi anlatsın sana&#8221;.</p>
<p>Artık nüfuslar da yüzölçümleri de çok büyüdü. Bırakın bir adayın tek tek tek seçmenlerle konuşmasını, toplulukları bile biraraya getirip konuşamıyorlar.eBaşkan ile amacımız  belediye başkan adaylarını cep telefonlarına <strong>ışınlamak..</strong></p>
<p>Bir diğer yönden de Yüksek Seçim Kurulu tarafından, SMS&#8217;in ve diğer birçok izinsiz pazarlama yönteminin yasaklandığı seçim döneminde, seçmen tarafından onaylandığı takdirde indirilebilen Bluetooth ile seçim aktivitesinin seçmene &#8220;patron sensin&#8221; imajını vermesi de projeyi etkin kılıyor</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/" rel="bookmark" class="crp_title">Çerçevesiz Video; Sunumax</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/" rel="bookmark" class="crp_title">HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerçevesiz Video; Sunumax</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 17:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alya Esat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=976</guid>
		<description><![CDATA[Çerçevesiz video teknolojisi ile müşterilerine hizmet veren Sunumax'ın girişimcisi Sadık Kocabasa ile neler yaptıklarını konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çerçevesiz video teknolojisi ile müşterilerine hizmet veren Sunumax&#8217;ın girişimcisi Sadık Kocabasa ile neler yaptıklarını konuştuk&#8230;</strong></em></p>
<p><strong>Sunumax nedir? Nasıl bir hizmet sunar?</strong></p>
<p>İnternet tabanlı bir servis olan <a href="http://www.sunumax.com/">SunumaX </a>teknolojisi, televizyon sunucusu gibi bir karakterin, sitenizin ekranında hareketli olarak sitenizi hedef kitleye anlatmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Çalışma sisteminiz nedir? </strong></p>
<p>Sitenizdeki ürün ya da hizmetlerinizi tanıtmak için, SunumaX&#8217;ın modellerinden birini kullanabilir veya kendi belirleyeceğiniz kişilerin sizin sunumlarınızı yapmasını sağlayabilirsiniz.<br />
SunumaX, hazırladığınız bir konuşma metnini gönderdiğiniz takdirde üç iş günü içinde ürününüzün veya hizmetinizin profesyonel oyuncular tarafından hazırlanmış sunumunu hazırlamayı garanti ediyor.</p>
<p><strong>İnteraktif web hizmetleri içinde çerçevesiz video teknolojisi dünyada ve Türkiye&#8217;de ne kadar yaygın, kullanım alanları nelerdir?</strong></p>
<p>Henüz çok yaygın değil çünkü uyglulaması ve gerçekleştirmesi zor bir teknoloji .Kullanım alanları; şirket tanıtımları, ürün tanıtımları, internet reklamcılığı veya başkan/ceo gibi kişilerin çalışanlarına ya da hedef kitlelerine vermek istedikleri mesajların iletilmesi.</p>
<p><strong>Sunumax&#8217;ın web sitelerine etkisi/katkısı nedir?</strong></p>
<p>İnternet tabanlı bir servis olan <a href="http://www.sunumax.com/">SunumaX </a>teknolojisi, televizyon sunucusu gibi bir karakterin, sitenizin ekranında hareketli olarak sitenizi hedef kitleye anlatmasını sağlıyor.<br />
Web sitelerine, arama motorları ya da farklı yollarla gelen ziyaretçilerin 30 saniyeden fazla kalmasının istisna olduğunu düşünürsek, bu süreyi iyi kullanmanın zorunluluğu net bir şekilde anlaşılır.</p>
<p><strong>Bu teknolojiyi işe dönüştürmeye nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Başından beri yeni işler ve yeni teknolojiler beni hep heyecanlandırırdı. Sunumax&#8217;ı da gördüğüm ilk anda bu teknolojinin Türkiye&#8217;de olması gerektiğine karar verdim. Kısa bir araştırmadan sonra bu uygulamayı Türkiye&#8217;de zaten kimsenin yapmadığını gördüm. Türk firmalarının böyle uygulamalar için yabancı şirketlere gitmemesi için Sunumax&#8217;ı kurdum. Şimdiden yurtdşındaki rakiplerimizi teknolojimizle geride bıraktık. Bu nedenle yurtdışı açılımımızı da geçtiğimiz ay başlattık. Bu yönde ilerlemeye devam ediyoruz.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax_tiport.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-981" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="sunumax_tiport" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax_tiport.jpg" alt="" width="235" height="214" /></a><strong>Sunumax, bir marka olma yolunda hızla ilerliyor, peki Sunumax&#8217;ı ilk kurduğunuz andan itibaren sizi en çok zorlayan konular neler oldu?</strong></p>
<p>Böylesine yeni ve emsalsiz bir teknolojiyi firma yetkililerine anlatmak her zaman kolay olmuyordu. En kısa toplantımız 1,5 saat sürüyordu. Herkesin kafasında çok fazla olumsuz soru oluyordu; &#8220;Sayfamı</p>
<p>zı yavaşlatır mı?&#8221;, &#8220;Biz web sayfamızı yeni yaptırdık, şimdi yenilememiz mi gerekiyor?&#8221; gibi. Bu sorularla karşılaştık sürekli olarak ancak müşterilerimize Sunumax&#8217;ın web sitelerinde teknik bir değişiklik gerektirmediğini her seferinde açıkladık. Türkiye&#8217;de internet hızının yavaş olması da online video hizmeti verdiğimiz için bizi zorlayan diğer bir faktör.</p>
<p><strong>Video uygulamasına ek olarak geliştirdiğiniz ya da geliştirmeyi düşündüğünüz yeni teknolojiler var mı?</strong></p>
<p>Çerçevesiz video teknolojisiyle web sitelerinde yapılabilecek olan uygulamalar tamamen hayal gücüyle sınırlıdır. Genellikle müşterilerimizin istekleri doğrultusunda oyuncularımızla gerçekleştirdiğimiz çekimleri postprodüksiyon aşamasında eklediğimiz çeşitli efektlerle geliştirebiliyoruz.</p>
<p><strong>İnternet reklamcılığında  Sunumax&#8217;ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda bir girişiminiz var mı?</strong></p>
<p>Sunumax standart banner ve metin reklamlarından çok daha etkili ve hızlı sonuca götüren bir sistemdir. Gözlerin banner&#8217;ları yok saydığı internet sayfalarında Sunumax göze çarpar ve ziyaretçilerin dikkatini çeker.</p>
<p><strong>Türk web sektöründe Sunumax gibi yenilikçi teknolojilerin kullanımı sizce yeterli seviyede mi? Bu ve benzeri teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak adına sizce neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Yeterli seviyede değil ama her geçen gün yeni uygulamlar görüyoruz. Firmaların web mecralarına ayırdıkları bütçeleri arttırmasıyla beraber daha yaratıcı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bunu da zaman içinde hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><strong>Web tabanlı interaktif hizmetler arasında canlı sunum/konuşan web uygulaması nasıl bir yer tutuyor?</strong></p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-978" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="sunumax" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax.jpg" alt="" width="270" height="202" /></a></p>
<p>Sunumax bütün projelerinde gerçek insanlar kullanır. Bu sayede animasyonlardan ve grafiklerden kolaylıkla ayrışır. Gerçek karakterlere yer veriyor olmamız web sayfasını ziyaret eden kişilere çok daha samimi ve gerçekçi geliyor. Bu yönüyle Sunumax pazardaki pek çok interaktif uygulamadan farklı bir yere sahip.</p>
<p><strong>Bugüne dek Migros, Sabancı Holding, CEBIT ve daha birçok büyük firmayla çalıştınız. İlerleyen dönemlerde Sunumax&#8217;i farklı projelerde görecek miyiz?</strong></p>
<p>Şu anda da çalışmasını yürüttüğümüz bazı projelerimiz var. Önümüzdeki haftadan itibaren Seda Sayan&#8217;la yaptığımız çalışmalarımızı ve diğer yeni projelerimizi de göreceksiniz.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/erhan-erdogan-ve-evangelism/" rel="bookmark" class="crp_title">Erhan Erdoğan ve Evangelism</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/" rel="bookmark" class="crp_title">Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/kopekler-askina/" rel="bookmark" class="crp_title">Köpekler Aşkına!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takım arkadaşı bulamıyorum olanı yönetemiyorum!</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/takim-arkadasi-bulamiyorum-olani-yonetemiyorum/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/takim-arkadasi-bulamiyorum-olani-yonetemiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2009 17:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuba Avc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=922</guid>
		<description><![CDATA[Tasarımcıyı pembeleşinceye kadar kavurup sonra yazılımcıyı ekleyin. Göz kararı proje yönetimi katıp, helmelenmeye bırakın. Tencerenin kapağını açtığınızda yatırımcılar sitenize $4 milyon vermek için sıraya girmiş olacak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tasarımcıyı pembeleşinceye kadar kavurup sonra yazılımcıyı ekleyin. Göz kararı proje yönetimi katıp, helmelenmeye bırakın. Tencerenin kapağını açtığınızda yatırımcılar sitenize $4 milyon vermek için sıraya girmiş olacak&#8230; </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>13 Yıllık iş hayatımda en az 20 web projesini, çok yakından gözlemleme şansına sahip oldum. Gözlemlerime dayanarak zamanında ve olması gerektiği gibi biten bir proje görmedim. Bu tarifte bir eksiklik olmalı.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/kariyer-insan-kaynaklari2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-924" style="border: 2px solid black; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" title="kariyer-insan-kaynaklari2" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/kariyer-insan-kaynaklari2.jpg" alt="" width="504" height="268" /></a></p>
<p>İlk yazımda iş planından başlayıp, stratejik karar noktalarının altını çizmek ve ihtiyaç duyup da bulamadığımız insan kaynağını neden bulamadığınızdan bahsetmek istedim.</p>
<p>Web girişimlerinin temel özelliği büyük yatırım sermayesi gerektirmeyen, emeğin sermaye edildiği girişimler olması. Bir yazılımcı, bir tasarımcı olduktan sonra güvendiğiniz iş fikrini hayata geçirmek için hiç bir engeliniz kalmıyor gibi görünse de, işin aslı bu değil.</p>
<p>İşin özünde doğru kurgu, senaryo, oyuncular, set ekibi ve yönetmen var&#8230; Senaryo sizin iş planınız ve yönetmen sizsiniz. Kötü bir filmle kötü bir iş arasında tek fark sizi eleştirenlerin sayısı.</p>
<p>İş planına başlarken;</p>
<p>1)   Hayalinizi proje haline getirin</p>
<p>2)   Projenizi bir plana dönüştürün</p>
<p>3)   Planın bütününü versiyonlara bölün</p>
<p>4)   Kullanacağınız teknolojiyi ve bu teknolojinin size olan maliyetini hesaplayın;</p>
<p>a)    Elinizdeki insan kaynağının en iyi bildiği teknolojiyle mi yola çıkacaksınız?</p>
<p>b)   Teknolojinin size sunduğu esnekliğe göre mi?</p>
<p>c)    Yahoo, Google, Ebay ya da Facebook&#8217;u mu örnek alacaksınız?</p>
<p>Projede kullanılacak teknolojileri, bu teknolojilerin size maliyetini düşündünüz mü? Portaliniz Java ile geliştirilecek diyelim, neden? Sektörde jr, sr java developerların ortalama ne kadar ücretle çalıştığını biliyor musunuz? Ya da ruby on rails ile başladınız, ruby&#8217;nin ihtiyaç duyduğu sunucunun size kaça mal olabileceğini düşündünüz mü? Yazılımcınız askere gitti, aşık oldu, sizinle çalışmaktan nefret etti, ekip arkadaşlarına uyum gösteremedi&#8230; Yenisini nereden, nasıl, hangi sürede bulacağınızı düşündünüz mü? .Net ile başladığınızda lisans maliyetlerini java&#8217;nın insan kaynağı maliyeti ile karşılaştırdınız mı? En fazla 1-2 gününüzü alır, araştırın, yapılmış araştırma ve karşılaştırmlara bakın ya da bir bilene sorun. Ama elinizde öngörebileceğiniz bir bilgi olsun.</p>
<p>5)   Kullanacağınız teknolojiyi, yakın çevrenizde kullanan kaç proje olduğunu değerlendirin.</p>
<p>6)   Proje planında çıkan görevleri alt alta yazıp bu görevleri pozisyonlaştırın. Rol seviyelerini belirleyin.</p>
<p>7)   Nasıl bir ekiple projenizi zamanında çıkarabileceğinizi hesaplayın.</p>
<p>8)   Proje sürecini nasıl takip edebileceğinizi düşünün; MS Project, Excel dosyaları, rapolar&#8230;</p>
<p>9)   İnsan kaynağınızla aranızda güven sorununu kaldırmak için hukuki yöntemleri araştırın.</p>
<p>10)Artık pozisyona uygun adayları aramaya başlayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/insankaynaklari.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-925" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="insankaynaklari" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/insankaynaklari.jpg" alt="" width="363" height="245" /></a>İşte ihtiyaç duyacağınız  takım arkadaşlarının görevlerini belirlediniz. Bulduğunuz adaylara, teknik yetkinlik testi yapın. Yapamıyorsanız, tanıdığınız en iyi developerlardan birini mülakata davet edin ve teknik sorgulama yaptırın. Önceden yazdığı kodu inceletin, örnek kod yazdırın. Teknik yeterliliğinde mutabıksak, sonuçları güvenilir bir kişilik envanteri uygulayın. Ama kendinize ve ekibin diğer üyelerine de uygulayın. Başladığı işi bitiremeyen, konsantrasyonu dağınık ama kullandığı teknolojiyi çok iyi bilen birini yönetmekle, öğrenmeye açık, iş disiplini yüksek bir profili yönetmek arasındaki farkları ve riskleri hesaplayın. Gizlilik anlaşması ve proje ortasında işi bırakması halinde size vereceği maddi zararı tazmin edecek bir sözleşme imzalayın. Bu sözleşme katolik evliliği niteliği taşımamalı ve mutlaka kazan-kazan modeli üzerine kurulmalı. Örneğin; projeden her ne sebeple ayrılmak isterse istesin, yerine biri bulunduktan sonra tüm kodları teslim etmesi ve devir teslimi sağlıklı yapmasını sağlayacak maddeler kullanın. Önemli olan cezalandırmak değil, işin sürekliliğini sağlamak.</p>
<p>Projenin her adımını izleyebileceğiniz, bir problem olması halinde haberiniz olabilecek bir alt yapıya ihtiyacınız var. Ben bunun için Google Documents özelliklerinden yararlanıyorum. İş listesi, işin sahibi, bitirme tarihi ve üzerindeki iş yükünü takip edip, yetişemeyeceğini fark ettiğim noktalarda müdehale etme şansına sahip oluyorum. Yazılan kodun kalitesini denetlemek, teknik çalışanların sıkıştığı anda danışabileceği bir bilirkişiden haftada 1 saatini size ayırmasını isteyin. Bedeli neyse ödeyin, ilerde daha büyük bir fatura ödemekten ya da ölü doğacak bir projeden daha düşük bir maliyet olduğunu unutmayın. Danışmanınızla da bir gizlilik anlaşması yapın.</p>
<p>Sırada yönetmek var&#8230; Proje ve versiyon planlarınızı ekibinizle birlikte inceleyin, verdikleri sürelere 2 hafta ek süre koyarak planınızı revize edin, bilirkişinize danışın ve günlük olarak takip edin. Çok zeki insanlarla çalıştığınızı ve karar verme/iş yapış biçimlerinin kendilerine has olabileceğini unutmayın.</p>
<p>Abartılı ya da maliyetli mi geldi? Eğer böyle düşünüyorsanız, lütfen önce hatalı işe alımla 3 aylık maaş ve proje gecikme bedelinizi hesaplayın.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/" rel="bookmark" class="crp_title">Bilişim insanları</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/" rel="bookmark" class="crp_title">HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/takim-arkadasi-bulamiyorum-olani-yonetemiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seri Girişimci Modeli: Ersan Özer</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 17:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul.net]]></category>
		<category><![CDATA[itiraf.com]]></category>
		<category><![CDATA[uzman.tv]]></category>
		<category><![CDATA[Yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[Ben refahımın düşmesine, "aa, ne güzel mutlu oluyoruz" diye göz yummadım. Ben refahımın düşmesine, "daha yüksek standartlara ulaşacağım" diye göz yumdum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 	 	 --></p>
<p><em><strong>- Geçmişinizden, internet girişimcisi olmadan önce neler yaptığınızı merak ediyoruz öncelikle. Kimdir Ersan Özer?</strong></em></p>
<p>Eskişehir&#8217;de Reklamcılık ve Halkla İlişkiler okudum. 93 yılında mezun oldum. Ağırlıklı olarak medyada çalıştım; Okan Bayülgen&#8217;in yazarlığından Beyaz Show&#8217;un yönetmenliğine, Akşam Gazetesi&#8217;nden Aktüel Dergisi&#8217;ne kadar birçok yerde yazarlık yaptım. Son olarak 2000 yılında NTV&#8217;de çalışıyordum. Çok yoğun çalışmadan bıktığımdan sanırım, o zamanlar yeni yeni hayatımıza giren internete yöneldim.</p>
<p>İnternette bir proje geliştirme fikri geldi, ancak fikir nasıl fikir olmalıydı, bunun üzerine çok düşündüm. O zamanlar çok düşünülen şeyler olmasa da, şimdilerde Web 2.0 dediğimiz, kullanıcının içeriği oluşturduğu bir site yapma fikri oluştu kafamda. Ama ne yazacaklardı? Yazmak için cezbedecek ne olabilirdi? Bunların üzerinde durdum. O zamanlar revaçta olan Televole&#8217;yi izlerken, &#8220;oradaki mankenin bu kadar magazinsel bir hayatı varsa, Ersan&#8217;ınki ondan daha magazinseldir belki de&#8221; diye düşündüm. Herkesin hayatında vardır bu, kendisine sakladığı özel şeyler; patronuna olan öfkesi, platonik aşkları, yalnız kaldığında burnunu karıştırmasına kadar&#8230;</p>
<p>Buradan <strong>İtiraf.com </strong>projesi çıktı ortaya. Html de kurcalıyordum az çok, yaptım bir site, &#8220;itiraf edin, rahatlayın&#8221; gibi bir sloganla girdi yayına. Çok kısa sürede günlük ziyaretçi sayısı 10 bine ulaştı. Şimdilerde 10 bin kişi girmeyince &#8220;proje tutmayacak galiba&#8221; diyoruz ama, o zamanlar bu çok değerli bir rakamdı. Üçüncü veya dördüncü ayında, Siberalem ve İdeefix&#8217;in sahibi, EBİ geldi ve dedi ki, &#8220;bu ilginç bir proje, buna ortak olalım&#8221;. Ortaklık oldu ama, son derece amatör bir başlık altında. İnternet o zamanlar iş olarak görülmüyordu çünkü.</p>
<p>Kendimi anlatırken, İtiraf.com&#8217;un hikayesini anlatmış olduk <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İnternet üzerine konuşmak için bir araya geldik, kendimi tanıtırken İtiraf.com&#8217;dan bahsediyorum, çünkü benim internet hikayemin başında da bu var.<em><strong><br />
</strong></em></p>
<p><em><strong>- Ne kadar çok medyada çalışıyor olsanız da, o sıralar, 98-99 yıllarında o kadar internetin kullandığı söylenemez sanırım. Burada yaratıcılık giriyor devreye, insanları konuşturmanın, itirafta bulunmanın yolunu nasıl buldunuz?</strong></em></p>
<p>Bu bir yaratıcılık süreci. Elindeki ürüne göre çözümler üretmen gerekiyor. Mesela bir skeç yazacaksınız; Okan Bayülgen&#8217;in programının izleyicilerine hitap etmeli, Şafak Sezer vardı oyuncular arasında, o iyi Trakya ağzı konuşur, onun için Trakya ağzıyla yazmalıyım, olay şurada geçmeli vs. düşüncelerle yazarsınız. İnsanları İtiraf.com&#8217;a yazdırma ve insanlara İtiraf.com&#8217;u okutmak için de şartlara göre şeyler düşündük.</p>
<p><em><strong>- NTV&#8217;deki işinizden ne zaman ayrıldınız?</strong></em></p>
<p>Hemen ayrıldım. 99&#8242;da İtiraf.com için EBİ&#8217;yle anlaştıktan sonra ayrıldım. Hayatımı sürdürmem için para lazımdı, EBİ dedi ki, &#8220;sana imkanlar açılır, maaş verelim sana, sadece bu proje üzerine düşün&#8221;. Ben de <strong>o garantiyi aldıktan sonra bu kararı verdim</strong>.</p>
<p><em><strong>- Farklı bir konuya geçiyorum biraz ama, NTV&#8217;de çalışırken gelir seviyenizin düşük olduğunu sanmıyorum. Ama internete geçtiğinizde, girişimci olduğunuzda refah seviyenizde bir düşüş olmuştur? Ama şu farkı anlatmanızı istiyorum; girişimci olmak ve bir yerde çalışmak arasındaki gelir ve haz dengesini?</strong></em></p>
<p>Haz kısmı da var tabii ki ama, bence en önemlisi <strong>&#8220;umut&#8221;</strong>. Ben refahımın düşmesine, &#8220;aa, ne güzel mutlu oluyoruz&#8221; diye göz yummadım. <strong>Ben refahımın düşmesine, &#8220;daha yüksek standartlara ulaşacağım&#8221; diye göz yumdum.</strong></p>
<p>Girişimci olmanın en güzel yanı, haz ve refahtan ziyade umuttur bu yüzden. &#8220;Dün 5 kazanıyordum, bugün 3 kazanıyorum, ama yarın 10 kazanacağım&#8221; umudu olduğu için; bir işi bırakıp kendi işinizi yapıyorsunuz, 5&#8242;i bırakıp 3&#8242;e razı oluyorsunuz, karınızı daha az görmeyi göze alıyorsunuz. Sonra 10 kazanmak için.</p>
<p><em><strong>- &#8220;İnternet girişimciliğine nerden soyundum, geri dönsem mi&#8221; diye düşündüğünüz, umudunuzu yitirdiğiniz oldu mu?</strong></em></p>
<p>Hayır, ben yapım gereği umutsuzluğa kolay kapılan biri değilim. Onun yerine daha çok çabalayan bir insanım. Evet, İtiraf.com çok popüler bir siteydi. Ama <strong>benim eski refah seviyeme ulaştıracak bir iş değildi. Fakat başka kapılar açtı bana</strong>; Akşam Gazetesi&#8217;nde düzenli yazmaya başladım, &#8220;senin kitlen var, gel yaz&#8221; dediler. O da dolaylı yoldan bir katkısıydı İtiraf.com&#8217;un. Ek işler yapmam gerekiyordu bunun gibi. Televizyona da birkaç iş yaptım. İnterneti meslek edinmeye koyuldum o sırada. Çünkü İtiraf.com etiketiyle internet girişimcisi olmuştum, kafama da koymuştum bunu. Bir de internet hakikaten sevilmeyi hakeden bir şey, çok büyük imkanlar sunuyor insana, hele bir de başarınız varsa o konuda&#8230;</p>
<p>Zincirleme gidiyor bu böyle. İnternetle, aşk derecesindedir ilişkimiz. Hala da öyle, günde 10-15 saati bulur başında geçirdiğim süre. Ben interneti meslek edinmeyi kafama koymuştum, hayat da yardımcı oldu. 2004 yılına kadar İtiraf.com&#8217;la gitti bu böyle.</p>
<p><em><strong>- İtiraf.com&#8217;u sattınız 2004&#8242;te, satış nasıl gerçekleşti?</strong></em></p>
<p>Hissemi sattım, EBİ&#8217;ye. Yani tam anlamıyla bir el değiştirme sözkonusu olmadı.</p>
<p>Satmamın nedeni de, oğlumun doğmasıydı. Oğlum doğduğu gece, karım sancılar çekerken ben itiraf seçiyordum. Bu hoşuma gitmedi ve satmaya karar verdim. Ancak oğlumla zaman geçirmek, ilk adımlarını görmek, ilk kelimelerini duymak için 1 yıl İtiraf.com&#8217;da editörlük yapma şartı koydum. Akşam Gazetesi&#8217;nde de yazmaya devam ettim.</p>
<p><em><strong>- İtiraf.com defterini kapattıktan sonra ne yaptınız?</strong></em></p>
<p>O zamanlar projeler şimdiki gibi havada uçuşmuyordu. Kısır bir ortamdı. İtiraf.com gibi bir fenomen olmuş projeyi gerçekleştiren biri olarak da öyle kolay kolay her projeyi de gerçekleştiremiyorsunuz, seçmek zorundasınız. Onun için 1 sene kadar ara verdim internete. Televizyona işler yaptım. Bu arada proje de arıyorum tabii ki. Herkese <strong>&#8220;klon proje kötü değildir, uyarlamaları iyi iş yapar&#8221;</strong> desem de, benim kendi takıntımdan dolayı pek yaptığım bir şey değildir.</p>
<p>Yine domain bakıyorum o ara, İzmir.com ve Ankara.com satılık, 10 biner dolar, para değil bu domainler için. Hangi projeler olur bunlara diye düşünmeye başladım. Match.com&#8217;a girdiğiniz zaman Amerika&#8217;da en popüler sitelerden, bir arama yapacaksanız size zip kodunu sorar, çünkü ona göre arkadaş önerir size. Türkiye&#8217;de de aynı şey geçerli, ben Konya&#8217;daki biriyle bir gece konuşurum, iki gece konuşurum, üçüncü gece konuşmam. Çünkü buluşmasam bile bir buluşma umudu olması gerekir. Onun için aynı lokasyonda olmamız gerekir. Buradan hareketle, Türkiye&#8217;de zip kodu yok, demek ki şehir bazında bu iş yapılır. Siberalem&#8217;e baktım, semt yok, &#8220;nasıl atlanır bu fikir&#8221; diye düşündüm ve &#8220;semte göre arkadaş ara&#8221;. <strong>Bir proje tek bir cümleyle anlatıldığı zaman çok işe yarıyor ve çok tutuluyor. </strong></p>
<p>Ankara ve İzmir.com&#8217;larda problem çıktı, onun için İstanbul.net&#8217;in Amerika&#8217;da bir Türk&#8217;te olduğunu öğrendim. Bu projede Gittigidiyor.com&#8217;cu arkadaşla ortaklık kurduk, büyük bir iş çünkü. .net&#8217;leri toplamaya başladık, 2&#8242;sini Amerika&#8217;dan 1&#8242;ini Kanada&#8217;dan aldık. Toplam 60 bin dolar para verdik sanırım domainlere. Aralık başında da açtık siteyi, Aralık 25&#8242;te de paralı yaptık, ilk günden beri para kazandırmaya başladı, hep yükselen bir grafik çizdi. Hiç utandırmadı yani bizi <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>- O zamanlar Yonja, Netlog gibi arkadaşlık siteleri vardı, sizinki tabii biraz da reele dönüştürülebilir, yani buluşma sağlanabilir bir arkadaşlık sağlıyor.</strong><strong> Ama insanların garibine giden, itici gelen nokta; bu sitenin paralı olması. Buna rağmen nasıl bu kadar tutuldunuz, bu tabuları nasıl yıktınız?</strong></p>
<p>İtici olması absürd, çünkü <strong>bu bir iş, ben bunu hayrına yapmıyorum</strong>. &#8220;Ne demek ya, Facebook bedava, siz niye paralısınız&#8221; diye soran çoktu tabii. O zaman biz &#8220;git o zaman Facebook&#8217;a&#8221; diyorduk. Ama sonra onlar da düşünüyordu, biz Facebook&#8217;ta olmayan bir şeyi sunduğumuz için onlar bizi tercih ediyordu. Facebook&#8217;ta Acıbadem&#8217;de oturup evlilik isteyen 22-25 yaş arası kadınları filtreliyemiyorsun ki, bunu sadece İstanbul.net&#8217;te bulabiliyorsun.</p>
<p>Çok şükür bu paralı üyeliğin gerekliliği ve değeri anlaşıldı sonunda. <strong>İnsanlar bunları, bu farklılıkları düşündükçe ve farkettikçe, internette de bir iş olabileceği anladılar.</strong></p>
<p>Biz bunu hayrına yapmıyoruz, bilgi satıyoruz. Yaptığımız yazılımı satıyoruz. Burada 85 kişi çalışıyoruz; yazılımcı, tasarımcı, pazarlamacı, operasyon ekipleri, sahada çalışanlar vs&#8230; Bir fabrika kurmuşuz, web yazılımı ve bilgi fabrikası, bunu kullananlardan para talep ediyoruz, hakkımız olan parayı.</p>
<p>Operasyon ekibimiz 24 kişi. Bunlar sadece İstanbul.net, Ankara.net ve İzmir.net&#8217;i geliştirmek için çalışıyorlar. Yazılımı geliştirmek, üyelerle irtibat içinde olup sorunlarını çözmek, bilgilerin gerçekliğini, fotoğrafları denetlemekle görevliler. Çünkü güvensizlik var bu konuda. Biz de çok hassasız bu konuda, muhtemelen gerçek insanları bile reddediyor olabiliriz bazen. Bu sitelerin doğru düzgün bir site olması için çalışan 24 kişimizin olması, toplamda da 85 kişi çalışıyor olmamız, işimizi iyi yaptığımızın göstergesidir.</p>
<p><strong>- Bu fikir çıktı, semte göre arkadaş arama fikri. Daha sonra Gittigidiyor.com&#8217;la görüştünüz. Siz bu projede hangi görevi üstlendiniz, tasarım-yazılım mı, kontent kontrol edilir vs vs. Sizinki neydi?</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de çok bilinmeyen, oturmamış bir şey var; prodüktörlük. Şu demek, yönetmenlik, sinemadaki yönetmenlik gibi. <strong>Her siteye bir yönetmen lazım</strong>. <strong>Prodüktörün, yazılımcının kandıramayacağı seviyede yazılımdan anlaması gerekiyor</strong>. Daha evvel Php&#8217;yle yazıldı siteler, şimdi çoğu Java&#8217;ya çevrildi. Ben ikisinden de anlamam, ama hepsinin mantığı hakkında ufak da olsa fikrim vardır. Bir sistem istediğim zaman, onun ne kadar sürede yapılabileceğini tahmin ederek istiyorum. Ona göre plan yapıyorum. Sunucuların nasıl yönetildiğini bilmem ama, kaç server&#8217;ın efektif olduğu, fiyatları gibi bilgileri biliyorum.</p>
<p><strong>- Pazarlama konusunda da mı siz söz sahibisiniz?</strong></p>
<p>Her konuda bu böyle; <strong>proje yönetimi, yönetmenlik çok yönlüdür</strong>. Bir sistem düşündüğünüz zaman hepsinin bakış açısını birleştirirsiniz, birleştirmelisiniz. Hepsinin uzmanı yine vardır kadromuzda, ama onların da dilinden anlamanız gerekir ki, onlara bir görev verdiğiniz zaman veya onlardan bir rapor aldığınız zaman operasyonda sorun çıkmasın.</p>
<p>Proje şöyle gelişti;</p>
<p>1- Projeye karar verdik<br />
2- Domainleri topladık<br />
3- Bir yazılımcı bulduk ve yazılıma başlandı<br />
4- Tasarımı yaptık</p>
<p>Bu ürünü ortaya çıkarma kısmında olanlar. Bununla birlikte projenin belirli kısımları şekilleşmişti. Bu arada yeni yeni fikirler de geliştirdik projeye eklemek üzere. Tanıtımın nasıl yapılacağı, ne zaman paralı yapılacağı gibi fikirler de netleşmiş oldu bu süreçte.</p>
<p><strong>- Klonlama konusunda ne düşünüyorsunuz peki? Uzmantv.com konusuna daha gelemedik, bunun gibi projeler yurtdışında yok mu?</strong></p>
<p>Uzmanlar üzerine kurulu bir yapı yok. Buna benzer bir About.com var, ama o da text tabanlı, video yok. Yani diyebiliriz ki UzmanTv&#8217;nin yazılı hali. Onun görüntülüsünü yapma fikri geldi. Sonra Expert.com çıktı, o kendi üretmiyor, uzmanlara gidip ürettiriyor, kendi bünyesinde yayınlıyor. İsrail kaynaklı benzer bir yapı var, ancak o &#8220;user generated content&#8221;, yani insanlardan istiyor içeriği.</p>
<p><strong>- &#8220;User generated content&#8221; UzmanTv için biraz abes oluyor. Çünkü herkes kendine göre uzman olduğu için. Ben UzmanTv&#8217;ye girdiğimde bir halkla ilişkiler videosu izleyeceğim zaman, biliyorum ki karşımdaki uzman. Ama diğer türlü herkes uzman kendince.</strong></p>
<p>Aynen öyle. Türkiye&#8217;de öyle bir içerik zor, ben güvenmiyorum. Doktorluk gibi daha da uzmanlık gerektiren konularda kontrol edemeyiz. Zamanla olacak tabii ki UzmanTv&#8217;de içeriği insanlardan istemek, ama belli alanlarda olacak. Mesela &#8220;iyi çay nasıl yapılır&#8221; için çay uzmanı olmanız gerekmiyor, kendiniz bir yöntem geliştirmiş olabilirsiniz. Bunun gibi genel konularda olacak. Ama yine &#8220;uzman&#8221; başlığı olması gerekenler yine aynı şekilde olacak.</p>
<p>Klonlama konusu arada kaynamasın <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Türkiye&#8217;de artık internetten ciddi paralar kazanmak mümkün, ciddi para derken cebini doldurmak için değil. Büyük bir iş yapabilmek için; ekipmanın, personelin giderlerini karşılayacak büyüklüğe ulaşabilmek için yeterli parayı kazanabiliyorsun artık internetten. Türkiye&#8217;de artık internet nüfusu var, 20 milyonun üzerinde bir sayı. Ama bunların yanında olağanüstü az gelişim var. Biz Türkler bu konuda nedense başarılı değil. Girişimci olarak tanınıyoruz. Yurtdışına gittiğinizde Türk kominiteleri daha söz sahibi insanlar. Ama nedense Türkiye&#8217;de internet konusunda böyle bir şey yok. Onun için ben <strong>&#8220;kendi</strong><strong>niz üretemiyorsanız klonlayın&#8221;</strong> diyorum. Çünkü hakikaten komiktir, söylüyorum bunu zaman zaman, &#8220;Amerika&#8217;da büyük bir veritabanı var, bakın ona yapın&#8221; diyorum. Bana mail geldi 3-4 tane, &#8220;nerede o veritabanı&#8221; diye. Yok tabii böyle bir şey, çok proje var anlamında söylüyorum bunu.</p>
<p>Almanya&#8217;da &#8220;copycap&#8221; deniyor bu klonlara. Bir yatırımcı arıyorsanız, &#8220;Amerika&#8217;da başarılı olmuş, burada klonunu yapacağım&#8221; diyorsanız, hemen veriyorlar yatırımı. Hatta yatırımcılar para marketlerinde ekipler oluşturup, başarılı olmuş projeleri ısmarlıyorlar. Bu kadar gelişmiş onlarda, oturmuş bir sistem var.</p>
<p>Bir de şuna inanıyorum ben; biz bir mecrayı koyuyoruz ortaya, her şeyin olması gerekiyor, iyi-kötü her şeyin. Her türlü ihtiyaca ve her tür insana cevap vermesi gerekiyor. Televizyon neden popüler? Akşama başka eğlence yok çünkü; açıyor insanlar &#8220;Yaprak Dökümü&#8221; izliyor, maç izliyor, Fashion TV izliyor vs. İnternete girdiğimde de benim bu kadar çok seçeneğimin olması gerekiyor; MSN&#8217;de yazışayım, Skype&#8217;ta konuşayım, İstanbul.net&#8217;ten arkadaş bulayım, Gittigidiyor&#8217;da iphone&#8217;un en ucuzunu bulayım vs. <strong>herşeye cevap versin ki, insanların hayatında yer edebilsin. Ondan dolayı istiyorum ki, insanlar bu sektöre girsinler.</strong> Biz para kazanıyor muyuz, kazanıyoruz, sen de kazanırsın. &#8220;Proje bulamıyorum&#8221; diyorlar, o zaman kopyala, uyarla.</p>
<p>Özellikle şunu çok istiyorum; iş modeli çok belirgin olan projeler yapsınlar. <strong>Yapıyorlar olağanüstü yazılımlar, salıyorlar ortalığa, nasıl para kazanacak belli değil. </strong>E-ticaret yapacaksan daha spesifik ol mesela, çorap sat sadece. Hem klonlar Türkiye&#8217;deki sektörü geliştirirken sizi de geliştirir. Ben burnum sürtüne sürtüne öğrendim tasarımı yazılımı.</p>
<p><strong>- Bildiği</strong><strong>miz kadarıyla; İtiraf.com, İstanbul.net, Ankara.net, İzmir.net ve Uzmantv.com var elinizde proje olarak. Bunlar dışında başarısız girişimleriniz oldu mu? Çünkü bunlar girişimcileri en çok pişiren kısımları.</strong></p>
<p>Benim şansıma olmadı. İtiraf.com içinde vardı birkaç denememiz, başarısızlık da şu; İtiraf.com&#8217;a para kazandıramadık. Her şeyi denedik yapılabilecek, çok popüler bir site olmasına rağmen olmadı. Dükkan açtık, o kadar insanın geldiği sitede satış olmadı. Arkadaşlık açalım dedik, o da pek tutmadı. Kitabını yaptık, tişörtünü yaptık&#8230; Şimdiki gibi &#8220;iş&#8221; kıvamına getiremedik. Projenin içinde hata var mı? Hata yok, mantık doğru ve denedik, olmadı.</p>
<p><strong>- İtiraf.com&#8217;un sadece reklam gelirleriyle kalması bir başarısızlık mı yani sizin açınızdan?<br />
</strong></p>
<p>Oradan aldığım dersi hemen kullandım ve ondan sonraki gelen projemde <strong>reklam, tek gelir modelim olmadı.</strong> UzmanTv&#8217;nin açılımı çok fazla olduğu için, para kazanacak o kadar çok modeli var ki&#8230; Kendisi, içeriği zaten başlı başına bir gelir modeli. Ama şu anda para kazanmıyor. Şimdi akademisi başlıyor, mobili başlıyor, cd&#8217;si dvd&#8217;si, uzman networkü var. Orada da kullanıcıdan para alacağımız yerler olacak, yalnız şöyle bir sorunu var onun; UzmanTv şu anda yapım aşamasında, beta olarak açtık, <strong>yazılım olarak değil de içerik olarak beta bu</strong>, şu anda işte 10-12 bin içeriğe geldik, 2009&#8242;da da para kazanacağız. Çünkü artık tamam, herkes peşimizde, piyasada bütün büyükler, telekominikasyondan yazılıma, medyadan reklamcıya herkes UzmanTv&#8217;deki tahtları kapmaya çalışıyor. Çünkü böyle bir içerik yok.</p>
<p><strong>- Her proj</strong><strong>e bir &#8220;exit&#8221; mantığıyla mı çıkar? UzmanTv&#8217;nin bir &#8220;exit&#8221;i var mı?<br />
</strong></p>
<p>Yaklaşımınıza bağlı. İstanbul.net&#8217;in exiti var mı, pek emin değilim, kim gelip alsın, ya da gelse biri, satar mıyız, çünkü çok para kazandıran bir yer. UzmanTv ama, daha exite uygun bir şey. Dururken para etmeyebilir pek, ama o içeriği birine satabilirsiniz.</p>
<p>Biz şu an çok şükür para kazanıyoruz, keyfimiz yerinde, büyüyoruz giderek. Ama biz Sabancı ya da Karamehmet değiliz ki. Büyük paralar kazanıp sefasını sürmüyoruz. Normal hayatımızı sürdürüyoruz. Ama daha büyük paraları, sattığınız zaman kazanıyorsunuz. Exitin mantığı budur, bir sonraki proje için yatırım olmasını sağlayabilir. Daha büyük paralar kazanmak için bir yoldur.</p>
<p>Hiçbir zaman çok büyük paralar çıkartamayız elimizdeki projelerle, yatlar katlar alamayız. Maaş gibi kazanırız ancak. Ne zaman büyük paralar kazanırız; hisse sattığımız zaman. O zaman ekstradan para cebine girdiği için ev-araba alabilirsin.</p>
<p><strong>- Peki pro</strong><strong>jeler saltanata döndürülebilir mi? Projeler ortaya konuyor, gelişiyor, belli bir seviyeye geliyor, satılıyor. Satıldıktan sonra, projeyi alan şirket onu geliştiriyor, teknolojiyle birlikte yeni modeller ortaya koyuyor, sonra verdiği parayı çıkartıyor. Yine teknoloji gelişmiş oluyor ve o projeyi yutuyor. Böyle mi olacak, yoksa saltana dönebilecek mi?<br />
</strong></p>
<p>Hayır, bence Gittigidiyor şimdi neyse, sonra da Gittigidiyor olacak. Hanedanlığa dönüşebilir. Onun yeri ayrıdır.</p>
<p><strong>- E-ticaret modellerinde bu olabilir. Ama &#8220;content base&#8221; sistemleri saltanata çevirmek biraz zor gibi?<br />
</strong></p>
<p>Siberalem de 8 senedir ayakta. Bu işler ölmez, bunlar internetin başından beri açık arttırmadan, arkadaşlıktan, e-ticaretten para kazanan sistemler. Biz Siberalem&#8217;den 6 sene sonra girdik sektöre, şu an aynı cirolara geldik. Şu an yeni bir site çıksa arkadaşlık üzerine, o da para kazanacak, biz de. Siberalem bizden sonra belki içerik olarak sekteye uğramıştır. Markayı oturttuktan sonra yıkmak zor, hala Icq kullanan var, onun gibi bir şey bu. İtiraf.com hala ilk 100&#8242;de, kaç milyon site var halbuki Türkiye&#8217;de.<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>- İstanbul.net ve İtiraf.com&#8217;un çıkış noktaları çok farklı. İtiraf.com, ihtiyaçtan ve fikirden; İstanbul.net, domain üzerinden fikre yönelerek ortaya çıktığını görüyoruz. İnternet girişimlerinde fikir temel noktadır. İhtiyaçtan çıkan fikirler de, domaine göre üretilen fikirlerden daha mı çok tutuluyor, ne dersiniz?</strong></p>
<p>Amazon.com açıldığında Books.com varmış, ama şimdi Books.com&#8217;u göremiyoruz. Domainden çıkan fikirlerin tutmaması diyemeyiz belki ama, domainin mükemmel olmasına gerek yok, fikir sağlam olduktan sonra. Benim hikayemde şu var; İstanbul.net&#8217;i biz İstanbularkadas.com olarak açsaydık aynı etkiyi yaratabilirdik. Ama İstanbul.net olması çok şık oldu. Üçünün de şehir isimleri ve .net olması bir konsept oluşturdu. Burada marka olan İstanbul değildi, İstanbul.net&#8217;ti, bu etkiyi yaratabilmek önemli.</p>
<p>Fikirlerin ihtiyaçtan çıkması önemlidir, bir neden-sonuç ilişkisi. &#8220;Ben evimdeki kullanmadığım eski eşyalarımı nasıl satarım&#8221; fikriyle Ebay.com çıkıyor. Bir sebep var, ihtiyaç var. &#8220;Tam değerini nasıl alabilirim eski eşyaların&#8221; düşüncesiyle de açık arttırma konsepti oturtuluyor. Bu şekilde bir gelişim mevcuttur internet girişimlerinde.</p>
<p><strong>- No</strong><strong>rmalde tek bir projeyle ilgilenmek bile insanın çok zamanını alıyor. Şu anda sizin prodüktörlük yaptığınız 6 tane site var. Zamanınızı nasıl ayırıyorsunuz, nasıl programlıyorsunuz? İtiraf.com satıldıktan sonra ailenize zaman ayırmak için ara vermiştiniz, bunun gibi düşünceleriniz var mı?<br />
</strong></p>
<p>Herşeyi ihmal ediyorum. Ailemi de ihmal ediyorum, özel hayatımı ihmal ediyorum, kendimi, sağlımı da ihmal ediyorum, işimi bile ihmal ediyorum. Çünkü hiçbir şeye yeterince zaman ayıramıyorum.</p>
<p>Sabah 5&#8242;e kadar çalışıyorum, yatıyorum, saat 10 gibi kalkıyorum, 11&#8242;de işe geliyorum. Sabah 5&#8242;e kadar çalışmamın sebebi; burada sadece icra yapabiliyorum, üretim olmuyor gündüz. &#8220;İstanbul.net&#8217;e nasıl para kazandırırım&#8221;, &#8220;UzmanTv Akademi nasıl olmalı&#8221;, &#8220;yeni fikir ne olabilir&#8221; gibi konulara yoğunlaşamıyorum. Onu gece yapabiliyorum. Burada güzdüzleri operasyon yönetiyorum sadece. Gece attığım mailler doğrultusunda yazılım-tasarım çalışıyor. Sadece yazılım-tasarım olsa iyi; insan kaynakları, halkla ilişkiler çalışıyor. Ama son görüşmeleri benim yapmam gerekiyor.</p>
<p>Bu hayat işte. Benim tercihim tabii, ama tavsiyem bu değil, tek projeye yoğunlaşmaktır tavsiyem. Benim hayatımda sadece İstanbul.net olsaydı; hem daha çok para kazanırdı, hem daha içime sinen bir iş olurdu, daha az hatalı olurdu. Hem de kendime, aileme ve özel hayatıma daha fazla zaman ayırabilirdim. Kitap yazmak istiyorum, onu yazardım. Oğlumla birlikte günde 1 saat değil de 3 saat geçirirdim.</p>
<p>Maalesef etkiliyor insanı &#8220;çok proje&#8221;. Şöyle de bir sonucu oluyor; her şeyi ihmal ediyorsunuz, hiçbir şeyi layıkıyla yapamıyorsunuz. Ne işinizi, ne diğer hayatınızı.</p>
<p><strong>- Üniversiteden çıktığınız sene internet girişimcisi olsaydınız nasıl olurdu? 99 yılını mezun olduğunuz yıl olarak düşünün, İtiraf.com&#8217;u açtınız, nasıl olurdu?</strong></p>
<p>İtiraf.com çok doğru bir örnek olmayabilir. Başlangıcı çok kolay bir proje. Ama İstanbul.net için üniversiteden mezun birinin yatırıma ihtiyacı var, UzmanTv&#8217;yi üniversiteden yeni mezun biri yapamaz. Çünkü Ersan&#8217;ın insan ilişkileri var, geçmişinde televizyon var, editörlük var, internet birikimi var, ve parası var. Ancak öyle olabilir.</p>
<p><strong>- Üniversiteden çıkan birinin &#8220;one-shot&#8221; bir proje düşünmesi, kolay yapılabilir proje üzerinde çalışmasını önerir misiniz? Paramkayboldu.com&#8217;u, gördüğüm kadarıyla nüfuzunuzu kullanarak yapıyorsunuz. Bir genç, bir ünlüyle anlaşıp aynı şeyi yapabilir. Hediyeler verir 1 yıl boyunca, sonra bu işin referansıyla istediği işi yapabilir.<br />
</strong></p>
<p>Hiçbir amacı yok onun, tamamen bir oyun. Biraz da nüfuzumuzu kullanıyoruz, evet. Göstermek istediğimiz şey aslında şu; internet hakikaten engin derya ki, en kapsamlı projeler de yapabiliyorsunuz, bir gecenin sabahında elinizde bir proje olabiliyor. Fikir bulmak zor değil bence, klon da olabilir. One-shot değil de, kolay diyelim biz ona. Üniversiteden yeni mezun olan, UzmanTv&#8217;yi mi, İstanbul.net&#8217;i mi, İtiraf.com&#8217;u mu yapmalı? Tabii ki İtiraf.com&#8217;u yapmalı. Becerebileceği proje odur.<a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/param_kayboldu_logo.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-872" title="param_kayboldu_logo" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/param_kayboldu_logo.gif" alt="" width="289" height="67" /></a></p>
<p>Yazılımcılar da aynı şekilde. Biliyor yazılım yapmayı ya, proje yapıyor. Halbuki yazılımcı proje yapamaz. Tasarımcılar da yapamaz. Yazılımcı-tasarımcı, bir de o sektörün içinden gelmiş, o dünyayla bağlantılı üçüncü bir kişiyle, bir prodüktörle yapabilirler. Ekmek sektörüne bir site yapacaksanız, o sektörü ve interneti bilen biriyle yapabilirler onu.</p>
<p><strong>- İtiraf.com&#8217;un yanında 3 iş yaptığınızdan, bu 3 işi de İtiraf.com&#8217;un getirdiğinden bahsettiniz. Her türlü internet işi bunu getirir mi? UzmanTv&#8217;den edindiğiniz network çok geniş, bu networkten farklı alanlarda yararlanmayı düşünüyor musunuz?<br />
</strong></p>
<p>Tabii ki. Başından itibaren UzmanTv&#8217;nin 2 değeri vardır. İçeriği ve oluşturduğu uzman ağı. Şu an UzmanTv&#8217;nin son geleceği aşama, Bilgi Üniversitesi gibi olmaktır. 20 sene de olabilir, ama orası onun son noktası. Powerpoint&#8217;i en iyi anlatan, sigarayı en kolay bıraktıran, sağlıklı yaşamayı en iyi anlatan, hatta aşk acısını en iyi anlatan uzmanı biliyoruz, networkümüzde bunlar. Düşün seminer yaptığımızı; Girişimcilik semineri. &#8220;Nasıl yaratıcı olunur uzmanı&#8221; 1. seansta, &#8220;nasıl projelendirme yapılır uzmanı&#8221; 2. seansta, &#8220;internet projesi nasıl hayata geçirilir uzmanı&#8221; 3. seansta, &#8220;nasıl yatırım bulunur uzmanı&#8221; 4. seansta vs vs&#8230;</p>
<p>Bu semineri senin verebilmen için, bu adamları tek tek bulup anlaşman gerekir. Bizim elimizde ama bu veriler. Sen bize salonu hazırla, biz programımızla birlikte gelelim, &#8220;seminer programı nasıl yapılır uzmanı&#8221;mız da var <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>- Son olarak, girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Fikrin çıkışından yatırım bulunmasına, ortaklık ilişkilerinden exite, nasıl davranmalılar?<br />
</strong></p>
<p>Zaten çok konuştuk <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bunların hepsi ayrı ayrı konular aslında. Girişimcilere söyleyeceğim şey; girişsinler. İnternette gerçekten gelecek var. Erken kalkan yol alır. Projeler hayali şeyler olmasın, Twitter&#8217;ı Türkiye&#8217;de yapmaya çalışıyorlar, olmaz. Bunun gibi şeyleri çözmek gerekiyor. Proje seçiminde Türklere yönelik, lokal ağırlıklı davranmalılar. Büyü filminde olduğu gibi, arkeologlar lanetlenmiş olmamalı. Türkiye&#8217;de cinler var çünkü, onlara cinler musallat olmalıydı. Bunun gibi düşünmeliler.</p>
<p>İstanbul.net nereden kazandı; zip kodunu semt olarak uyarladığı için. Zip kodu olsaydı Siberalem zaten yapacaktı onu. UzmanTv neden bu kadar tuttu; Türkiye&#8217;de doğru bilgi kolay bulunmuyor, İngilizce olarak Wikipedia&#8217;dan bulabilirsiniz ama Türkçe&#8217;sine benim güvenim yok. Doğru bilgiyi, uzmandan size ulaştırdığı için.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sorunlarını düşünerek projeler çıkarılsa. Bravo&#8217;yu açtılar ama, ben hala tuvaletim bozulduğunda tesisatçı bulamıyorum. O kadar çok şey var ki yapılacak, ilk soru &#8220;Türkiye&#8217;ye uygun mu&#8221; sorusu olmalı. Sonra girişmek. İnternet sitesi yapmak çok kolay görünüyor, ama o basit gördüğümüz şeyin o kadar çok zorluğu var ki&#8230; Yapmaktan değil; yapmak, büyütmek, ayağa kaldırmak, ayakta tutmak, geliştirmekten bahsediyorum. İnternet işi kolay bir şey değil, bunu artık Türk insanının anlaması gerekiyor.</p>
<p>Bize çok internet projesi geliyor. Birkaç kere düşünülmesi gerekiyor, kolay bir iş değil çünkü. Hiçbir iş kolay değil tabii ki ama, bunun zorluğu farklı biraz. Şöyle düşünüyor insanlar; burun estetiği yapamam ben. Onu, plastik cerrahı yapar, çünkü onun ihtisas alanıdır. İnternet deyince herkes yapabilirmiş gibi geliyor. Kolaymış gibi göründüğü için zor. Yapanlar uzaydan gelmedi, bizler de yapabiliyoruz. Ama herkesin internetle ilgili bir fikri olabildiği için yapabilirmiş gibi geliyor. Projesine harcadığı zamanı, enerjiyi öğretmen olmaya harcasa, çok da iyi öğretmen olacak belki. Onu anlamaları gerekiyor insanların.<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>- Çok sağolun Ersan Bey, değerli bilgilerinizi ve birikiminizi paylaştığınız için.</strong></p>
<p><strong> </strong>Ben teşekkür ederim, yoruldum konuşmaktan <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/11/kindocom-bir-yilda-exit-nasil-yapilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Kindo.com: Bir yılda exit nasıl yapılır?</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir girişim olarak eTohum</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/12/start-up-weekend-uygulamalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Start-up Weekend Uygulamaları</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

