<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Web Girişim &#187; İş Fikri</title>
	<atom:link href="http://www.webgirisim.com/tag/is-fikri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.webgirisim.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jan 2012 21:36:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Müşterilerimizin yarısı doğu illerinden!</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/05/musterilerimizin-yarisi-dogu-illerinden/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/05/musterilerimizin-yarisi-dogu-illerinden/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 12:27:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Soybelli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[E-Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kurma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1361</guid>
		<description><![CDATA[E-ticaret bir çok kişi ve firmanın heveslenip başladığı ama sonrasında aslında her iş kadar zor olduğunu geç de farkettiği bir alan... Niş olabilmek ve kendini farklılaştırmak konusunda bir çok şey konuşuluyor, bu açıdan biz de İçki Dükkanı'ndan Gökhan MERİÇ ile yeni projeleri İçki Dükkanı'nı konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>E-ticaret</strong> bir çok kişi ve firmanın büyük ümitlerle başladığı ama sonrasında aslında her iş kadar zor olduğunu geç de farkettiği bir alan&#8230; Niş olabilmek ve kendini farklılaştırmak konusunda bir çok şey konuşuluyor, bu açıdan biz de <a href="http://www.ickidukkani.com" target="_blank">İçki Dükkanı</a>&#8216;ndan <strong>Gökhan MERİÇ</strong> ile yeni projeleri<strong> İçki Dükkanı</strong>&#8216;nı konuştuk&#8230;</p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1363" style="border: 1px solid black; margin: 1px;" title="ickidukkanilogo" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/05/ickidukkanilogo.png" alt="ickidukkanilogo" width="155" height="155" />-İckidukkani.com girişiminde bulunduktan sonra nasıl bir yol izlediniz ?</strong></p>
<p>Öncelikle proje değerlendirmesini yaparken gördük ki içki dükkanı tarzında siteler zaten mevcut, yola başlarken tasarımdan tutun, ürün gamı ve alt yapı konusunda çok tartıştık. İçki dükkanı şuanda Buşuo gibi başarılı bir e-ticaret uygulamasıyla aynı %100 güvenli altyapıyı kullanmakta. İçki dükkanı ödeme altyapısı olarak da 3d secure ödeme seçeneği ve rapid ssl şifreleme ile güvenle alışveriş yapılabilir bir altyapıya sahiptir.Bunun yanında iphone ve benzeri yeni nesil mobile teknolojiler üzerinde ar-ge çalışmaları yapmaktayız.<strong></strong></p>
<p><strong><br />
-Projeyi hayata geçirmek konusunda ne tür zorluklar yaşadınız ?</strong></p>
<p>Projeyi hayata geçirirken ilk engeli kargo ve kargo firmaları ile yaşadık.Deneyimlerimiz doğrultusunda özel kutulama ve muhafaza kolileri yaptırmak zorunda kaldık.Kargo firması bazlı problemleri de yaşamadık değil.Bunun haricinde pek bir sıkıntı yaşadığımızı söyleyemeyiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>-Müşterilerinizin size tepkileri ne yönde oldu ?</strong></p>
<p>Müşterilerimizin çoğunun tepkisi olumlu yönde.Özellikle müşterilerimizin özel günleri için olan siparişlerini, zamanında ve  yerine teslim ettiğimizden dolayı müşterilerimizden olumlu yönde tepkiler almaktayız.Çok ilgi çekicidir ki siparişlerimizin %50&#8242;si kadarı genelde doğu illerini içermekte. Bu kesim genelde memur ve eğitim düzeyi yüksek kişiler. Bulundukları coğrafyada bu ürünleri bulamadıklarından dolayı veya bulsalar bile yöre insanının tepkisinin ne olacağını bilemediklerinden dolayı bu ürünleri açık bir şekilde satın almaktan çekiniyorlar bu yüzden içki dükkanından almayı tercih ediyorlar. Buda bize olumlu yönde dönen müşteri tepkilerinden biri.</p>
<p><strong><br />
-Şimdiye kadar internetten içki satan siteler 1-2 adet var. E-ticarette kendi sektörünüzde boşluğu doldurduğunuza inanıyor musunuz ?</strong></p>
<p>Kesinlikle doldurduğumuzu düşünüyoruz, şöyle düşününki bir site içinde her şeyi barındırıyor ve sadece internet odaklı çalışıyor.Biz bu yönde ilerlemeyi seçtik ve yatırımlarımız bu yönde .İçki dükkanı olarak bunu bir yan veya ek gelir olarak değil iş olarak benimsemekteyiz.Buda bu konudaki ciddiyetimizin göstergesidir.Ürün gamı olarak bir çok rakibimizi bünyemizde birleştirmiş konumda görünmekteyiz, buda bize göre sektördeki boşluğu doldurur konumdayız gibi göstermekte.</p>
<p><strong><br />
-Kendinizi rakiplerinizden farklı görüyor musunuz ? Görüyorsanız size göre ne gibi farklarınız var ?</strong></p>
<p>Ürün gamı olarak rakiplerimizden farklı bir yapıya sahibiz, tanınmış ağır alkol  ve şarap üreticilerini bir arada bulunduran, bunun yanında butik şarap üretiminde bulunan türk üreticilerini de destekleyen, dünyaya ve Türkiye&#8217;ye duyuran bir yapıya sahibiz.Son zamanlarda uyguladığımız gurmelere özel dünya tatları ürünlerimizin bizden sonra başka rakiplerimiz tarafından uygulandığını görmekte sevindirici.İçki dükkanı rakiplerinden farklı olarak bir market bir tekel bayii veya bir alkol odaklı dükkan üzerine yan gelir sağlamak amaçlı kurulmamıştır.Tüm satışlarını tamamen internet üzerinden,  kendi stoklarından geçekleştirmek üzere oluşturulmuş ve bu yönde yatırımlarına devam eden bir projedir ve bu yönden de kendimizi farklı görüyoruz. Amacımız fark yaratmak ve en kaliteli hizmeti müşterilerimize sunmak.</p>
<p><strong></strong></p>
<div id="attachment_1362" class="wp-caption aligncenter" style="width: 605px"><strong><strong><img class="size-full wp-image-1362" title="ickidukkani" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/05/ickidukkani.png" alt="www.ickidukkani.com" width="595" height="336" /></strong></strong><p class="wp-caption-text">www.ickidukkani.com</p></div>
<p><strong>-Yeni girişimde bulunmak isteyen arkadaşlara ne gibi önerileriniz var ? </strong></p>
<p>Yeni girişimde bulunmak isteyen arkadaşlarımıza projeleri konusunda cesur ve çalışkan olmalarını öneririm, tabiî ki de tek başına bunlar yetersiz, bunun yanında pazar-rakip araştırmasını iyi yapmalı, gerçekleştirmek istedikleri proje konusunda gerekli teknik alt yapıya sahip olmalılar, özellikle bu çok önemli. Albert Einstein bir sözünü paylaşmak istiyorum ; &#8221; Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir&#8221;. Birçok kişi bu sözü yanlış yorumlamaktadır, bilgi tabiî ki de önemlidir fakat aklımızı serbest kılıp hayal gücümüz ile bildiklerimizi birleştirerek yorumlamak daha önemlidir.Özellikle girişimci genç arkadaşlarımıza bildikleri doğru bilgiler doğrultusunda hayal güçlerini zorlamalarını tavsiye ederim&#8230;</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/05/e-ticarette-musteri-iliskileri/" rel="bookmark" class="crp_title">E-ticarette müşteri ilişkileri</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/her-kapiyi-acan-internet/" rel="bookmark" class="crp_title">Her kapıyı açan internet!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/" rel="bookmark" class="crp_title">Çerçevesiz Video; Sunumax</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/05/musterilerimizin-yarisi-dogu-illerinden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversiteli ve yeni mezun insan kaynakları platformu!</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/04/universiteli-ve-yeni-mezun-insan-kaynaklari-platformu/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/04/universiteli-ve-yeni-mezun-insan-kaynaklari-platformu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 17:05:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Planı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1230</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye gibi genç nüfusu yüksek olan, büyük şirketlerin binlerce üniversiteli ve yeni mezun işe alım yaptığı bir ülkede böyle bir proje neden olmasın diye düşündük. ve işte buradayız: KariyerGENÇ!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba Nurettin, öncelikle bize biraz kendinden bahseder misin?</strong></p>
<p>Öncelikle &#8220;23 yaşında genç bir girişimciyim.&#8221; diyerek sözlerime başlamalıyım. Kendimi tanıtırken ilk cümlem çok net olarak bu şekilde oluyor.  İş hayatına oldukça erken bir zamanda, üniversite 2. sınıfta başladım. 20 yaşında kendimi <strong>tuhaf</strong> bir şekilde bir plazanın en üst katında buldum. Dünyanın en büyük yönetim danışmanlık şirketlerinden biri olan Egon Zehnder International&#8217;da 2.5 sene çalıştım. Yine eş zamanlı Zaman Gazetesi&#8217;nde 2 yıl köşe yazarlığı yaptım. O zamanlar Türkiye&#8217;nin en genç köşe yazarı olarak kariyer, insan kaynakları ve üniversite yaşamı üzerine yazılar yazmak <strong>birçok kesim tarafından tanınmamı sağladı</strong>. Son 1 yıldır ise Sabancı Ailesi&#8217;ne ait Türkiye&#8217;nin ilk ve tek gençlik-eğitim kanalı ZTV&#8217;de &#8220;Nurettin Özdoğan ile Genç Kariyer&#8221; programını hazırlayıp sunuyorum. Kasım 2008&#8242;de Egon Zehnder&#8217;daki ve Zaman Gazetesi&#8217;ndeki görevlerimi bırakıp Hasan Toprakkaya ve Sinan Kaplan&#8217;la birlikte Türkiye&#8217;nin üniversiteli ve yeni mezun insan kaynakları platformu KariyerGENÇ&#8217;i (kariyergenc.com) kurduk.</p>
<p><strong>KariyerGENÇ&#8217;i kısaca senin cümlelerinden tanıyabilir miyiz?</strong></p>
<p>KariyerGENÇ genç yeteneklerle şirketleri buluşturma <strong>amacıyla</strong> çalışmalar yapan Türkiye&#8217;nin üniversiteli ve yeni mezun insan kaynakları platformu. Platformun merkezinde kariyergenc.com var. Burada şirketler staj, part-time, yeni mezun iş ilanları çıkartmakla beraber, Genç Yetenekler Havuzu&#8217;ndan aradığı yeteneği bulabilecek. Platformda Kariyergenc.com&#8217;u destekleyecek bileşenler var. Kariyergenc.tv, üniversite operasyonları, online çözüm ortakları ve öğrenci organizasyonları ile işbirlikleri.  Bütün bu enstrümanlar genç yeteneklerle şirketleri etkin bir şekilde buluşturmayı ve o genç yetenekleri şirketlere kazandırmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>KariyerGENÇ fikrinin çıkış noktası neydi? </strong></p>
<p>Victor Hugo&#8217;nun bir sözü var: &#8220;Vakti gelmiş bir fikirden daha güçlü hiçbir şey yoktur.&#8221;  Hasan ve Sinan&#8217;la birlikte birçok internet fikri üzerine çalıştık. Ancak hiçbirinden emin olamıyorduk. Özellikle de vakti gelip gelmediğine dair&#8230; Zira doğru fikirle yola çıkmak belki de her şeyden önemli. Benim <strong>aklımda</strong> uzun zamandır gençlere yönelik bir iş yapma fikri vardı. Ancak kafamda bir türlü kurgulayamıyordum. Bu<strong> fikirden </strong>Hasan ve Sinan&#8217;a bahsettim. Sonra dünyada fikrimize benzer modeller inceledik. Amerika&#8217;da, İngiltere&#8217;de, Almanya&#8217;da hatta Romanya&#8217;da&#8230;  Türkiye gibi genç nüfusu yüksek olan, büyük şirketlerin binlerce üniversiteli ve yeni mezun işe alım yaptığı bir ülkede böyle bir proje neden olmasın diye düşündük.  Tabii bunun arka planında önemli bir boşluğu dolduracağına dair sinyalleri alıyorduk. <strong>Hem gençler tarafından hem de üniversiteli ve yeni mezun eleman arayan şirketler tarafından KariyerGENÇ gibi bir projeye ihtiyaç duyulduğuna çoğu kez şahit</strong> olmuştuk. Özellikle gazetede köşe yazarlığı yaptığım sırada her hafta yüzlerce üniversiteli ve yeni mezundan &#8220;Nasıl iş bulacağım?&#8221; diye sorular geliyordu. Diğer bir yandan birçok şirketin İK yöneticisi genç yeteneklere ulaşmalarındaki zorlulukları anlatıyordu. Bütün bunlar KariyerGENÇ fikrini doğurdu. Ve tabii ki biz de <strong>harekete </strong>geçtik. Fikirden hayata geçişin öyküsü bu şekilde oldu.</p>
<p><strong>Projeye tam olarak ne zaman başladınız? Süreç nasıl ilerledi? </strong></p>
<p>KariyerGENÇ&#8217;e tam olarak 2008 yılının Kasım <strong>Ayı&#8217;nda </strong>başladık. Bu tarihten sonra ben çalıştığım yerleri bıraktım. Hasan ve Sinan&#8217;ın ise bir yazılım şirketi var. Onlar özellikle dijital ajanslara web tabanlı projeler yapıyorlardı. Onlar da Kasım ayından sonra iş almadılar. 3&#8242;ümüz var gücümüzle KariyerGENÇ&#8217;e emek vermeye başlamıştık. Kasım ayından önce de sık sık bir araya gelip, projemizi geliştirmeye çalışıyorduk. Daha önce de bahsettiğim gibi dünyadaki başarı öykülerini sürekli inceliyorduk. Çok detaylı bir iş planı hazırladık.  Çok enteresan bir şekilde dünyanın en büyük internet şirketlerinden eBay&#8217;in Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye temsilcisi Sina Afra<strong> ile </strong>yollarımız kesişti.  <strong>Sina Bey bize inandı.  Ve &#8220;Hadi çocuklar başlıyoruz&#8230;&#8221; dedi. Onun da maddi  ve manevi destekleriyle bu işe inanan 19 kişilik bir ekip kurduk.</strong> Ve bu ekiple kurguladığımız modelleri uygulamaya başladık. Tabii bazı şeyleri başta değil yolda kurguladık. Çünkü bazen baştan kurguladığınız şeyler ütopyadan öteye gitmiyor. Gerçek hayatla bağdaşmıyor.<strong> Bizde </strong>kervanı yolda düzme <strong>anlayışı vardır</strong>. Bakalım bu işi ne kadar doğru yapıp yapmadığımız zamanla belli olacak. Biz de çok merak ediyoruz:)</p>
<p><strong>Ekip kimlerden oluşuyor? </strong></p>
<p>Hasan ve Sinan&#8217;la KariyerGENÇ&#8217;i kurduktan <strong>sonra</strong> bir ekip kurduk. Üniversitelerin lisans ve yüksek lisans programlarında okuyan, bulundukları üniversitesinin en lider gençleri. Bu anlamda KariyerGENÇ üniversitelerin içinden bir doğmuş bir proje olmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor<strong>. </strong>KariyerGENÇ&#8217;i kariyerGENÇ yapacak olan ekibimizdir. <strong>Aslında KariyerGENÇ Hasan, Sinan&#8217;dır, Münteha&#8217;dır, Samet&#8217;tir, Betül&#8217;dür, Elif ve Nazmiye&#8217;dir, Esra Nur&#8217;dur Çağatay, Recai, Ömer Faruk, Enis&#8217;tir, Mutlu&#8217;dur, Emre&#8217;dir, Soner&#8217;dir, Merve ve Yasin&#8217;dir, Harun&#8217;dur. Kariyergenc.com&#8217;a girdiğinizde burada bir takım oyunu olduğunu daha iyi hissedeceksiniz.</strong></p>
<p><strong>Bu ekibi oluştururken neleri dikkate aldın, önceden arkadaş mıydınız?</strong></p>
<p>Bu soruyu sorduğunda aklıma sadece bir kelime geldi. O da &#8220;İnanmak.&#8221;   Her bir ekip arkadaşımızın KariyerGENÇ&#8217;e katılması noktasında bir hikâyesi var. İmkânımız olsa da her birini teker teker size anlatabilsem&#8230; Önceden bir arkadaşlığımız vardı her biriyle. Ya da hayatlarımız bir şekilde kesişmişti. Mesela  Satış ve Pazarlama&#8217;nın başında olan arkadaşımızla <strong>15 yaşındayken</strong> bir proje dolayısıyla tanışmıştım. İş geliştirmenin başında olan arkadaşımız 3 sene önce Ankara&#8217;da bir öğrenci organizasyonunda tanıştığım bir arkadaşımdı. Her şeyden önemlisi her birimizin öyküsünde ortak kesişim kümeleri vardı. Yine hayallerimiz de bunla paraleldi. Ve kariyerGENÇ projesinde hayatımız bir şekilde kesişti.</p>
<p><strong>Bildiğim kadarıyla 2008 sonlarında bütün işlerinden ayrılıp sadece KariyerGENÇ&#8217;e yöneldin, sence zamanlaman doğru muydu? Ve yeni girişimcilere bu konuda ne tavsiye edersin?</strong></p>
<p>KariyerGENÇ&#8217;e başlamak için Egon Zehnder ve Zaman Gazetesi&#8217;nden ayrıldım. Çok genç yaşta bu iki büyük kuruma girmiş ve yaşıma göre uzun bir zaman emek vermiştim. İlk başta iki kurumdan da ayrılma fikri beni çok ürkütmüştü. Ama şunu çok iyi biliyordum: Her tercih bir vazgeçiştir. Ben girişimci olmayı hayal ediyordum. Ve girişimci olmam için bazı şeylerden vazgeçmem gerekiyordu. &#8220;Risk alma&#8221; kavramı üzerine aylarca düşündüm. Buradan şu sonucu çıkardım: Yaş ilerledikçe &#8220;risk alma&#8221; olayı zorlaşıyordu. Böyle de bir ters orantı olduğunu idrak ettim.  Tavsiye yapabilecek bir tecrübeye sahip değilim ancak genç arkadaşlarıma şunu diyebilirim: Dünyada ya da Türkiye&#8217;de tarihten bu yana ne kadar başarılı insanın hayatını okuyun, gözlemleyin&#8230; Hepsinin ortak bir özelliğini göreceksiniz. O da cesaret. <strong>Cesur adamlar</strong> başarılı oluyor. Girişimciliğin temelinde de bu var: &#8220;Cesaretin var mı cesur olmaya?&#8221;</p>
<p><strong>Süreç içerisinde ne tür kırılma noktaları oldu? Hiç vazgeçmeyi düşündün mü?</strong></p>
<p>&#8220;Her hayalin bir bedeli vardır&#8230;&#8221; Bizim hayalimiz tekrar tekrar okunacak bir başarı öyküsü yazmak. Tüm ekibimizin hayali bu yönde. Şunu biz çok iyi biliyoruz bu hayal ve hedeflerimiz için acı çekmek şart. Çünkü başarı kolay gelmiyor. Kolay olsa zaten herkes yapardı sanırım. Çok zor dönemler geçirdiğimiz oldu. Belki sık sık zor dönemlerden geçeceğiz. Ama önemli olan istikrarlı bir şekilde yola devam etmek. Bazen çok hatalar yaptık ve hala yapıyoruz. Ama bu hatalardan ders alıp esnek bir şekilde B planını uygulamak <strong>gerektiğini düşünüyorum.</strong> Start-up&#8217;ların en büyük sermayesi hızlı olmasıdır. Hızlı bir şekilde adım atmak, B planını uygulamak, dezavantajı avantaja çevirmek&#8230; Bunla ilgili çok örneklerimiz oldu. Vazgeçmeyi hiç düşünmedik. Tam aksine bir şeyler ortaya çıktıkça, sonuç aldıkça bu işe sarılmamız daha da arttı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rakipleriniz ne durumda, KariyerGENÇ&#8217;in onlardan artısı nedir?</strong></p>
<p>Şu anda bir <strong>rakibimiz</strong> yok. KariyerGENÇ Türkiye&#8217;nin üniversiteli ve yeni mezun insan kaynakları platformu. Bu anlamda Türkiye&#8217;de aslında bir ilki temsil ediyoruz. KariyerGENÇ&#8217;in temel bileşeni kariyergenc.com. Normalde klasik işe alım portallarında hemen hemen her sektöre her yaş grubuna hitap ediyor. Ancak biz de kitle çok net: Üniversiteli ve yeni mezun. Burada yeni mezunu açmak gerekiyor. +2yıl&#8230; Yani şu anda 2009 yılındaysak 2007 mezunu sistemimize girebilirken 2006 mezunu giremiyor. KariyerGENÇ&#8217;i destekleyecek olan birçok bileşen var. Kariyergenc.tv , Üniversite operasyonları, Öğrenci topluluklarıyla işbirlikler, online çözüm ortakları&#8230;  Farklılaştığımız çok nokta var. İş modeli noktasında farklı bir model uyguladık. Dünyadaki başarılı örneklerden çok esinlendik. Türkiye&#8217;ye uyarlamakla beraber daha önce hiç denenmemiş yöntemler de geliştirdik. Mesela &#8220;Arama teknolojisi&#8221;nde hiç denenmemiş bir model uyguladık. Keza üniversitelere dokunma noktasında da şirketlerle genç yetenekleri buluşturma adına farklı uygulamalarımız var. Özetle hem şirketler hem de adaylar kalabalıklar içinde <strong>kaybolmayacaklar</strong>&#8230;</p>
<p><strong>Aday tarafınızda kitleniz çok net: Üniversiteli ve yeni mezun diyorsunuz. Peki, hangi şirketler KariyerGENÇ&#8217;in hedef kitlesinde yer alıyor?</strong></p>
<p>Burada da çok netiz: KariyerGENÇ&#8217;i kullanacak şirketler, Genç işe alımı çok yapan, gençlere değer veren dünyanın ve <strong>Türkiye&#8217;nin lider şirketleri</strong>. Hemen hemen her sektörden lider şirketlerle çalışıyoruz. <strong>Eczacıbaşı Holding&#8217;ten Sabancı Holding&#8217;e,  AvivaSA&#8217;dan, Bilim İlaç&#8217;a ve Zorlu Holding&#8217;ten Henkel&#8217;e lider şirketler.</strong> Daha birçok şirket sayabilirim size. Sayacağım her şirket dünyanın ve Türkiye&#8217;nin lider şirketleri olacaktır.</p>
<p><strong>Son olarak özellikle altını çizmek istediğin bir konu var mıydı? </strong></p>
<p>Biz ekipçe gençlere rol model olabilecek bir başarı hikâyesi yazmak istiyoruz. Tekrar tekrar okunmaya değer bir başarı hikayesi&#8230; Bir cafede otururken tanımadığımız iki gencin KariyerGENÇ&#8217;i konuşmasını istiyoruz. Bunu başarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/gencligin-internete-yansimasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençliğin internete yansıması</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/erhan-erdogan-ve-evangelism/" rel="bookmark" class="crp_title">Erhan Erdoğan ve Evangelism</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/11/bastan-sona-cembernet/" rel="bookmark" class="crp_title">Baştan Sona cember.net</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/04/universiteli-ve-yeni-mezun-insan-kaynaklari-platformu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir girişim olarak eTohum</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 17:05:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Online İş Geliştirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[Burak Büyükdemir ile eTohum'u bir girişim olarak incelerken, Türk internetini konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Burak Büyükdemir&#8217;i tanıyabilir miyiz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İTÜ İşletme mühendisliği bitirdikten sonra Boğaziçi MBA yüksek lisansımı tamamladım devamında İntelbank 2 sene bankacılık, Vestel Net, Vizy Go projesinde bir süre görev aldıktan sonra kendi şirketimi kurdum. 2000 yılında krizden sonra ben Almanya&#8217;ya eğitime gittim, yüksek lisansa. Geri döndüğümden beri de yurtdışındaki firmalara danışmanlık vermeye, yurtiçindeki firmaların raporlarını sunmaya devam ederken, yarı zamanlı olarak da İTÜ&#8217;de e-ticaret stratejileri dersi veriyorum. Bu sırada da eTohum fikri, e-fikrim ile başladı ve yeni girişimcilerin yatırımcılarla buluşması adına bu şekilde bir girişimde bulunduk&#8230;  Tabi bu arada 99-03 yılları arasında TV radyo programları ve çeşitli gazetelerde yazarlık yaptım.  <strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>eTohum bir Goril AŞ projesi, peki Goril A.Ş.&#8217;nin neler yapıyor?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sadece etohum ve bunun geliri de sponsorlar üzerinden, ama tabii ki zamanla bu şirketlere de ortak olmak istiyoruz. Bizim de aldığımız riskler olduğu için zamanla bunlar oturacaktır. Goril AŞ bünyesinde farklı bir girişim yok. Ama zamanla olabilir de tabi. eTohumun en önemli noktası da zaten Türkiye&#8217;deki tüm internet girişimlerine ön ayak olması ve bunu koordine etmesi, herkes bir şekilde katkı sağladığı sürece kendi outputlarını da alıyorlar. Bütün sponsorlar mesela ilk olarak bu girişimlerle tanışıyorlar, bu doğru kullanıldığında onlar için çok önemli bir avantaj.  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>15 girişim açıklandı! Bu süreç nasıl işleyecek?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">eTohum senelik bir organizasyon, önümüzdeki ocak ayında tekrar yeni girişimler açıklanacak. 2. eTohum olacak&#8230; Bu bir yarışma değil, bu en iyi girişimleri seçen bir organizasyon da değil, böyle bir iddiamız da olmadı zaten. Bugün yurtdışında da bu böyle. Girişimciler kendilerini göstermek istiyorlarsa girişimci özellikleri olması lazım, öncelikle kendisine güvenerek başvuracak, sosyal olacak ve birinin karşısına çıktığında ikna edecek. Bu tür girişimcilerdir açıklananlar ve hatta 31 ocaktan önce de birlikte çalışmaya başladığımız girişimciler oldu. Kampta;  iş planı  pazarlama  iş hukuku  marka  fikri haklar  yatırımcı görüşmesi  değerleme  yatırım portföyü konularına ek olarak Türkiye&#8217;deki başarılı girişimciler ile 2 hafta geçirdik&#8230;  Süreç tamamlandı ve bütün bu şirketlerle çalışmalar başladı. Şirket kurulacaksa da nasıl kurulacağı üzerine hepimiz çalışıyoruz&#8230; Mayıs ayında yatırımcılarla toplanılarak bu dönem sonlanacak, tabii şimdiden de yatırımcılarla görüşmeye başlamış, yol almış girişimler de yok değil&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>eTohum girişiminin gelir modeli nedir peki?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şu an için sponsorlar aracılığı ile hayatını sürdürüyor, ama aslında etohum yeni bir iş modeli ile kuruldu, çünkü süreçle destek verdiğimiz ve aramızda kimyasal bağ oluşan girişimlere ortak olmak ve onları daha hızlı büyütmek istiyoruz, bu yüzden de eTohum yarışma değil, eTohum başarıya daha yakın olan projeyi seçiyor ve onun üzerine daha seri bir şekilde hayata geçip başarıya ulaşması için eğiliyor. eTohum gibi birileri yapmak isteyebilir bunda da sorun yok zaten, bu bir venture capital de değil, ofise alıp inkübe de etmiyoruz onları, maddi destek de vermiyoruz eTohum olarak. Yaptığımız onlara fikri ve çalışma konularında destek vermek ve güçlü bağlantılar ile desteklemek&#8230; Yurtdışında da buna benzer örnekler var; Bootcamp var, Y Combinator var&#8230; VC ve benzeri firmalar startuplarda eksik kaldığı için bu tür bir ihtiyaç vardı ve biz de bu şekilde başladık zaten&#8230; Bilinçli yatırımcıları seçip, kaliteli girişimcileri girişimleri ile birlikte aynı yere getirdiğimizde oldukça verimli bir pazaryeri çıkıyor ortaya ve bu da eTohum&#8217;un amacıdır&#8230; eTohum sürecine daha girmeden toplantılar sırasında tanışıp yatırımını alan girişimler oldu, bu da eTohum&#8217;un görünmeyen güzelliği&#8230;.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kampta çok güzel bir eğitim süreci geçti girişimciler için, peki bunu otomize edebileceğiniz bir akademi düşünüyor musunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Burdaki eğitimler tabii ki çok önemli ama asıl amaç eğitimlerden ziyade ticari başarıya ulaşılması, bu yüzden hiçbir şekilde akademi gibi bir fikrim yok, İsteyen varsa o şekilde bir akademi yurtdışındaki birçok üniversiteyi tavsiye edebilirim ama bizim bu eğitimlerden kastımız akademik eğitim değil sadece, kişilere danışmanlık ve koçluk ile projelerinin daha sağlıklı temellere oturtup yollarına devam etmelerini sağlamak, yani ticari başarı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Seçilen girişimlerde fikre ne kadar önem verdiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fikir bence hiç önemli değil&#8230; Girişimcinin odaklanması ve yapabilirliği önemli yoksa fikir %10&#8242;dan fazla değerli değil&#8230; Mesela internetten ayakkabı satmak ne kadar mantıklı gelmese de Serdar -pabbuc&#8217;un girişimcisi- Türkiye&#8217;de hem ayakkabı sektörünü, hem interneti bilen nadir insanlardan olduğu için neden olmasın diyorsunuz&#8230; Mustafa&#8217;nın girişimi usability&#8217;de de aynı durum söz konusu&#8230; Baktığımız zaman bu iş modelleri çok basit bir modelden oluşuyor&#8230; Ama asıl olay süreçleri oluşturmak bunu satışa döndürmek! Yoksa biz burada uzaya mekik gönderecek rampa yapmıyoruz&#8230;  Türkiye&#8217;de pazar halen oluşmuş değil, piyasa bomboş bizim ikincil fikir dediğimiz twitter vb. yenilikçi önerilerin gelmesi zaman alacak.. Ama şu an için Türkiye buna hazır değil, buna vakit var&#8230; Başvurular arasında bu tarz fikirler yoktu ve zaten buna da gerek yoktu&#8230; Piyasada zaten bu işe kendisini adamış şirket sayısı çok az olduğu için -web tasarımı yapan ajans ve firmalardan bahsetmiyorum, sadece internet üzerinde projelerini hayata geçirip, gelir modeli oluşturanları kastediyorum &#8211; bu şirketlerin sayısı arttıkça farklı modeller de çıkacaktır&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bir çok fikir incelediniz, peki bu fikirler arasında en çok gözünüze batan artı ve eksiler nelerdi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Artılar şu şekilde: Fikir oluşturma konusunda oldukça kabiliyetliyiz. Her fikir üreten kendini girişimci sanıyor ama bu kötü bir özellik&#8230; Girişimcilik bir adım öteye geçmek fikirden&#8230; Bugün senle burada oturup binlerce fikir üretebiliriz ama bir tanesini bile hayata geçirmedikten sonra bunun hiçbir anlamı yok!  Basit bir fikri hayata geçirmek satışa çevirmek, fikrin yaratıcılığından çok daha fazla şey gerektiriyor&#8230; Birçok girişimci farkında değil bunun; teknoloji bir araç, yazılım bir araç. Yazılım başarılı olup olmayacağını bazı sektörler hariç belirleyebilir ama dünyanın en iyi iki coderı olsa da arkasında hiç bir kıymeti yok satılamadıktan sonra, gelir modeli oluşturulamadıktan sonra&#8230; Başarılı olmasını beklemek hayal olur&#8230; Bugün hemen soracaklar ff, twitter&#8217;ın var mı ticari modeli diye.. Evet var ama zamanı da var, hepsinin roadmapleri bellidir, süreçle hepsi hayata geçecek&#8230;  <strong> </strong> <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Burada iş planı yapmak önemli mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet önemli, ama bu yüzlerce sayfa olmaz, o işi bilen kişinin iki sayfada halledebileceği bir şey&#8230; Çok sağlam iş planı yaptım, artık gerisi gelir gibi bir şey de yoktur, çok fazla dökümanlarda kalmamak lazım.. İş planı yapmak gereksiz değil, ama kağıda geçirmek çok önemli, kafasında olsa bile.. Ama neyi nasıl yapacağını, ne süre ile yapacağı çok önemlidir&#8230;  Ama tabii ki 10 tane girişimi olan birisi hiç iş planı yazmadan da yatırım alabilir rahatlıkla&#8230; Çünkü geçmişi ve referansı yeterlidir&#8230; Bugün Ersan Özer istediği yerden istediği fikirle yatırımı alabilir, çünkü kendini ispatlamış, Türk internetinin doğdugu günden beri bize örnek olan biri&#8230; ama sıfır bir girişimci tabii ki soru işaretlerini karşılamak zorundadır..  Tabii iş planı da yeterli değil kesinlikle&#8230; Burakbuyukdemir.com&#8217;da yazmıştım biraz, bahane üretme kültürü, yazılımı küçümseme -kardeşim yazılımcı o halledecek!- , yazılımı büyütme -Biz yazılımcıyız, dünyanın en iyi kodunu yazıcaz!-. Ekip, organizasyon, araçlar, teknoloji, gelir modeli, hepsi çok önemli&#8230;  Herkesin 10 fikri var, herkes hepsini yapmak istiyor&#8230; Ama ben hep söylüyorum, tamam yaparsın Sabancıysan, ama girişimcilik kaynaklar kısıtlıyken bunların kullanabilmesi. Dolayısıyla bir tane proje ile başla, başar; sonra istediğini yap, GittiGidiyor örnek önümüzde, eBay&#8217;e hisse satışı gerçekleştikten sonra bir çok girişime aynı anda imza attılar, ama önce GittiGidiyor olmasaydı hiçbiri olmayacaktı&#8230;  Ana proje edinmeli ve ona odaklanılmalı&#8230;  <strong> </strong> <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki Türk internetini nasıl görüyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eleştiriyi çok iyi yapabiliyoruz, oldukça verimliyiz bu konuda, iş yapan arkadaşları çok kolay yerin dibine sokabiliyoruz. İş yapan arkadaşlar zaten sessiz kalıyorlar, onlar sadece işini yapmaya çalışıyorlar, tabii hiçbir iş de hemen olmuyor, biraz süre geçmesi gerekiyor&#8230; Zaman tanımak lazım&#8230; Yaptıklarını da küçümsüyoruz, Çok fazla mazeret üretiyor ve hep sonunda Sermaye lazım diye yakınıyoruz.  Evet, sermaye her zaman lazım olacak, yalnız eğer siz gerçekten bir değer üretiyor, bir şeyler ortaya koyuyorsanız, zaten sizi destekleyen çok kişi çıkacaktır&#8230;  Rekabetin az olduğu bir sektör Türk interneti, ve bu da herkese fırsat tanıyor ama cidden iş yapan sayısı çok az.. Zaten eTohum bu yüzden kuruldu, sektörde buna inananlar destekliyor bizi, biz de etohum olarak her türlü girişimciyi desteklemeye çalışıyoruz&#8230;  Diğer taraftan herkes aslında ben bunu düşünmüştüm diye yaklaşıyor girişimlere, hatta sonunda &#8220;nevzata ben anlatmıştım yemeksepeti fikrini&#8221; şekline kadar dönebiliyor&#8230; &#8220;<strong>Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz&#8221; </strong>O yüzden kimse çekememezlik yapmasın, gereksiz eleştirilerde bulunmasın, tabii ki yapıcı eleştiriler olmalı ki gelişelim&#8230; Ama hiçbir şekilde &#8220;yok bundan olmaz!&#8221; , &#8220;çakma bu, iş çıkmaz&#8221; gibi sadece eleştirmek için yapılan eleştirilerle uğraşıyor şu anda sektör ve bu iç çekişmeler oldukça yavaşlatıyor ilerlemeyi.  Etkileyebilmek, değiştirebilmek, ilerletebilmek&#8230; Bunların hepsi başarıdır. Bu açıdan etohum&#8217;daki girişimlerin belki birçoğu başarısız olacak veya istediği hedeflere ulaşamayacak, ama biliyorum ki azimli olan, ruhunu ortaya koyan girişimciler girişimlerini ciddi yerlere getirecektir&#8230; Kimse de beklemesin yarın bu girişimler başarıya ulaşacak, Yemeksepeti&#8217;ne bakın, e-Bebek&#8217;e yada Nokta&#8217;ya; hepsi yıllarca zar zor geçinmiş sonunda sabırlarının karşılığını almışlardır&#8230;  Özetle; Türkiye&#8217;deki internet sektörünün resmi, görüntüsü bu şekildedir bence, iş yapan kişi sayısı az, konuşan kişi sayısı çok fazla. O yüzden insanları iş yapmaya özendirmemiz lazım&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yatırımcılar konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de yatırımcı yok! Girişimcilerde olan problem kadar hatta daha fazlası yatırımcılarda var, her şey benim olsun, hisselerin hepsi benim olsun diyerek yaklaşıyorlar, bu yüzden onlara da eğitim verilmesi lazım ve bu kültürün aşılanması gerekiyor&#8230; Buna ek olarak Türkiye&#8217;de kurumsal VC kültürü başlamadı, ya da daha çok başlarda, o yüzden bizim çok daha fazla çalışıp başarılı örnekler çıkartmamız lazım ki ilgiyi üzerimize çekebilelim&#8230; Yabancı yatırımcıların ilgisi iç yatırımcılardan daha fazla&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki sektörün büyümesi için neler yapılması lazım?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Organizasyon ve dayanışma gerektiriyor, internet sektörü böyle büyür. Bu pastayı hep beraber büyüteceğiz, Rekabet diye bir şey yok zaten, rekabet oluşturacak bir pasta yok ortada. Diğer sektörleri ve büyük şirketlerin ilgisini daha fazla çekmemiz ve değişen kuralları da başarı hikayelerimiz ile onların yüzüne vurmamız gerekiyor&#8230; Bloglarımızda yazacağız, bu tür röportajlarla duyuracağız&#8230; etohum&#8217;un bütün duyurusu bloglar üzerinden oldu, blogların bu konudaki etkisi inanılmaz, facebook , twitter, friendfeed gibi ortamlar ve tabii ki başta bloggerlar sayesinde eTohum bu kadar büyük ilgi topladı ve topluyor. hatta o da ayrı bir örnektir ama klasik medya ancak biz başladıktan 6 ay sonra ayılıp, burda birşeyler oldugunu farkedip eTohum&#8217;dan bahsetmeye başladı&#8230; Ama etkiyi biz zaten sosyal medya ve bloglarla oluşturmuştuk&#8230; Bu yüzden bloggerlara nasıl teşekkür etsek az&#8230; Klasik medya gücünü sosyal medyaya karşı yitiriyor, Bir blog yazarı bugün birçok gazetenin yazarlarından çok daha fazla okunuyor ve değer görüyor, belki şu an gelir modelleri gelişmiş değil ama zamanla inşallah sadece blog yazarak ciddi gelirler elde etmeye başlayacaklar&#8230;  Örneğin krizde bence ciddi bir fırsat var, birçok beyaz yakalı işsiz olabilirler, ve onlar kendi şirketlerini kurabilirler internet üzerinde, bu arada tabii büyük şirketlerin rekabeti de onları fazla yormayacaktır, çünkü zaten herkes kendi kabuğuna çekilmiş durumda ve bu şekilde ilk yıllarını kolaylıkla atlatabilir girişimciler diye düşünüyorum&#8230; Ama işte kriz fırsattır, fırsat krizdir, Tabii gören gözler için, görmeyen için ekonomik patlama da olsa hiçbir faydası yoktur&#8230; Talebi görenler için kriz de büyüme de fırsattır&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki eğer Burak Büyükdemir şu an etohum üzerine çalışmıyor olsaydı nasıl bir girişimde bulunurdu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fikir o kadar çok ki internette, o yüzden fikri çok da önemsemiyorum başta da dediğim gibi&#8230; Türkiye&#8217;deki boş bir pazar olduğu için de her türlü ticari modeli belirli girişim başarıya ulaşabilir, hatta eTohum&#8217;un 15 girişimine bakarsak; ayakkabı satılabilir, tatil, ik site kurulabilir, beyaz eşya satılabilir ya da mobil uygulamalar üzerine eğilinebilir, ideshot gibi markalara çalışan, ya da userspot gibi araştırma yapan -ki bu çok bakir bir alan-&#8230; Ben ne yapabilirim? Bu internet şirketlerinin içinde bulunup süreci hızlandırabilirim diye düşünüyorum, ki zaten verdiğim danışmanlıklar ya da aracılık yaptığım işlerde olsun hepsinde katalizör vazifesi gördüğüm için gene eTohum gibi bir şey yapardım diye düşünüyorum ve tabii ki bu girişimlerin herbiri ile çalışmak isterdim&#8230;  <strong></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>2000 yılında sektörü ve kendinizi nasıl görüyordunuz ve sektörün bugünü için neler öngörüyordunuz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">O zamanlar birkaç şirketle ortaklığım vardı, zaten internet girişimleriyle ve içerik konusunda çok daha hızlı ilerleme olacağını düşünüyordum, ama pek de beklediğim gibi olmadı ve şu an içerik halen gerektiği değeri görmüyor ve o kadar kaliteli içerik üretilmiyor&#8230; e-ticaretin gelişmesi zaten öngörülen bir şeydi ve beklendiği gibi halen gelişiyor ve her yıl katlanıyor&#8230;. Ama halen içerik konusunda gelişimin daha değerli olduğunu düşünüyorum ve bu oluşan içerikler oldukça değerlenecek, örneğin bir saat blogunu düşünün, bugün sektörde saat üzerine dergiler çıkıyor ve sektörü etkiliyor, ama saatçiler ne zaman interneti farkedip benimseyecekler, o gün o saat blogu çok ciddi bir değer olarak karşımıza çıkacak, Bu yüzden diğer sektörlere kendimizi göstermemiz lazım diye düşünüyorum&#8230;</span></p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/gencligin-internete-yansimasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençliğin internete yansıması</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/girisimden-yatirima-turk-internet-sektoru/" rel="bookmark" class="crp_title">Girişimden yatırıma Türk internet sektörü</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/ve-iste-geri-donduk/" rel="bookmark" class="crp_title">Ve İşte Geri Döndük!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 17:05:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1154</guid>
		<description><![CDATA["bu İK'cı beni anlamadı" ya da "adayın tavrını beğenmedim" yaklaşımları ortadan tamamen kalkarken, objektif değerlendirme için mükemmel bir araç ortaya çıktı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba Tuğba Hanım,  insan kaynakları konusundaki çalışmalarınızda bir çok durumla karşılaşmışsınızdır, HRbot fikrinin oluşmasını sağlayan ne oldu? Çıkış noktanız neydi?</strong></p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/tugbaavci106k.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1166" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="tugbaavci106k" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/tugbaavci106k.jpg" alt="" width="165" height="250" /></a>BT kökenli bir İK&#8217;cı olduğum için süreçleri iyileştirmek,  performansı geliştirmek üzere sürekli yeni projeler üzerinde çalışıyordum. 2 yıl önce botego.com&#8217;da &#8220;<strong>Merve&#8217;yi tavla</strong>&#8221; uygulamasını gördüğümde, soru yanıtlayan bir bot neden soru soramasın fikri aklıma geldi. Çünkü; çoğu İK şirketinin veya departmanın yapısal soruları vardı ve Yetkinlik Bazlı Mülakat Tekniği böyle bir sisteme kolaylıkla uyarlanabilirdi. Sonrasında da sağlayabileceği avantajları düşünmeye başladım.</p>
<p>Her aday için eşit kalitede rapor üretebilirdi. Aday raporları danışmanın ön yargısı ile manipüle edilmemiş olurdu. Toplantı odalarımız zaman zaman yetmiyordu ve güvenmediğim bir danışmanın görüştüğü adayla tekrar telefon mülakatı yapma gereği duyuyordum. CV&#8217;sini kısa tutmak zorunda hisseden adayların önemli projeleri raporlarına not alınıyordu ve bunları search edemiyorduk. Mülakatı yapan İK&#8217;cının adaya verdiği elektrik de görüşmeyi çok etkiliyordu. Mülakatçı çok önemli soruları atlayabiliyordu&#8230; Özetle, insan hatası/yorumu devreden çıkınca adayların <strong>&#8220;bu İK&#8217;cı beni anlamadı&#8221;</strong> yaklaşımı ya da mülakatçının <strong>&#8220;adayın tavrını beğenmedim&#8221;</strong> yaklaşımları ortadan tamamen kalkıyor, objektif değerlendirme için mükemmel bir araç çıkıyordu.</p>
<p><strong>HRBot&#8217;u hayata geçirme kararı aldıktan sonra nasıl bir yol izlediniz? Botego ile birlikte çalışmalar ne kadar sürdü?</strong></p>
<p>Merve&#8217;yi tavlamayı deneyip (ki bence tavladım, hiç bir kadın buna dayanamazdı) hemen sonra Ekim&#8217;i arayıp, soru soran robot fikrini gündeme getirdim. 2 yıl önce çalıştığım şirketin portalinde kullanmayı planlıyordum. Böylece, adayın başvurusunu inceyen işveren istediği adaylarla ön görüşmeyi de robotu kullanarak yapabilecekti. Botego ile iş ortaklığı için uygulamanın dünyadaki benzerlerini araştırmaya başladık. O zaman da böyle bir uygulamanın dünyada olmadığını gördük. Projeye inanmayan patronlarla yol alamayacağımı anlayınca kendi şirketimi kurmaya karar verdim.</p>
<p>Botego ile sözleşmemizi hazırlamaya çalışırken <strong>iş ortaklığı modelinin zorluğu</strong>nu fark ettik. İlk sözleşme katolik evliliğine benzeyen ve asla fesh edilemez bir sözleşmeydi. Ceyda Cimilli Akaydın&#8217;dan destek istedik. Ceyda sayesinde 3 sayfalık sözleşmemiz, 9 sayfalık bir sözleşme ve 25 sayfalık teknik şartnameye dönüştü. Sonra işe başladık.</p>
<p>İş analizler hazırdı, bazı bölümlerin revize edilmesi gerekti. Yaklaşık 3 ayda sistem analizlerini çıkardık. Bot sistemin en önemli ama en küçük parçası haline geldi. CV&#8217;yi okuyup tanıyan modülle, bot&#8217;a sorması gereken soru gruplarını gösteren sistem daha komplike oldu.</p>
<p><strong>Projeyi hayata geçirme konusunda ne tür zorluklar yaşadınız? </strong></p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/hiperaktik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1157" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="hiperaktik" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/hiperaktik.jpg" alt="" width="248" height="77" /></a>İki ortaklı bir proje olduğu için, projeyi finanse edebilmek amacıyla farklı projelerde de çalışıyorduk. Hala çalışıyoruz. HRBot için ayrı dedice bir yazılımcıyla çalışmaya karar verdik. Görev dağılımımızı yaptık. Zamanımızın kısıtlı olması bizi haftasonları toplantılarına, akşam Skype-MSN toplantılarına yönlendirdi.</p>
<p>Örnek alabildiğimiz bir proje olmadığı için hem teknik hem ticari kararlar alırken karma modeller üretmek zorundaydık. Bunlar üzerinde düşünülmesi gereken konular olduğu için kısıtlı vaktimizi de beyin fırtınası yaparak geçiriyorduk. &#8220;Ürünün fiyatı ne olacak?&#8221;, &#8220;Bakım anlaşması şartları neler olacak?&#8221; gibi sorular için projeyle paralel en az 2-3 ay vakit harcadık.</p>
<p><strong>Peki mülakatların HRBot ile yapılması firmalara ve başvuranlara ne tür avantajlar sağlayacak?</strong></p>
<p>Firmaları segmentlere ayırarak yanıtlamak daha doğru olur. KOBİ&#8217;lerden başlayalım.</p>
<p>KOBİ: İşe alım için çoğu KOBİ&#8217;nin İK departmanı yok. İşe alımda adaya sormaları gereken soruları önceden hazırlayacak vakitleri de yoktur. Çünkü; tek işleri yönetmek ya da işe almak değildir. İK Danışmanlık hizmeti de KOBİ&#8217;ler için pahalıdır. Genellikle çok vakitleri de yoktur. Adayın yaptığı iş ve iş yapış biçimi hakkında detaylı bilgi alabileceği raporları HRBot üzerinden edinerek uygun 3 adayı filtreleyerek hem vakit kazanabilir hem de daha doğru seçimleri uygun bir maliyetle yapabilir.</p>
<p>Kurumsal: Çoğunlukla, İK departmanları vardır. Marka bilinirliği olduğu için çok da başvuru alırlar. Yetkinlik bazlı mülakatlarda görüşme süresi ortalama 45 dakikadır. Daha da uzayabilir. HRBot&#8217;un yapacağı ön görüşme notlarına bağlı olarak uygun adaylara 10 dakika ayıran İK&#8217;cı rapor üzerinden mülakat yaparak kendi görüşlerini de üzerine ekleyebilir. Böylece 45 dk x 5 aday yerine 10 dk x 30 adayla görüşebilirler. Bu yüzden İK uzmanlarının yapay zekalı asistanı diyoruz HRBot&#8217;a. 10 kişinin alınacağı pozisyona 6000 kişinin müracaat ettiği şu günlerde, eğitim ve deneyimi uygun adayların %30 olduğunu varsayalım. 1800 adayın %20&#8242;si HRBot ile seçilebilir. 360 inen aday sayısı ile İK uzmanları, en az 8 haftalık bir vakit kaybından kurtulmuş olacaklar.</p>
<p>Profesyonel: Yani İK danışmanlık şirketleri&#8230; Aday veritabanlarını geliştirmek en önemli yatırımlarıdır. Artık danışmanlık şirketi adına bir günde binlerce görüşme yapabilecek bir robotları var. Üstelik tüm adaylar için eşit kalitede rapor tutan, sorması gereken sorular unutmayan, adayı sinirlendirmeyen&#8230;</p>
<p>Adaylara avantajları: Adaylar için tam bir fırsat, kendini iyi ifade edebilen adaylar görüşmeye 1-0 önde başlar. Yazılı iletişimi iyi olmayan adaylar da &#8220;ben kendimi iyi ifade edemedim&#8221; diyerek loglarını incelemeye aldırabilir. Ama sizi eleyen bir İK uzmanı için aynı şeyi yapmak mümkün değildir.</p>
<p><strong>Tam olarak hedef pazarınızda ne tür firmalar var? Hangi firmalar için en verimli sonuçları sağlıyor HRBot?</strong></p>
<p>HRBot &#8220;beyaz yakalılar&#8221; olarak tabir ettiğimiz çalışanlar için uygun bir ürün. Bu yüzden Danışmanlık, Finans, Sağlık-İlaç-Medikal, Bilgi ve Telekomünikasyon Teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren beyaz yaka çalışan oranı %60&#8242;ın üzerinde olan firmalar için tasarlandı. Zira; adayların en az ön lisans ya da lisans mezunu ve internet kullanıcısı olması gerekiyordu.</p>
<p>İşe alım performanslarını 4 katı artırıp sağlıklı ve dijital bir aday veritabanı oluştururken, maliyetlerini 1/3 <a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/botego_logo.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1158" title="botego_logo" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/03/botego_logo.jpg" alt="" width="250" height="73" /></a>oranında düşüreceğini öngörüyoruz. Tek başına işe alım robotu değil, 360 derece performans değerlendirme ve eğitim ihtiyaçları analizi gibi ihtiyaçlarda da kullanılabilir. Özellikle, farklı lokasyonlarda çok ofisi olan firmalarda bu analizler çok fazla vakit alan görüşmeler ve anket çalışmalarıyla 1-2 ayda yapılırken, HRBot için bu 1 günlük bir iş.</p>
<p>Bir not daha: Hayal gibi bir şey olan ortak Kara Liste işverenler için artık hayal değil. Adayları tanıyan HRBot, kendisiyle yapılan görüşmelerde hakaret, argo, uygunsuz ifadeler kullanan adayları aynı ortak Kara Listeye alacak. İsteyen işveren Kara Listeyi kullanabilir, istemeyen kullanmaz. Aday bir yanlışlık sonucu kara listeye girdiğini ifade ederse de görüşme logları incelemeye alınabilecek. Kara liste, İK&#8217;cı inisiyatifinden çıkıp tamamen adayın yaklaşımlarındaki dengesizliklerle oluşabilecek. Bu da mesuliyeti adaya ait olan objektif bir &#8220;kara liste&#8221; demek&#8230;</p>
<p><strong>Bildiğimiz kadarıyla dünyada ilk ve tek İnsan kaynaklarına özgü yapay zeka ürünü HRBot, bu açıdan yurtdışından talepler geliyor mu? Yoksa sadece iç pazarda mı kalmayı düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Dünyada ilk olmak çok heyecan verici. Bu nedenle basın duyurusunu İngilizce-Türkçe yaptık. Yurtdışından çok daha fazla talep var. Niyetimiz, Türkçe HRBot&#8217;tan 2-4 ay sonrasında İngilizce&#8217;sini hazırlamaktı. Bu geri dönüşlerden sonra ise, HRBot Türkçe demosundan hemen sonra İngilizce hazırlığına başlamamız gerekiyor.</p>
<p><strong>HRBot ile ilgili ilk aldığınız geri dönüşler nasıl? </strong></p>
<p>Tüm geri dönüşler çok olumlu. Demo görmek isteyen firmalarla randevulaşmaya başladık bile. Yalnız yurtdışından ilgilenenlere Türkçe demo göstermek anlamlı olmayacağı için İngilizce mülakatın videosunu göndererek yol almayı planlıyoruz.</p>
<p><strong>Peki devam eden süreç nasıl işleyecek? Ne zaman beta aşamasından çıkıp satışa sunulacak?</strong></p>
<p>Mart 2009, son haftasında HRBot satışa çıkıyor. Yanlış anlaşılan bir konuyu buradan aydınlatmak istiyorum; Merve&#8217;yi tavla uygulaması gibi bir şeyler bekleyenler var. HRBot&#8217;un soruları, en az yazılımı kadar değerli. Bu yüzden demo gerçek soruları içermeyen bir Microsoft mülakatı simülasyonu olacak. Çoğunlukla da Microsoft&#8217;un geçmiş yıllarda kullandığı puzzle sorularını kapsayacak.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/" rel="bookmark" class="crp_title">Bilişim insanları</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/" rel="bookmark" class="crp_title">Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 17:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuba Avc</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1044</guid>
		<description><![CDATA[Maalesef o kadar kolay değil. Bir saatlik bir mülakatta karşınızdaki kişinin size anlattıklarını öğrenebilirsiniz, ya anlatmadıkları?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Maalesef o kadar kolay değil. Bir saatlik bir mülakatta karşınızdaki kişinin size anlattıklarını öğrenebilirsiniz, ya anlatmadıkları?</strong></p>
<p>Adayın deneyimiyle orantılı olarak 15 dakika ile 1 saat arası mülakatlar yapılabilir. Mülakatın, her iki taraf için de başarılı geçmesinin tek koşulu, tarafların beklentilerini önceden doğru analiz etmesinden geçer.</p>
<p>Mülakata görüşmeci olarak girmeden önce;<a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/987763_man_thinking.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1075" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="987763_man_thinking" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/987763_man_thinking.jpg" alt="" width="134" height="203" /></a></p>
<p>1.    Şirkete ait misyon ve vizyonun,</p>
<p>2.    Proje ve projeden beklentilerin,</p>
<p>3.    Görev tanımının net bir şekilde çıkarılması,</p>
<p>4.    Bu görevi yapabilecek kişinin teknik bilgi ve becerilerinin saptanması,</p>
<p>5.    Yine aynı kişinin, çalışacağı ekip ve yöneticisi ile uyumlu olabilmesi için kişisel özelliklerinin tanımlanması gerekiyor.</p>
<p>Şimdi doğru soruları hazırlama zamanı geldi. Ne öğrenmek istiyorsunuz aday hakkında? Ne bildiği, ne yapabildiği, ne yapamayacağı mı? Bence sizi en çok ilgilendiren konu, sizin o adayla ne kadar verimli çalışabileceğiniz. Çok bilgili olabilir ama yönetemeyeceğiniz bir adayı işe almak her iki taraf için de vakit kaybıdır. Hoş sohbet bir adayla mutlaka iyi ileteşim kurabilirsiniz, peki iş yaptırabilir misiniz? Sonuca gidebilir misiniz? Sizin ya da ekibinizin eksik parçasını kapatabilir mi?</p>
<p>Mülakatlar genellikle adayların sorguya çekildiği görüşmeler sanılsa da, aksine her iki tarafın da karşılıklı bilgi alış-verişinde bulunduğu görüşmelerdir. Yetkinlik bazlı mülakat tekniği dediğimiz teknik 1950&#8242;lerde Amerikan Polis Teşkilatı tarafından geliştirilmiş bir sorgu tekniğinden yola çıkarak İK alanına uyarlanmış.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz dönemde ise artan şirket sayısı karşısında adaylar da güvenebilecekleri şirketlerde çalışmak istiyorlar. Ve maalesef okuduğunuz pek çok İK kitabı yalnızca adayları nasıl sorgulayacağınızı anlatıyor. Peki bilgi aktarmazsanız ne  olur? Yalnızca turnoverınızı yükselir ve kalıcı bir ekip kuramaz, gidenin yerine yenisini aramanın ötesine geçemezsiniz.</p>
<p>Youth Republic&#8217;in hazırladığı, youtube&#8217;da pek çok kişi tarafından izlenen iş ilanı prodüksiyonu yalnızca başvuru patlaması yaratmakla kalmadı, şirketin viral pazarlamasına da katkıda bulundu. Üstelik adaylar büyük bir sempatiyle başvuruda bulundular. Müşterilerime, görüşme sonrasında adaylarına kendilerini ve pozisyonu tanıtan e-mail göndermelerini öneriyorum. Bu öneriye uyan firmalarda, havada kalan sorular olmadığı için anlaşmalar daha sağlıklı yapılıyor. Ayrıca, olumsuz cevap alan adaylar da firma hakkında negatif düşüncelere kapılmıyorlar. Unutmamalısınız ki; bugün görüştüğünüz aday yarın müşteriniz ya da iş ortağınız olabilir&#8230;</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/717339_brain_in_hand.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1074" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="717339_brain_in_hand" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/02/717339_brain_in_hand.jpg" alt="" width="289" height="193" /></a>Özetle, adayın firmanıza neden güvenebileceğini ve güveni sonucunda kazancının ne olacağını düşünün. Aynı şekilde, siz adaya hangi şartlarda güvenebileceğinizi ve güvenirseniz kazancınızın ne olacağını düşünün. Böylece, kalıplaşmış mülakat sorularından sıyrılıp, kendinize has sorularınızı üretebilirsiniz.</p>
<p>Kalıplaşmış mülakat sorularına, ezberlenmiş cevaplar alacağınızı lütfen unutmayın. Örneğin, çözmekte sorun yaşadığınız bir konuyu senaryo olarak anlatıp, adayın çözüm önerilerini dinleyerek case bazlı mülakat gerçekletirebilirsiniz. Ve bu size özgü olur&#8230;</p>
<p>Bir saatte adayın hayatını öğrenemezsiniz ama güven noktalarını keşfedebilir, ikinci bir görüşmeyle çapraz sorgulama yapabilirsiniz.</p>
<p>Fazla uzatıp vaktinizi çalmak istemiyorum. Bu yüzden; bir sonraki yazım aynı konunun devamı ve biraz daha örneklendirilmişi olacak.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/" rel="bookmark" class="crp_title">HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/04/bilisim-insanlari/" rel="bookmark" class="crp_title">Bilişim insanları</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/" rel="bookmark" class="crp_title">Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google Türkiye ile turizm üzerine</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/google-turkiye-ile-turizm-uzerine/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/google-turkiye-ile-turizm-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 17:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Online Turizm]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arama Motoru]]></category>
		<category><![CDATA[Destinasyon Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Internet Turizm]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Otel Pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Turizm 2.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[Google Türkiye Turizm Direktörü Ali Yılmaz ile turizm sektörünün internet ile ne tür bir değişim yaşadığını konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Google Türkiye Turizm Direktörü Ali Yılmaz ile turizm sektörünün internet ile ne tür bir değişim yaşadığını konuştuk&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Turizm Sektörü ile internet arasındaki ilişkiyi nasıl gözlemliyorsunuz bize biraz bahsedebilir misiniz?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öncelikle belirtmem lazım ki turizm firmalarının iş yapış şekilleri tamamı ile değişti internet sayesinde. Eskiden çok kısıtlı kaynaklardan bilgi edinebiliyordunuz ama Turizmde artık herşeyi görebiliyorsunuz.. İnternette sınırsız bilgi var, önceden gidenler ne demiş, kaç çeşit mekan var. Örneğin Parise gidecektiniz, tur operatoru ve gitmiş olan arkadaşınız dışında hiç bir fikriniz yoktu.  Daha sonra gittiğinizde ise bazen beğendiniz bazen beğenmediğiniz, hayal ettiğiniz gibi yada kabus gibi bir tatille karşılaşıyordunuz&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama artık ne tur operatörüne bağlısınız ne de arkadaşa, kendi başınıza istediğiniz kararı verebiliyorsunuz. Aynı zamanda hiç bilinmeyen yerlere de gidebiliyorsunuz, açın haritayı oraya uçak tren ne gerekiyorsa bulun, rezerve edin gidin!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dolayısıyla internet ile turizmin yapılış şekli değişti, internetin bu kadar büyük etkisinin olduğu başka bir sektör yok. Özellikle yurtdışında bir çok firma iş yapış şekillerini değiştirdi. Yıllarca geleneksel yöntemler kullananlar, milyar dolarlarla oynayanlar sonradan internetle başarıya ulaşmış firmalar ile anlaşmak zorunda kaldılar. Çünkü artık turizm eski turizm değil&#8230;  Expedia şu anda kendi başına dünyanın en büyük 2.  Tur operatörü ve ne bir ofis ne de bir telefonları var, herşeyi tamamen internet üzerinden yürütüyorlar. Diğer firmalara bakıyorsunuz elli belki yüzyıldır bu işi yapıyorlar ama bu kadar büyüyemiyorlar, dolayısıyla çok radikal bir değişim yaşandı&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ne kadar turizm dönemsel olsa da internette dönemsellik yok. Kullanıcı her an tatile çıkıyor ve daha önceden de tatili için arayışlara başlıyor. Sonuçta arama her zaman yapılıyor, dolayısıyla iş yapış şekilleri de değişiyor, her an müşteriye ulaşabiliyor ve onları karşılayabiliyorlar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Diğer tarafta satış oluyor mu peki soruları geliyor!</strong> Bu kampanyalardaki kasıt sadece e-ticaret değil, internet üzerinden rezervasyon yapmıyor bir kısım kullanıcı ve telefon ile soruyor ve duruma göre rezervasyon yaptırıyor. Bu da tabi ki online kampanyası olan tur operatörünün daha fazla çalan telefonu anlamına geliyor. Bilinirliğe ve marka kısmına hiç düşünmesek bile çok ciddi bir katkısı var.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki internette Turizm bu kadar hızlı değişirken Türkiye&#8217;de durum nasıl? Değişime ayak uydurabiliyormuyuz sizce?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de yavaş ilerliyor ama gene de iyi durumdayız. Baştan başlayacak olursak, aslında turizm sektörü iş yapış şekillerine göre teknolojiye en uzak sektörlerden birisi, çünkü ne büyük çalışan kitleleri, ne de çok değişken bir yapıları var. Bundan önce izlenen yol tur operatörleri ve kataloglar üzerinden geçiyordu!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama tabi bu zamanla ve yavaş yavaş değişiyor, malum insanlara yeni bir alışkanlık kazandırıyorsunuz. Tabi turizm uluslararası bir platform olduğu için aynı zamanda da insanlar işlerini büyütmek için bu tip yeniliklere yakınlaşıyorlar. İnternetin kullanıcıları genç bir nesil oldugu için de adaptasyon çok hızlı gerçekleşiyor. Özellikle Türkiyede bugün 26 milyon internet kullanıcısı olduğu söyleniyor ve bu toplam nüfusun sadece %35&#8242;i&#8230; Türkiye bu kadar çok kullanıcı olmasına rağmen e-ticarete çok alışık da değil,  yavaş yavaş yeni nesil geldikçe artış gerçekleşiyor. Diğer tarafta kurumlar da ister istemez buna ayak uydurmak zorunda kalıyor&#8230;  Bu açıdan hızlanma görüyorum, ve bizim burada altını çizmeye çalıştığımız geleneksel mecralara nazaran internetin ne kadar verimli olduğunu göstermek&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki Google&#8217;ın bu arama alışkanlıklarının tümünü paylaşıyor mu veya bu ne düzeyde? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet bu konuda paylaşımlarımız oluyor özellikle Google Insights her zaman takip edilmesi gereken bir ürün bu konuda.  Kelimelerin ne kadar arandığını, ne zaman arandığını vb. Trendleri görebildiğiniz bu üründen aldığınız bilgilerle bir çok firma kendisine özgü kampanyalar üretebilir. Bunun dışında da bir çok araç var ama tabi fazla okumayı seven bir millet olmadığımızdan kaynaklanıyor olsa gerek bir çoğumuz bu araçlardan habersiziz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Diğer taraftan Google Türkiye ofisi bu ürünlerin tanıtım ve pazarlamasını yapıyor, bu konuda ajanslarla da ortak çalışıyorsunuz. Bu konuda ajanslara ne şekilde yardımcı oluyorsunuz? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ajanslar yada bireyler isteyen herkes Google&#8217;ın ürünleri konusunda destek verebilir. Bu konuda bir dayatmamız yok.  Ama tabi ki Google Advertising Company Sertifikaları var ve bunlara sahip ajansları öneriyoruz firmlara,  web analytics, online reklamcılık ile ilgili eğitim veriyor, birçok dökümanı hizmetlerine sunuyoruz. Neler yapmaları gerektiğini bir şekilde gösteriyoruz çünkü firmalar kampanyaları konusunda ne kadar az direkt bize danışırsa o kadar seri bir şekilde ilerleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Google Adwords sunduğu kaynaklarla ve kullanım kolaylığıyla hiç bilmeyen birinin bile öğrenip kendisine yada firmasına ait kampanyalar hazırlamasına olanak tanıyor, peki buradaki amaç her firmada online kampanya yönetimi alanında birinin istihdam edilmesi mi? Çünkü şu an Reklam veren ile reklam yayınlayanların arasına bir çok firma giriyor&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Adwords&#8217;ün ve Google&#8217;ın en fazla kişi tarafından kullanılması bizim amacımız, o yüzden ister ajans yoluyla ister kişi kendi başına kullansın bizim için aynı değeri taşıyor. Tabi ki içeri de bir çalışan bulunması güzel bir yaklaşım olur. Ama bazı firmalar için bu bir zaruret olmuyor, sadece onların da Google Adwords dökümanlarını okuyup bilgi edinmesini tavsiye ediyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Firmalarda uzman gereksinimi yaptığınız işe göre değişiklik gösteriyor. Çünkü bazı sektörler için internet yaşayan ve takip gerektiren bir alandır, ama bazıları için ise durağandır&#8230; Turizmden örnek veriyim mesela;  siz tatil satıyorsunuz, yurtiçi ve dışında yüzlerce oteliniz var, fiyatlar değişir, doluluk değişir ve siz bunları yakından takip etmek zorundasınızdır.. çünkü 10 günde dolan odaların reklamı halen sürdürüyorsanız müşterilerinizle yüzleşmeye hazırlanmalısınız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama şunu belirtmek lazım ki reklamverenler bugüne kadar diğer mecralarda gördükleriyle, ne tür ilgisi olanlar size gelmiş , ne kadar alım yapmış, kaç kişiye gösterilmiş ve kaç kişiden geri dönüş alınmış, gibi soruları sormuyorlar. <strong>Internet reklamcılığı bütün bu soruları ve daha fazlasını sorup, net cevaplar alabilmenizi sağlıyor.</strong> Bu yüzden internet reklamcılığı özellikle satış odaklı reklam çalışmalarında olmazsa olmaz bir mecra&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Şu anda Türkiye turizm adına oldukça zengin bir ülke ve bunu devlet ve sektördekiler bir çok şekilde duyurmaya ve turizmi geliştirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Google internetteki bir çok veriye hakim olarak Kültür Bakanlığı vb. kuruluşlara öneriler sunuyor mu veya ortak projeler geliştiriyor mu?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evet Kültür Bakanlığı ile sık sık görüşüyoruz, her türlü bilgiyi açıp onların yararına sunuyor ve proje geliştirmeye çalışıyoruz. Yurtdışında ne tür modeller olduğunu ve tanıtım çalışmalarını nasıl optimize edeceklerini göstermeye çalışıyoruz. Tabi burada karar verip hayata geçirecek olan kurumlar olduğu için biz sadece elimizden geleni yapıyor ve geri dönüşü bekliyoruz&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu konuda bir örnek vermek istiyorum; Dünyadaki en çok turist çeken ülkelerden biri Türkiye, bu listede şu an 8.  sıradayız ve bakarsak teknolojiye en az adapte olmuş olan da biziz&#8230; yani daha ileriye geçeceğimiz kesin&#8230; Bu açıdan sadece biraz daha vizyoner olmamız lazım, çünkü bakarsak Mısır&#8217;ın bile internet üzerinde yatırımları var turizmi geliştirmek adına.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Peki sektördeki küçük firmalara ne önerirsiniz, Adwords ve internet konusunda?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öncelikle şunu belirtmeliyim ki genellikle okumayı tercih etmiyoruz, birilerinin bize gelip yolu göstermesini tercih ediyoruz. Ama internet bunun aksine <strong>kendi kendinin öğretmeni olduğun ve bütün kaynakların önüne sunulduğu bir ortam</strong>. Bu yüzden kaynaklar yeterince okunup incelendiğinde herkes kendi başına işlerini yürütebilir bir hale gelebilir. Hatta bir seminer sonrasında Sirkeci Hotelleri adında bir grup sitesi oluşturup, bununla Adwords kampanyaları yürüten ve daha nisan ayından eylüle kadar odalarını dolduran ekip ile tanıştığımda, istenildiğinde nasıl da başarılı olunabildiğini görmüştüm. Çünkü onlara ne danışmanlık verdik, ne farklı bir yardımda bulunduk&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dolayısıyla meraklı olsunlar, Google her türlü dökümanı sunuyor bunları incelesinler, hiç olmadı ajanslara ya da bize ulaşsınlar&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Okuyup öğrenmek isteyen okuyucular adına soruyorum da, Google&#8217;ın bir çok hizmeti var bunlardan hangisi online reklamcılık konusunda çok daha verimli olur? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Daha en baştan başlarken Web Master Araçları dediğimiz bir ürünümüz var, devamında Web Site Optimizer ile arama motoru optimizasyonu ve site içi ziyaretçi bazlı optimizasyonlarını yapabilirler. Daha sonra Google Insights ile ne tür aramaların daha çok yapıldığından çıkarak Adwords ile kampanyalarını oluşturabilir ve Analytics ile de kampanyanın ve kendi sitesini verimini görebilir. Bunlar başlangıç için yeterli olacaktır diye düşünüyorum..</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İnternet Girişimcileri adına sektöre bakacak olursak, Türkiye&#8217;deki turizm portallarını yeterli buluyor musunuz veya giderilmesi gereken eksikler neler?</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eksik var mı? Tabi ki var&#8230; Ama daha öncesinde aşılması gereken problemler var, bunların başında da hotellerin interneti kullanır hale getirilmesi ve bu altyapının oturtulması gerekiyor.  Bu altyapı da şu an için bulunmadığından en büyük turizm portalları bile bu işi Türk usulü yapıyorlar. Expedia , Lastminute ve benzerlerinin çalışma şekillerindeki gibi ONLİNE yapabilen yok Türkiye&#8217;de&#8230; Şu an için şöyle bir online çalışma var; reservasyonu siz siteden yapıyorsunuz, site oteli arayıp yer için onay alıyor ve devamında sitedeki rezervasyon da onaylanıyor&#8230; Bu yüzden farklı modellerde çalışan portallar da bulunmakta, tabi ki bu portalların yapabileceği bir şey değil, altyapı dernekler, devlet kurumları ve sektördekilerin katkısıyla oluşacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İyi tatil portalı nasıl olur diye sorarsanız da; güncel olmak zorunda, diğer taraftan da internet ofisiniz gibi kapanan birşey değil, dolayısıyla buna göre altyapı oluşturulmalı ve müşteri geri bildirimlerine göre şekillendirilmeli&#8230;  Diğer taraftan bütün siteler yaklaşık aynı; gazete reklamları gibi kutu kutu kampanyalar, bir arama motoru ve standartlaşmış link ve bannerlar. Dolayısıyla farklılık katacak şeylere ihtiyaç var, Video olsun, harita olsun, müşteriyi içeride tutacak interaktivite olsun yapılabilecek bir çok şey var. Bir çok sitede tatil ve hotel deneyimleri sitelerde anlatılıyor ve ona göre karar veriyor yeni gelenler. Hatta bu konuda bir blog da şart diyebiliriz Tur operatörleri ve oteller için, çünkü şikayetlerin başka yere gitmesi kontrolü zorlaştırıyor ve blogları sayesinde şikayetleri ve talepleri direkt alabilmeleri müşterileri daha bağımlı hale getirmelerine katkıda bulunacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Çok Teşekkürler Ali Bey, Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şöyle söyliyim bundan önce uluslararası firmalarda çalışmış biri olarak, Türkiyenin genç ve büyük nüfusunun çok önemli olduğu bir sektör görüyorum. Hatta bu konuda İngiltere&#8217;de bir toplantı yaptık ve Türkiye internet pazarını anlattık, orada tanıtım yapan 6 farklı ülke vardı (Rusya, Polonya, İsrail&#8217;de bunların içindeydi) ve gün sonunda firmaların en çok ilgilendiği ülke Türkiye olduğunu söylediler. Bu tabi ki bizim için bir avantaj ama önemli olan yurtdışında birileri gelip yapmadan birşeyleri yapmış olmalıyız&#8230;</span></p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/gencligin-internete-yansimasi/" rel="bookmark" class="crp_title">Gençliğin internete yansıması</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/ve-iste-geri-donduk/" rel="bookmark" class="crp_title">Ve İşte Geri Döndük!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/e-ticaret-dedikleri-de-ne-ola-ki/" rel="bookmark" class="crp_title">E-Ticaret dedikleri de ne ola ki ?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/google-turkiye-ile-turizm-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 17:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Geliştirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=984</guid>
		<description><![CDATA[2006 yılından beri Bluetooth ile reklam ve pazarlama çözümleri geliştiren Vodera'nın Yerel Seçimler için yenilikçi ve etkili olmanın yanısıra sosyal sorumluluk da taşıyan projesi "eBaşkan" ile ilgili söyleşi yaptık...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yenilikçi teknoloji, seçim kirliliğine karşı! </strong></p>
<p>2006 yılından beri Bluetooth ile reklam ve pazarlama çözümleri geliştiren Vodera, Yerel Seçimler için yenilikçi ve etkili olmanın yanısıra sosyal sorumluluk da taşıyan bir projeye imza attı. &#8220;eBaşkan&#8221;</p>
<p><strong>eBaşkan nedir?</strong></p>
<p>eBaşkan, yeni nesil bir propagandadır. Temel olarak belediye başkan adayının kendisini anlattığı 3gp formatında cep videolarını Bluetooth ile seçmenin cep telefonlarına göndermeyi amaçlamaktadır. Laptop çantası boyutunda bir ışıklı kutuyla başkan adayının gittiği heryere taşınabilen eBaşkan, aynı zamanda başkan adayının gidemediği yerlere de giderek Başkan adayının sınırlı sürede daha fazla seçmenle (dijital olarak da olsa) yüzyüze gelmesini ve onların gözlerinin içine bakarak projelerini anlatmasını sağlar.<strong></strong></p>
<p><strong>Sosyal sorumluluk dediniz, eBaşkan&#8217;ın sosyal sorumluluk yönü nedir?</strong></p>
<p>Dedik ki, belediye başkan adayları halka kendini anlatırken geleneksel yöntemlerden sıyrılsın ve farklılaşsın. Aynı zamanda da kaynakları tüketmesin, kağıt israfına neden olmasın, plastik gibi geri dönüşümsüz malzemelerle doğayı kirletmesin. Bildiğiniz gibi duvar afişleri, bez ilanlar, el ilanları, parti bayrakları, plastik balonlar gibi birçok zararlı ve masraflı yöntemle çepeçevre kuşatılıyoruz seçim döneminde. eBaşkan bu fikirden doğdu. eBaşkan, her belediye başkan adayına yönelik bir proje değil. Yenilikçi, genç ve dinamik bir başkan adayı olan veya bu imaja sahip olmaya çalışan adaylara yönelik farklı bir mecra. Zaten her aday eBaşkan&#8217;ı alsın istemiyoruz ki yenilikçi olan adayla olmayan aday ayrışabilsin.</p>
<p>Bazı adaylar çıkacak ve diyecekler ki &#8220;Ben sırf oy uğruna broşür, afiş, ilan bastırmayacağım. Sırf koltuk uğruna kaynakları heba etmeyeceğim.&#8221; Amacımız bunu söyleyecek adayları görebilmek. (Ve bu adaylar tarafından yönetilebilmek.)</p>
<p><strong>eBaşkan nasıl hazırlanıyor?</strong><br />
Bu paket kapsamında belediye başkan adayının 5 adet 1 dakikalık videosunu çeker ve bu videolar Bluetooth sunucusuna yüklenir. Bluetooth ile bu videoları gönderecek olan Bluetooth sunucusu ışıklandırmalı beyaz kutulara yerleştirilir. Kutuların üzerine Başkan adayının fotoğrafıyla ve &#8220;Bluetooth&#8217;unuzu açın size söyleyeceklerim var!&#8221; sloganıyla hazırlanan dijital tasarım uygulanır.</p>
<p>Başkan adayının gittiği heryere kolayca taşınabilen eBaşkan&#8217;a yüklenmiş videolar, o ortamda bulunan seçmenlerin cep telefonlarına gönderilir. Başkan adayı, her seçmenin cep telefonuna girer, gözlerininin içine bakarak onlara, sadece onlara hitap eder ve en önemlisi bu videolar cep telefonundan silinmez, kalıcı olur. Ayrıca başkan adayının gidemediği, ulaşamadı noktalardaki seçmenlere bile videosu ulaşır.<strong></strong></p>
<p><strong>Bluetooth ile pazarlama yapan bir ürünü satmak zor değil mi? Ne gibi sorularla karşılaşıyorsunuz ve bunları nasıl cevaplıyorsunuz?<br />
</strong><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/telefon.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-988" style="border: 2px solid black; margin: 2px;" title="telefon" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/telefon.jpg" alt="" width="327" height="297" /></a>Biliyorsunuz Bluetooth son  5 yılda artık cep telefonlarında, konuşma özelliğinden sonra en çok yer alan özellik. Ama 10 yıla yaklaşan bu teknoloji, reklam ve pazarlama sektörlerince doğru kullanılamamış geçmişte. Bu yanlış kullanımların yan etkilerini aşmak hiç de kolay olmadı. Bluetooth&#8217;un cep telefonuna virüs girmesine neden olduğuna olan yaygın kanaat, şarjı çok çabuk bitirdiğinin düşünülmesi, çevredeki diğer Bluetooth kullanıcıları tarafından gelen rahatsız edici içerikler gibi nedenlerle (Bunların karşılıksız sorular olduğunu ve cevaplarını daha sonraki yazılarıma bırakıyorum) Bluetooth ile reklam ve pazarlama alanı gelişmemiş bugüne kadar. Biz 2 yıldır birçok proje yaptık hem marka müdürlerinin hem ajansların hem de sokaktaki insanların fikirlerini değiştirdik.</p>
<p>Bizim kurgumuz insanların Bluetooth&#8217;ları açık  dolaşmaları yönünde değil. Bu belediyenin sınırları içinde yer alan ve oy kullanacak olan herkes, Bluetooth&#8217;unu açacak ve başkan adayının videosunu indirecek. Bluetooth ile gelen dosyalar cep telefonunda kalıcı oluyor, eğer özellikle girip silmezseniz. Düşünün ki, bir arkadaşınızla konuşuyorsunuz ve seçimlerden söz ediyorsunuz. Arkadaşınız da eBaşkan&#8217;ı bir yerde görmüş ve videoyu indirmiş. &#8220;Kime oy vereceğiz, kimler aday acaba&#8221; diye soruyorsunuz. Arkadaşınız size kulaktan kulağa anlatmak yerine hemen cep telefonunu çıkarıyor ve diyor ki &#8220;Bak, kendisi anlatsın sana&#8221;.</p>
<p>Artık nüfuslar da yüzölçümleri de çok büyüdü. Bırakın bir adayın tek tek tek seçmenlerle konuşmasını, toplulukları bile biraraya getirip konuşamıyorlar.eBaşkan ile amacımız  belediye başkan adaylarını cep telefonlarına <strong>ışınlamak..</strong></p>
<p>Bir diğer yönden de Yüksek Seçim Kurulu tarafından, SMS&#8217;in ve diğer birçok izinsiz pazarlama yönteminin yasaklandığı seçim döneminde, seçmen tarafından onaylandığı takdirde indirilebilen Bluetooth ile seçim aktivitesinin seçmene &#8220;patron sensin&#8221; imajını vermesi de projeyi etkin kılıyor</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/" rel="bookmark" class="crp_title">Çerçevesiz Video; Sunumax</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/bir-saatte-adayin-hayatini-ogrenmek/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir saatte adayın hayatını öğrenmek&#8230;</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/hrbot-ile-insan-kaynaklarinda-devrim/" rel="bookmark" class="crp_title">HRBot ile insan kaynaklarında devrim!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çerçevesiz Video; Sunumax</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 17:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alya Esat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Müşteri Deneyimi]]></category>
		<category><![CDATA[online video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=976</guid>
		<description><![CDATA[Çerçevesiz video teknolojisi ile müşterilerine hizmet veren Sunumax'ın girişimcisi Sadık Kocabasa ile neler yaptıklarını konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çerçevesiz video teknolojisi ile müşterilerine hizmet veren Sunumax&#8217;ın girişimcisi Sadık Kocabasa ile neler yaptıklarını konuştuk&#8230;</strong></em></p>
<p><strong>Sunumax nedir? Nasıl bir hizmet sunar?</strong></p>
<p>İnternet tabanlı bir servis olan <a href="http://www.sunumax.com/">SunumaX </a>teknolojisi, televizyon sunucusu gibi bir karakterin, sitenizin ekranında hareketli olarak sitenizi hedef kitleye anlatmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Çalışma sisteminiz nedir? </strong></p>
<p>Sitenizdeki ürün ya da hizmetlerinizi tanıtmak için, SunumaX&#8217;ın modellerinden birini kullanabilir veya kendi belirleyeceğiniz kişilerin sizin sunumlarınızı yapmasını sağlayabilirsiniz.<br />
SunumaX, hazırladığınız bir konuşma metnini gönderdiğiniz takdirde üç iş günü içinde ürününüzün veya hizmetinizin profesyonel oyuncular tarafından hazırlanmış sunumunu hazırlamayı garanti ediyor.</p>
<p><strong>İnteraktif web hizmetleri içinde çerçevesiz video teknolojisi dünyada ve Türkiye&#8217;de ne kadar yaygın, kullanım alanları nelerdir?</strong></p>
<p>Henüz çok yaygın değil çünkü uyglulaması ve gerçekleştirmesi zor bir teknoloji .Kullanım alanları; şirket tanıtımları, ürün tanıtımları, internet reklamcılığı veya başkan/ceo gibi kişilerin çalışanlarına ya da hedef kitlelerine vermek istedikleri mesajların iletilmesi.</p>
<p><strong>Sunumax&#8217;ın web sitelerine etkisi/katkısı nedir?</strong></p>
<p>İnternet tabanlı bir servis olan <a href="http://www.sunumax.com/">SunumaX </a>teknolojisi, televizyon sunucusu gibi bir karakterin, sitenizin ekranında hareketli olarak sitenizi hedef kitleye anlatmasını sağlıyor.<br />
Web sitelerine, arama motorları ya da farklı yollarla gelen ziyaretçilerin 30 saniyeden fazla kalmasının istisna olduğunu düşünürsek, bu süreyi iyi kullanmanın zorunluluğu net bir şekilde anlaşılır.</p>
<p><strong>Bu teknolojiyi işe dönüştürmeye nasıl karar verdiniz?</strong></p>
<p>Başından beri yeni işler ve yeni teknolojiler beni hep heyecanlandırırdı. Sunumax&#8217;ı da gördüğüm ilk anda bu teknolojinin Türkiye&#8217;de olması gerektiğine karar verdim. Kısa bir araştırmadan sonra bu uygulamayı Türkiye&#8217;de zaten kimsenin yapmadığını gördüm. Türk firmalarının böyle uygulamalar için yabancı şirketlere gitmemesi için Sunumax&#8217;ı kurdum. Şimdiden yurtdşındaki rakiplerimizi teknolojimizle geride bıraktık. Bu nedenle yurtdışı açılımımızı da geçtiğimiz ay başlattık. Bu yönde ilerlemeye devam ediyoruz.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax_tiport.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-981" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="sunumax_tiport" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax_tiport.jpg" alt="" width="235" height="214" /></a><strong>Sunumax, bir marka olma yolunda hızla ilerliyor, peki Sunumax&#8217;ı ilk kurduğunuz andan itibaren sizi en çok zorlayan konular neler oldu?</strong></p>
<p>Böylesine yeni ve emsalsiz bir teknolojiyi firma yetkililerine anlatmak her zaman kolay olmuyordu. En kısa toplantımız 1,5 saat sürüyordu. Herkesin kafasında çok fazla olumsuz soru oluyordu; &#8220;Sayfamı</p>
<p>zı yavaşlatır mı?&#8221;, &#8220;Biz web sayfamızı yeni yaptırdık, şimdi yenilememiz mi gerekiyor?&#8221; gibi. Bu sorularla karşılaştık sürekli olarak ancak müşterilerimize Sunumax&#8217;ın web sitelerinde teknik bir değişiklik gerektirmediğini her seferinde açıkladık. Türkiye&#8217;de internet hızının yavaş olması da online video hizmeti verdiğimiz için bizi zorlayan diğer bir faktör.</p>
<p><strong>Video uygulamasına ek olarak geliştirdiğiniz ya da geliştirmeyi düşündüğünüz yeni teknolojiler var mı?</strong></p>
<p>Çerçevesiz video teknolojisiyle web sitelerinde yapılabilecek olan uygulamalar tamamen hayal gücüyle sınırlıdır. Genellikle müşterilerimizin istekleri doğrultusunda oyuncularımızla gerçekleştirdiğimiz çekimleri postprodüksiyon aşamasında eklediğimiz çeşitli efektlerle geliştirebiliyoruz.</p>
<p><strong>İnternet reklamcılığında  Sunumax&#8217;ı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alanda bir girişiminiz var mı?</strong></p>
<p>Sunumax standart banner ve metin reklamlarından çok daha etkili ve hızlı sonuca götüren bir sistemdir. Gözlerin banner&#8217;ları yok saydığı internet sayfalarında Sunumax göze çarpar ve ziyaretçilerin dikkatini çeker.</p>
<p><strong>Türk web sektöründe Sunumax gibi yenilikçi teknolojilerin kullanımı sizce yeterli seviyede mi? Bu ve benzeri teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak adına sizce neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Yeterli seviyede değil ama her geçen gün yeni uygulamlar görüyoruz. Firmaların web mecralarına ayırdıkları bütçeleri arttırmasıyla beraber daha yaratıcı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bunu da zaman içinde hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><strong>Web tabanlı interaktif hizmetler arasında canlı sunum/konuşan web uygulaması nasıl bir yer tutuyor?</strong></p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-978" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="sunumax" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2009/01/sunumax.jpg" alt="" width="270" height="202" /></a></p>
<p>Sunumax bütün projelerinde gerçek insanlar kullanır. Bu sayede animasyonlardan ve grafiklerden kolaylıkla ayrışır. Gerçek karakterlere yer veriyor olmamız web sayfasını ziyaret eden kişilere çok daha samimi ve gerçekçi geliyor. Bu yönüyle Sunumax pazardaki pek çok interaktif uygulamadan farklı bir yere sahip.</p>
<p><strong>Bugüne dek Migros, Sabancı Holding, CEBIT ve daha birçok büyük firmayla çalıştınız. İlerleyen dönemlerde Sunumax&#8217;i farklı projelerde görecek miyiz?</strong></p>
<p>Şu anda da çalışmasını yürüttüğümüz bazı projelerimiz var. Önümüzdeki haftadan itibaren Seda Sayan&#8217;la yaptığımız çalışmalarımızı ve diğer yeni projelerimizi de göreceksiniz.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/erhan-erdogan-ve-evangelism/" rel="bookmark" class="crp_title">Erhan Erdoğan ve Evangelism</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/bluetooth-ile-secim-propagandasi-ebaskan/" rel="bookmark" class="crp_title">Bluetooth ile seçim propagandası : eBaşkan</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/01/kopekler-askina/" rel="bookmark" class="crp_title">Köpekler Aşkına!</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2009/01/cercevesiz-video-sunumax/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seri Girişimci Modeli: Ersan Özer</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 17:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ersan Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Girişimci]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[İş Kurma]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul.net]]></category>
		<category><![CDATA[itiraf.com]]></category>
		<category><![CDATA[uzman.tv]]></category>
		<category><![CDATA[Yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=852</guid>
		<description><![CDATA[Ben refahımın düşmesine, "aa, ne güzel mutlu oluyoruz" diye göz yummadım. Ben refahımın düşmesine, "daha yüksek standartlara ulaşacağım" diye göz yumdum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- 	 	 --></p>
<p><em><strong>- Geçmişinizden, internet girişimcisi olmadan önce neler yaptığınızı merak ediyoruz öncelikle. Kimdir Ersan Özer?</strong></em></p>
<p>Eskişehir&#8217;de Reklamcılık ve Halkla İlişkiler okudum. 93 yılında mezun oldum. Ağırlıklı olarak medyada çalıştım; Okan Bayülgen&#8217;in yazarlığından Beyaz Show&#8217;un yönetmenliğine, Akşam Gazetesi&#8217;nden Aktüel Dergisi&#8217;ne kadar birçok yerde yazarlık yaptım. Son olarak 2000 yılında NTV&#8217;de çalışıyordum. Çok yoğun çalışmadan bıktığımdan sanırım, o zamanlar yeni yeni hayatımıza giren internete yöneldim.</p>
<p>İnternette bir proje geliştirme fikri geldi, ancak fikir nasıl fikir olmalıydı, bunun üzerine çok düşündüm. O zamanlar çok düşünülen şeyler olmasa da, şimdilerde Web 2.0 dediğimiz, kullanıcının içeriği oluşturduğu bir site yapma fikri oluştu kafamda. Ama ne yazacaklardı? Yazmak için cezbedecek ne olabilirdi? Bunların üzerinde durdum. O zamanlar revaçta olan Televole&#8217;yi izlerken, &#8220;oradaki mankenin bu kadar magazinsel bir hayatı varsa, Ersan&#8217;ınki ondan daha magazinseldir belki de&#8221; diye düşündüm. Herkesin hayatında vardır bu, kendisine sakladığı özel şeyler; patronuna olan öfkesi, platonik aşkları, yalnız kaldığında burnunu karıştırmasına kadar&#8230;</p>
<p>Buradan <strong>İtiraf.com </strong>projesi çıktı ortaya. Html de kurcalıyordum az çok, yaptım bir site, &#8220;itiraf edin, rahatlayın&#8221; gibi bir sloganla girdi yayına. Çok kısa sürede günlük ziyaretçi sayısı 10 bine ulaştı. Şimdilerde 10 bin kişi girmeyince &#8220;proje tutmayacak galiba&#8221; diyoruz ama, o zamanlar bu çok değerli bir rakamdı. Üçüncü veya dördüncü ayında, Siberalem ve İdeefix&#8217;in sahibi, EBİ geldi ve dedi ki, &#8220;bu ilginç bir proje, buna ortak olalım&#8221;. Ortaklık oldu ama, son derece amatör bir başlık altında. İnternet o zamanlar iş olarak görülmüyordu çünkü.</p>
<p>Kendimi anlatırken, İtiraf.com&#8217;un hikayesini anlatmış olduk <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  İnternet üzerine konuşmak için bir araya geldik, kendimi tanıtırken İtiraf.com&#8217;dan bahsediyorum, çünkü benim internet hikayemin başında da bu var.<em><strong><br />
</strong></em></p>
<p><em><strong>- Ne kadar çok medyada çalışıyor olsanız da, o sıralar, 98-99 yıllarında o kadar internetin kullandığı söylenemez sanırım. Burada yaratıcılık giriyor devreye, insanları konuşturmanın, itirafta bulunmanın yolunu nasıl buldunuz?</strong></em></p>
<p>Bu bir yaratıcılık süreci. Elindeki ürüne göre çözümler üretmen gerekiyor. Mesela bir skeç yazacaksınız; Okan Bayülgen&#8217;in programının izleyicilerine hitap etmeli, Şafak Sezer vardı oyuncular arasında, o iyi Trakya ağzı konuşur, onun için Trakya ağzıyla yazmalıyım, olay şurada geçmeli vs. düşüncelerle yazarsınız. İnsanları İtiraf.com&#8217;a yazdırma ve insanlara İtiraf.com&#8217;u okutmak için de şartlara göre şeyler düşündük.</p>
<p><em><strong>- NTV&#8217;deki işinizden ne zaman ayrıldınız?</strong></em></p>
<p>Hemen ayrıldım. 99&#8242;da İtiraf.com için EBİ&#8217;yle anlaştıktan sonra ayrıldım. Hayatımı sürdürmem için para lazımdı, EBİ dedi ki, &#8220;sana imkanlar açılır, maaş verelim sana, sadece bu proje üzerine düşün&#8221;. Ben de <strong>o garantiyi aldıktan sonra bu kararı verdim</strong>.</p>
<p><em><strong>- Farklı bir konuya geçiyorum biraz ama, NTV&#8217;de çalışırken gelir seviyenizin düşük olduğunu sanmıyorum. Ama internete geçtiğinizde, girişimci olduğunuzda refah seviyenizde bir düşüş olmuştur? Ama şu farkı anlatmanızı istiyorum; girişimci olmak ve bir yerde çalışmak arasındaki gelir ve haz dengesini?</strong></em></p>
<p>Haz kısmı da var tabii ki ama, bence en önemlisi <strong>&#8220;umut&#8221;</strong>. Ben refahımın düşmesine, &#8220;aa, ne güzel mutlu oluyoruz&#8221; diye göz yummadım. <strong>Ben refahımın düşmesine, &#8220;daha yüksek standartlara ulaşacağım&#8221; diye göz yumdum.</strong></p>
<p>Girişimci olmanın en güzel yanı, haz ve refahtan ziyade umuttur bu yüzden. &#8220;Dün 5 kazanıyordum, bugün 3 kazanıyorum, ama yarın 10 kazanacağım&#8221; umudu olduğu için; bir işi bırakıp kendi işinizi yapıyorsunuz, 5&#8242;i bırakıp 3&#8242;e razı oluyorsunuz, karınızı daha az görmeyi göze alıyorsunuz. Sonra 10 kazanmak için.</p>
<p><em><strong>- &#8220;İnternet girişimciliğine nerden soyundum, geri dönsem mi&#8221; diye düşündüğünüz, umudunuzu yitirdiğiniz oldu mu?</strong></em></p>
<p>Hayır, ben yapım gereği umutsuzluğa kolay kapılan biri değilim. Onun yerine daha çok çabalayan bir insanım. Evet, İtiraf.com çok popüler bir siteydi. Ama <strong>benim eski refah seviyeme ulaştıracak bir iş değildi. Fakat başka kapılar açtı bana</strong>; Akşam Gazetesi&#8217;nde düzenli yazmaya başladım, &#8220;senin kitlen var, gel yaz&#8221; dediler. O da dolaylı yoldan bir katkısıydı İtiraf.com&#8217;un. Ek işler yapmam gerekiyordu bunun gibi. Televizyona da birkaç iş yaptım. İnterneti meslek edinmeye koyuldum o sırada. Çünkü İtiraf.com etiketiyle internet girişimcisi olmuştum, kafama da koymuştum bunu. Bir de internet hakikaten sevilmeyi hakeden bir şey, çok büyük imkanlar sunuyor insana, hele bir de başarınız varsa o konuda&#8230;</p>
<p>Zincirleme gidiyor bu böyle. İnternetle, aşk derecesindedir ilişkimiz. Hala da öyle, günde 10-15 saati bulur başında geçirdiğim süre. Ben interneti meslek edinmeyi kafama koymuştum, hayat da yardımcı oldu. 2004 yılına kadar İtiraf.com&#8217;la gitti bu böyle.</p>
<p><em><strong>- İtiraf.com&#8217;u sattınız 2004&#8242;te, satış nasıl gerçekleşti?</strong></em></p>
<p>Hissemi sattım, EBİ&#8217;ye. Yani tam anlamıyla bir el değiştirme sözkonusu olmadı.</p>
<p>Satmamın nedeni de, oğlumun doğmasıydı. Oğlum doğduğu gece, karım sancılar çekerken ben itiraf seçiyordum. Bu hoşuma gitmedi ve satmaya karar verdim. Ancak oğlumla zaman geçirmek, ilk adımlarını görmek, ilk kelimelerini duymak için 1 yıl İtiraf.com&#8217;da editörlük yapma şartı koydum. Akşam Gazetesi&#8217;nde de yazmaya devam ettim.</p>
<p><em><strong>- İtiraf.com defterini kapattıktan sonra ne yaptınız?</strong></em></p>
<p>O zamanlar projeler şimdiki gibi havada uçuşmuyordu. Kısır bir ortamdı. İtiraf.com gibi bir fenomen olmuş projeyi gerçekleştiren biri olarak da öyle kolay kolay her projeyi de gerçekleştiremiyorsunuz, seçmek zorundasınız. Onun için 1 sene kadar ara verdim internete. Televizyona işler yaptım. Bu arada proje de arıyorum tabii ki. Herkese <strong>&#8220;klon proje kötü değildir, uyarlamaları iyi iş yapar&#8221;</strong> desem de, benim kendi takıntımdan dolayı pek yaptığım bir şey değildir.</p>
<p>Yine domain bakıyorum o ara, İzmir.com ve Ankara.com satılık, 10 biner dolar, para değil bu domainler için. Hangi projeler olur bunlara diye düşünmeye başladım. Match.com&#8217;a girdiğiniz zaman Amerika&#8217;da en popüler sitelerden, bir arama yapacaksanız size zip kodunu sorar, çünkü ona göre arkadaş önerir size. Türkiye&#8217;de de aynı şey geçerli, ben Konya&#8217;daki biriyle bir gece konuşurum, iki gece konuşurum, üçüncü gece konuşmam. Çünkü buluşmasam bile bir buluşma umudu olması gerekir. Onun için aynı lokasyonda olmamız gerekir. Buradan hareketle, Türkiye&#8217;de zip kodu yok, demek ki şehir bazında bu iş yapılır. Siberalem&#8217;e baktım, semt yok, &#8220;nasıl atlanır bu fikir&#8221; diye düşündüm ve &#8220;semte göre arkadaş ara&#8221;. <strong>Bir proje tek bir cümleyle anlatıldığı zaman çok işe yarıyor ve çok tutuluyor. </strong></p>
<p>Ankara ve İzmir.com&#8217;larda problem çıktı, onun için İstanbul.net&#8217;in Amerika&#8217;da bir Türk&#8217;te olduğunu öğrendim. Bu projede Gittigidiyor.com&#8217;cu arkadaşla ortaklık kurduk, büyük bir iş çünkü. .net&#8217;leri toplamaya başladık, 2&#8242;sini Amerika&#8217;dan 1&#8242;ini Kanada&#8217;dan aldık. Toplam 60 bin dolar para verdik sanırım domainlere. Aralık başında da açtık siteyi, Aralık 25&#8242;te de paralı yaptık, ilk günden beri para kazandırmaya başladı, hep yükselen bir grafik çizdi. Hiç utandırmadı yani bizi <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>- O zamanlar Yonja, Netlog gibi arkadaşlık siteleri vardı, sizinki tabii biraz da reele dönüştürülebilir, yani buluşma sağlanabilir bir arkadaşlık sağlıyor.</strong><strong> Ama insanların garibine giden, itici gelen nokta; bu sitenin paralı olması. Buna rağmen nasıl bu kadar tutuldunuz, bu tabuları nasıl yıktınız?</strong></p>
<p>İtici olması absürd, çünkü <strong>bu bir iş, ben bunu hayrına yapmıyorum</strong>. &#8220;Ne demek ya, Facebook bedava, siz niye paralısınız&#8221; diye soran çoktu tabii. O zaman biz &#8220;git o zaman Facebook&#8217;a&#8221; diyorduk. Ama sonra onlar da düşünüyordu, biz Facebook&#8217;ta olmayan bir şeyi sunduğumuz için onlar bizi tercih ediyordu. Facebook&#8217;ta Acıbadem&#8217;de oturup evlilik isteyen 22-25 yaş arası kadınları filtreliyemiyorsun ki, bunu sadece İstanbul.net&#8217;te bulabiliyorsun.</p>
<p>Çok şükür bu paralı üyeliğin gerekliliği ve değeri anlaşıldı sonunda. <strong>İnsanlar bunları, bu farklılıkları düşündükçe ve farkettikçe, internette de bir iş olabileceği anladılar.</strong></p>
<p>Biz bunu hayrına yapmıyoruz, bilgi satıyoruz. Yaptığımız yazılımı satıyoruz. Burada 85 kişi çalışıyoruz; yazılımcı, tasarımcı, pazarlamacı, operasyon ekipleri, sahada çalışanlar vs&#8230; Bir fabrika kurmuşuz, web yazılımı ve bilgi fabrikası, bunu kullananlardan para talep ediyoruz, hakkımız olan parayı.</p>
<p>Operasyon ekibimiz 24 kişi. Bunlar sadece İstanbul.net, Ankara.net ve İzmir.net&#8217;i geliştirmek için çalışıyorlar. Yazılımı geliştirmek, üyelerle irtibat içinde olup sorunlarını çözmek, bilgilerin gerçekliğini, fotoğrafları denetlemekle görevliler. Çünkü güvensizlik var bu konuda. Biz de çok hassasız bu konuda, muhtemelen gerçek insanları bile reddediyor olabiliriz bazen. Bu sitelerin doğru düzgün bir site olması için çalışan 24 kişimizin olması, toplamda da 85 kişi çalışıyor olmamız, işimizi iyi yaptığımızın göstergesidir.</p>
<p><strong>- Bu fikir çıktı, semte göre arkadaş arama fikri. Daha sonra Gittigidiyor.com&#8217;la görüştünüz. Siz bu projede hangi görevi üstlendiniz, tasarım-yazılım mı, kontent kontrol edilir vs vs. Sizinki neydi?</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de çok bilinmeyen, oturmamış bir şey var; prodüktörlük. Şu demek, yönetmenlik, sinemadaki yönetmenlik gibi. <strong>Her siteye bir yönetmen lazım</strong>. <strong>Prodüktörün, yazılımcının kandıramayacağı seviyede yazılımdan anlaması gerekiyor</strong>. Daha evvel Php&#8217;yle yazıldı siteler, şimdi çoğu Java&#8217;ya çevrildi. Ben ikisinden de anlamam, ama hepsinin mantığı hakkında ufak da olsa fikrim vardır. Bir sistem istediğim zaman, onun ne kadar sürede yapılabileceğini tahmin ederek istiyorum. Ona göre plan yapıyorum. Sunucuların nasıl yönetildiğini bilmem ama, kaç server&#8217;ın efektif olduğu, fiyatları gibi bilgileri biliyorum.</p>
<p><strong>- Pazarlama konusunda da mı siz söz sahibisiniz?</strong></p>
<p>Her konuda bu böyle; <strong>proje yönetimi, yönetmenlik çok yönlüdür</strong>. Bir sistem düşündüğünüz zaman hepsinin bakış açısını birleştirirsiniz, birleştirmelisiniz. Hepsinin uzmanı yine vardır kadromuzda, ama onların da dilinden anlamanız gerekir ki, onlara bir görev verdiğiniz zaman veya onlardan bir rapor aldığınız zaman operasyonda sorun çıkmasın.</p>
<p>Proje şöyle gelişti;</p>
<p>1- Projeye karar verdik<br />
2- Domainleri topladık<br />
3- Bir yazılımcı bulduk ve yazılıma başlandı<br />
4- Tasarımı yaptık</p>
<p>Bu ürünü ortaya çıkarma kısmında olanlar. Bununla birlikte projenin belirli kısımları şekilleşmişti. Bu arada yeni yeni fikirler de geliştirdik projeye eklemek üzere. Tanıtımın nasıl yapılacağı, ne zaman paralı yapılacağı gibi fikirler de netleşmiş oldu bu süreçte.</p>
<p><strong>- Klonlama konusunda ne düşünüyorsunuz peki? Uzmantv.com konusuna daha gelemedik, bunun gibi projeler yurtdışında yok mu?</strong></p>
<p>Uzmanlar üzerine kurulu bir yapı yok. Buna benzer bir About.com var, ama o da text tabanlı, video yok. Yani diyebiliriz ki UzmanTv&#8217;nin yazılı hali. Onun görüntülüsünü yapma fikri geldi. Sonra Expert.com çıktı, o kendi üretmiyor, uzmanlara gidip ürettiriyor, kendi bünyesinde yayınlıyor. İsrail kaynaklı benzer bir yapı var, ancak o &#8220;user generated content&#8221;, yani insanlardan istiyor içeriği.</p>
<p><strong>- &#8220;User generated content&#8221; UzmanTv için biraz abes oluyor. Çünkü herkes kendine göre uzman olduğu için. Ben UzmanTv&#8217;ye girdiğimde bir halkla ilişkiler videosu izleyeceğim zaman, biliyorum ki karşımdaki uzman. Ama diğer türlü herkes uzman kendince.</strong></p>
<p>Aynen öyle. Türkiye&#8217;de öyle bir içerik zor, ben güvenmiyorum. Doktorluk gibi daha da uzmanlık gerektiren konularda kontrol edemeyiz. Zamanla olacak tabii ki UzmanTv&#8217;de içeriği insanlardan istemek, ama belli alanlarda olacak. Mesela &#8220;iyi çay nasıl yapılır&#8221; için çay uzmanı olmanız gerekmiyor, kendiniz bir yöntem geliştirmiş olabilirsiniz. Bunun gibi genel konularda olacak. Ama yine &#8220;uzman&#8221; başlığı olması gerekenler yine aynı şekilde olacak.</p>
<p>Klonlama konusu arada kaynamasın <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Türkiye&#8217;de artık internetten ciddi paralar kazanmak mümkün, ciddi para derken cebini doldurmak için değil. Büyük bir iş yapabilmek için; ekipmanın, personelin giderlerini karşılayacak büyüklüğe ulaşabilmek için yeterli parayı kazanabiliyorsun artık internetten. Türkiye&#8217;de artık internet nüfusu var, 20 milyonun üzerinde bir sayı. Ama bunların yanında olağanüstü az gelişim var. Biz Türkler bu konuda nedense başarılı değil. Girişimci olarak tanınıyoruz. Yurtdışına gittiğinizde Türk kominiteleri daha söz sahibi insanlar. Ama nedense Türkiye&#8217;de internet konusunda böyle bir şey yok. Onun için ben <strong>&#8220;kendi</strong><strong>niz üretemiyorsanız klonlayın&#8221;</strong> diyorum. Çünkü hakikaten komiktir, söylüyorum bunu zaman zaman, &#8220;Amerika&#8217;da büyük bir veritabanı var, bakın ona yapın&#8221; diyorum. Bana mail geldi 3-4 tane, &#8220;nerede o veritabanı&#8221; diye. Yok tabii böyle bir şey, çok proje var anlamında söylüyorum bunu.</p>
<p>Almanya&#8217;da &#8220;copycap&#8221; deniyor bu klonlara. Bir yatırımcı arıyorsanız, &#8220;Amerika&#8217;da başarılı olmuş, burada klonunu yapacağım&#8221; diyorsanız, hemen veriyorlar yatırımı. Hatta yatırımcılar para marketlerinde ekipler oluşturup, başarılı olmuş projeleri ısmarlıyorlar. Bu kadar gelişmiş onlarda, oturmuş bir sistem var.</p>
<p>Bir de şuna inanıyorum ben; biz bir mecrayı koyuyoruz ortaya, her şeyin olması gerekiyor, iyi-kötü her şeyin. Her türlü ihtiyaca ve her tür insana cevap vermesi gerekiyor. Televizyon neden popüler? Akşama başka eğlence yok çünkü; açıyor insanlar &#8220;Yaprak Dökümü&#8221; izliyor, maç izliyor, Fashion TV izliyor vs. İnternete girdiğimde de benim bu kadar çok seçeneğimin olması gerekiyor; MSN&#8217;de yazışayım, Skype&#8217;ta konuşayım, İstanbul.net&#8217;ten arkadaş bulayım, Gittigidiyor&#8217;da iphone&#8217;un en ucuzunu bulayım vs. <strong>herşeye cevap versin ki, insanların hayatında yer edebilsin. Ondan dolayı istiyorum ki, insanlar bu sektöre girsinler.</strong> Biz para kazanıyor muyuz, kazanıyoruz, sen de kazanırsın. &#8220;Proje bulamıyorum&#8221; diyorlar, o zaman kopyala, uyarla.</p>
<p>Özellikle şunu çok istiyorum; iş modeli çok belirgin olan projeler yapsınlar. <strong>Yapıyorlar olağanüstü yazılımlar, salıyorlar ortalığa, nasıl para kazanacak belli değil. </strong>E-ticaret yapacaksan daha spesifik ol mesela, çorap sat sadece. Hem klonlar Türkiye&#8217;deki sektörü geliştirirken sizi de geliştirir. Ben burnum sürtüne sürtüne öğrendim tasarımı yazılımı.</p>
<p><strong>- Bildiği</strong><strong>miz kadarıyla; İtiraf.com, İstanbul.net, Ankara.net, İzmir.net ve Uzmantv.com var elinizde proje olarak. Bunlar dışında başarısız girişimleriniz oldu mu? Çünkü bunlar girişimcileri en çok pişiren kısımları.</strong></p>
<p>Benim şansıma olmadı. İtiraf.com içinde vardı birkaç denememiz, başarısızlık da şu; İtiraf.com&#8217;a para kazandıramadık. Her şeyi denedik yapılabilecek, çok popüler bir site olmasına rağmen olmadı. Dükkan açtık, o kadar insanın geldiği sitede satış olmadı. Arkadaşlık açalım dedik, o da pek tutmadı. Kitabını yaptık, tişörtünü yaptık&#8230; Şimdiki gibi &#8220;iş&#8221; kıvamına getiremedik. Projenin içinde hata var mı? Hata yok, mantık doğru ve denedik, olmadı.</p>
<p><strong>- İtiraf.com&#8217;un sadece reklam gelirleriyle kalması bir başarısızlık mı yani sizin açınızdan?<br />
</strong></p>
<p>Oradan aldığım dersi hemen kullandım ve ondan sonraki gelen projemde <strong>reklam, tek gelir modelim olmadı.</strong> UzmanTv&#8217;nin açılımı çok fazla olduğu için, para kazanacak o kadar çok modeli var ki&#8230; Kendisi, içeriği zaten başlı başına bir gelir modeli. Ama şu anda para kazanmıyor. Şimdi akademisi başlıyor, mobili başlıyor, cd&#8217;si dvd&#8217;si, uzman networkü var. Orada da kullanıcıdan para alacağımız yerler olacak, yalnız şöyle bir sorunu var onun; UzmanTv şu anda yapım aşamasında, beta olarak açtık, <strong>yazılım olarak değil de içerik olarak beta bu</strong>, şu anda işte 10-12 bin içeriğe geldik, 2009&#8242;da da para kazanacağız. Çünkü artık tamam, herkes peşimizde, piyasada bütün büyükler, telekominikasyondan yazılıma, medyadan reklamcıya herkes UzmanTv&#8217;deki tahtları kapmaya çalışıyor. Çünkü böyle bir içerik yok.</p>
<p><strong>- Her proj</strong><strong>e bir &#8220;exit&#8221; mantığıyla mı çıkar? UzmanTv&#8217;nin bir &#8220;exit&#8221;i var mı?<br />
</strong></p>
<p>Yaklaşımınıza bağlı. İstanbul.net&#8217;in exiti var mı, pek emin değilim, kim gelip alsın, ya da gelse biri, satar mıyız, çünkü çok para kazandıran bir yer. UzmanTv ama, daha exite uygun bir şey. Dururken para etmeyebilir pek, ama o içeriği birine satabilirsiniz.</p>
<p>Biz şu an çok şükür para kazanıyoruz, keyfimiz yerinde, büyüyoruz giderek. Ama biz Sabancı ya da Karamehmet değiliz ki. Büyük paralar kazanıp sefasını sürmüyoruz. Normal hayatımızı sürdürüyoruz. Ama daha büyük paraları, sattığınız zaman kazanıyorsunuz. Exitin mantığı budur, bir sonraki proje için yatırım olmasını sağlayabilir. Daha büyük paralar kazanmak için bir yoldur.</p>
<p>Hiçbir zaman çok büyük paralar çıkartamayız elimizdeki projelerle, yatlar katlar alamayız. Maaş gibi kazanırız ancak. Ne zaman büyük paralar kazanırız; hisse sattığımız zaman. O zaman ekstradan para cebine girdiği için ev-araba alabilirsin.</p>
<p><strong>- Peki pro</strong><strong>jeler saltanata döndürülebilir mi? Projeler ortaya konuyor, gelişiyor, belli bir seviyeye geliyor, satılıyor. Satıldıktan sonra, projeyi alan şirket onu geliştiriyor, teknolojiyle birlikte yeni modeller ortaya koyuyor, sonra verdiği parayı çıkartıyor. Yine teknoloji gelişmiş oluyor ve o projeyi yutuyor. Böyle mi olacak, yoksa saltana dönebilecek mi?<br />
</strong></p>
<p>Hayır, bence Gittigidiyor şimdi neyse, sonra da Gittigidiyor olacak. Hanedanlığa dönüşebilir. Onun yeri ayrıdır.</p>
<p><strong>- E-ticaret modellerinde bu olabilir. Ama &#8220;content base&#8221; sistemleri saltanata çevirmek biraz zor gibi?<br />
</strong></p>
<p>Siberalem de 8 senedir ayakta. Bu işler ölmez, bunlar internetin başından beri açık arttırmadan, arkadaşlıktan, e-ticaretten para kazanan sistemler. Biz Siberalem&#8217;den 6 sene sonra girdik sektöre, şu an aynı cirolara geldik. Şu an yeni bir site çıksa arkadaşlık üzerine, o da para kazanacak, biz de. Siberalem bizden sonra belki içerik olarak sekteye uğramıştır. Markayı oturttuktan sonra yıkmak zor, hala Icq kullanan var, onun gibi bir şey bu. İtiraf.com hala ilk 100&#8242;de, kaç milyon site var halbuki Türkiye&#8217;de.<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>- İstanbul.net ve İtiraf.com&#8217;un çıkış noktaları çok farklı. İtiraf.com, ihtiyaçtan ve fikirden; İstanbul.net, domain üzerinden fikre yönelerek ortaya çıktığını görüyoruz. İnternet girişimlerinde fikir temel noktadır. İhtiyaçtan çıkan fikirler de, domaine göre üretilen fikirlerden daha mı çok tutuluyor, ne dersiniz?</strong></p>
<p>Amazon.com açıldığında Books.com varmış, ama şimdi Books.com&#8217;u göremiyoruz. Domainden çıkan fikirlerin tutmaması diyemeyiz belki ama, domainin mükemmel olmasına gerek yok, fikir sağlam olduktan sonra. Benim hikayemde şu var; İstanbul.net&#8217;i biz İstanbularkadas.com olarak açsaydık aynı etkiyi yaratabilirdik. Ama İstanbul.net olması çok şık oldu. Üçünün de şehir isimleri ve .net olması bir konsept oluşturdu. Burada marka olan İstanbul değildi, İstanbul.net&#8217;ti, bu etkiyi yaratabilmek önemli.</p>
<p>Fikirlerin ihtiyaçtan çıkması önemlidir, bir neden-sonuç ilişkisi. &#8220;Ben evimdeki kullanmadığım eski eşyalarımı nasıl satarım&#8221; fikriyle Ebay.com çıkıyor. Bir sebep var, ihtiyaç var. &#8220;Tam değerini nasıl alabilirim eski eşyaların&#8221; düşüncesiyle de açık arttırma konsepti oturtuluyor. Bu şekilde bir gelişim mevcuttur internet girişimlerinde.</p>
<p><strong>- No</strong><strong>rmalde tek bir projeyle ilgilenmek bile insanın çok zamanını alıyor. Şu anda sizin prodüktörlük yaptığınız 6 tane site var. Zamanınızı nasıl ayırıyorsunuz, nasıl programlıyorsunuz? İtiraf.com satıldıktan sonra ailenize zaman ayırmak için ara vermiştiniz, bunun gibi düşünceleriniz var mı?<br />
</strong></p>
<p>Herşeyi ihmal ediyorum. Ailemi de ihmal ediyorum, özel hayatımı ihmal ediyorum, kendimi, sağlımı da ihmal ediyorum, işimi bile ihmal ediyorum. Çünkü hiçbir şeye yeterince zaman ayıramıyorum.</p>
<p>Sabah 5&#8242;e kadar çalışıyorum, yatıyorum, saat 10 gibi kalkıyorum, 11&#8242;de işe geliyorum. Sabah 5&#8242;e kadar çalışmamın sebebi; burada sadece icra yapabiliyorum, üretim olmuyor gündüz. &#8220;İstanbul.net&#8217;e nasıl para kazandırırım&#8221;, &#8220;UzmanTv Akademi nasıl olmalı&#8221;, &#8220;yeni fikir ne olabilir&#8221; gibi konulara yoğunlaşamıyorum. Onu gece yapabiliyorum. Burada güzdüzleri operasyon yönetiyorum sadece. Gece attığım mailler doğrultusunda yazılım-tasarım çalışıyor. Sadece yazılım-tasarım olsa iyi; insan kaynakları, halkla ilişkiler çalışıyor. Ama son görüşmeleri benim yapmam gerekiyor.</p>
<p>Bu hayat işte. Benim tercihim tabii, ama tavsiyem bu değil, tek projeye yoğunlaşmaktır tavsiyem. Benim hayatımda sadece İstanbul.net olsaydı; hem daha çok para kazanırdı, hem daha içime sinen bir iş olurdu, daha az hatalı olurdu. Hem de kendime, aileme ve özel hayatıma daha fazla zaman ayırabilirdim. Kitap yazmak istiyorum, onu yazardım. Oğlumla birlikte günde 1 saat değil de 3 saat geçirirdim.</p>
<p>Maalesef etkiliyor insanı &#8220;çok proje&#8221;. Şöyle de bir sonucu oluyor; her şeyi ihmal ediyorsunuz, hiçbir şeyi layıkıyla yapamıyorsunuz. Ne işinizi, ne diğer hayatınızı.</p>
<p><strong>- Üniversiteden çıktığınız sene internet girişimcisi olsaydınız nasıl olurdu? 99 yılını mezun olduğunuz yıl olarak düşünün, İtiraf.com&#8217;u açtınız, nasıl olurdu?</strong></p>
<p>İtiraf.com çok doğru bir örnek olmayabilir. Başlangıcı çok kolay bir proje. Ama İstanbul.net için üniversiteden mezun birinin yatırıma ihtiyacı var, UzmanTv&#8217;yi üniversiteden yeni mezun biri yapamaz. Çünkü Ersan&#8217;ın insan ilişkileri var, geçmişinde televizyon var, editörlük var, internet birikimi var, ve parası var. Ancak öyle olabilir.</p>
<p><strong>- Üniversiteden çıkan birinin &#8220;one-shot&#8221; bir proje düşünmesi, kolay yapılabilir proje üzerinde çalışmasını önerir misiniz? Paramkayboldu.com&#8217;u, gördüğüm kadarıyla nüfuzunuzu kullanarak yapıyorsunuz. Bir genç, bir ünlüyle anlaşıp aynı şeyi yapabilir. Hediyeler verir 1 yıl boyunca, sonra bu işin referansıyla istediği işi yapabilir.<br />
</strong></p>
<p>Hiçbir amacı yok onun, tamamen bir oyun. Biraz da nüfuzumuzu kullanıyoruz, evet. Göstermek istediğimiz şey aslında şu; internet hakikaten engin derya ki, en kapsamlı projeler de yapabiliyorsunuz, bir gecenin sabahında elinizde bir proje olabiliyor. Fikir bulmak zor değil bence, klon da olabilir. One-shot değil de, kolay diyelim biz ona. Üniversiteden yeni mezun olan, UzmanTv&#8217;yi mi, İstanbul.net&#8217;i mi, İtiraf.com&#8217;u mu yapmalı? Tabii ki İtiraf.com&#8217;u yapmalı. Becerebileceği proje odur.<a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/param_kayboldu_logo.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-872" title="param_kayboldu_logo" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/param_kayboldu_logo.gif" alt="" width="289" height="67" /></a></p>
<p>Yazılımcılar da aynı şekilde. Biliyor yazılım yapmayı ya, proje yapıyor. Halbuki yazılımcı proje yapamaz. Tasarımcılar da yapamaz. Yazılımcı-tasarımcı, bir de o sektörün içinden gelmiş, o dünyayla bağlantılı üçüncü bir kişiyle, bir prodüktörle yapabilirler. Ekmek sektörüne bir site yapacaksanız, o sektörü ve interneti bilen biriyle yapabilirler onu.</p>
<p><strong>- İtiraf.com&#8217;un yanında 3 iş yaptığınızdan, bu 3 işi de İtiraf.com&#8217;un getirdiğinden bahsettiniz. Her türlü internet işi bunu getirir mi? UzmanTv&#8217;den edindiğiniz network çok geniş, bu networkten farklı alanlarda yararlanmayı düşünüyor musunuz?<br />
</strong></p>
<p>Tabii ki. Başından itibaren UzmanTv&#8217;nin 2 değeri vardır. İçeriği ve oluşturduğu uzman ağı. Şu an UzmanTv&#8217;nin son geleceği aşama, Bilgi Üniversitesi gibi olmaktır. 20 sene de olabilir, ama orası onun son noktası. Powerpoint&#8217;i en iyi anlatan, sigarayı en kolay bıraktıran, sağlıklı yaşamayı en iyi anlatan, hatta aşk acısını en iyi anlatan uzmanı biliyoruz, networkümüzde bunlar. Düşün seminer yaptığımızı; Girişimcilik semineri. &#8220;Nasıl yaratıcı olunur uzmanı&#8221; 1. seansta, &#8220;nasıl projelendirme yapılır uzmanı&#8221; 2. seansta, &#8220;internet projesi nasıl hayata geçirilir uzmanı&#8221; 3. seansta, &#8220;nasıl yatırım bulunur uzmanı&#8221; 4. seansta vs vs&#8230;</p>
<p>Bu semineri senin verebilmen için, bu adamları tek tek bulup anlaşman gerekir. Bizim elimizde ama bu veriler. Sen bize salonu hazırla, biz programımızla birlikte gelelim, &#8220;seminer programı nasıl yapılır uzmanı&#8221;mız da var <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>- Son olarak, girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Fikrin çıkışından yatırım bulunmasına, ortaklık ilişkilerinden exite, nasıl davranmalılar?<br />
</strong></p>
<p>Zaten çok konuştuk <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bunların hepsi ayrı ayrı konular aslında. Girişimcilere söyleyeceğim şey; girişsinler. İnternette gerçekten gelecek var. Erken kalkan yol alır. Projeler hayali şeyler olmasın, Twitter&#8217;ı Türkiye&#8217;de yapmaya çalışıyorlar, olmaz. Bunun gibi şeyleri çözmek gerekiyor. Proje seçiminde Türklere yönelik, lokal ağırlıklı davranmalılar. Büyü filminde olduğu gibi, arkeologlar lanetlenmiş olmamalı. Türkiye&#8217;de cinler var çünkü, onlara cinler musallat olmalıydı. Bunun gibi düşünmeliler.</p>
<p>İstanbul.net nereden kazandı; zip kodunu semt olarak uyarladığı için. Zip kodu olsaydı Siberalem zaten yapacaktı onu. UzmanTv neden bu kadar tuttu; Türkiye&#8217;de doğru bilgi kolay bulunmuyor, İngilizce olarak Wikipedia&#8217;dan bulabilirsiniz ama Türkçe&#8217;sine benim güvenim yok. Doğru bilgiyi, uzmandan size ulaştırdığı için.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin sorunlarını düşünerek projeler çıkarılsa. Bravo&#8217;yu açtılar ama, ben hala tuvaletim bozulduğunda tesisatçı bulamıyorum. O kadar çok şey var ki yapılacak, ilk soru &#8220;Türkiye&#8217;ye uygun mu&#8221; sorusu olmalı. Sonra girişmek. İnternet sitesi yapmak çok kolay görünüyor, ama o basit gördüğümüz şeyin o kadar çok zorluğu var ki&#8230; Yapmaktan değil; yapmak, büyütmek, ayağa kaldırmak, ayakta tutmak, geliştirmekten bahsediyorum. İnternet işi kolay bir şey değil, bunu artık Türk insanının anlaması gerekiyor.</p>
<p>Bize çok internet projesi geliyor. Birkaç kere düşünülmesi gerekiyor, kolay bir iş değil çünkü. Hiçbir iş kolay değil tabii ki ama, bunun zorluğu farklı biraz. Şöyle düşünüyor insanlar; burun estetiği yapamam ben. Onu, plastik cerrahı yapar, çünkü onun ihtisas alanıdır. İnternet deyince herkes yapabilirmiş gibi geliyor. Kolaymış gibi göründüğü için zor. Yapanlar uzaydan gelmedi, bizler de yapabiliyoruz. Ama herkesin internetle ilgili bir fikri olabildiği için yapabilirmiş gibi geliyor. Projesine harcadığı zamanı, enerjiyi öğretmen olmaya harcasa, çok da iyi öğretmen olacak belki. Onu anlamaları gerekiyor insanların.<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong>- Çok sağolun Ersan Bey, değerli bilgilerinizi ve birikiminizi paylaştığınız için.</strong></p>
<p><strong> </strong>Ben teşekkür ederim, yoruldum konuşmaktan <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/11/kindocom-bir-yilda-exit-nasil-yapilir/" rel="bookmark" class="crp_title">Kindo.com: Bir yılda exit nasıl yapılır?</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/03/bir-girisim-olarak-etohum/" rel="bookmark" class="crp_title">Bir girişim olarak eTohum</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/12/start-up-weekend-uygulamalari/" rel="bookmark" class="crp_title">Start-up Weekend Uygulamaları</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2008/12/ersan-ozer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Iletken-Project ve Semantik Web</title>
		<link>http://www.webgirisim.com/2008/12/iletkenprojectsemantikweb/</link>
		<comments>http://www.webgirisim.com/2008/12/iletkenprojectsemantikweb/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 17:05:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[İş Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[web 3.0]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webgirisim.com/?p=801</guid>
		<description><![CDATA[Geçen aylarda Lozan’daki Strands yarışmasında göğsümüzü kabartan Deniz Oktar ve ekibinin projesi İletken-Project'i ve tabi öncesinde semantik web'i konuştuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen aylarda Lozan’daki Strands yarışmasında göğsümüzü kabartan Deniz Oktar ve ekibinin projesi İletken-Project&#8217;i ve tabi öncesinde semantik web&#8217;i konuştuk&#8230;</strong></p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/iletken_logo1.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-807" title="iletken_logo1" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/iletken_logo1.png" alt="" width="471" height="161" /></a></p>
<p><strong>- </strong><strong>İletken nedir?</strong></p>
<p>İletken, doğru kişiyle doğru içeriği buluşturan bir sistemdir. Bir &#8220;social recommendation engine&#8221; teknolojisidir. Türkçe&#8217;ye &#8220;sosyal tavsiye sistemi&#8221; olarak çevirebileceğimiz bu yapılar, internette bulunan ve baş etmesi gitgide zorlaşan çok fazla içerik içerisinden, her kullanıcı için anlamlı olanları bulan sistemlerdir. İnsanların geçmişte yaptıkları hareketleri analiz ederek onların ilgilerini çekecek içerikleri sunarlar. Gerçek hayatta, her zaman alışveriş yaptığınız market sahibinin ne isteyeceğinizi bilmesi ve siz gelmeden sepetinizi hazırlaması gibi düşünebiliriz. Web&#8217;de bunu yapmak için tavsiye edilecek içerikleri ve sistemin kullanıcılarını birbirleriyle ilişkilendirmek gerekir. Günümüzde amazon.com, last.fm ve stumbleupon bu sistemlerin kullanıldığı en bilinen uygulamalardır.</p>
<p><strong>- İletken bahsettiğiniz Web uygulamalarına rakip olarak mı ortaya çıkacak?</strong></p>
<p>Hayır, şu an için İletken teknolojimizle bir Web uygulaması geliştirmiyoruz ve kısa vadede böyle bir açılım düşünmüyoruz. Yaptığımız iş, varolan Web uygulamalarına tavsiye motoru sistemleri geliştirerek entegre etmek. B2B çalışıyoruz.</p>
<p>3 tür ana müşteri kitlemiz bulunuyor:</p>
<p>1- E-ticaret siteleri : Tavsiye sistemleri sayesinde satışlarını ve verimliliklerini arttırıyorlar.</p>
<p>2- İçerik siteleri : Kişiye özgü anlamlı içerik sunuyorlar.</p>
<p>3- Sosyal networkler : Kişileri ve sosyal network içerisindeki içerikleri ilişkilendirdiğimiz için varolan sosyal kapitale katma değer ekliyoruz.</p>
<p>İletken&#8217;in asıl fark yarattığı nokta, tavsiye sistemlerini sosyal network datalarıyla birleştirdiği noktalar. Bu nedenle sosyal networkler bizim için çok önemli.</p>
<p><strong>- İletken, ACM&#8217;in düzenlediği, bu konuda bilinen en önemli akademik konferansta ödül kazandı. Bu ödülü kazanmanızı sağlayan fark nedir?</strong></p>
<p>İletken&#8217;in ödül almasını sağlayan iki faktör vardı; birincisi, klasik tavsiye sistemlerine sosyal faktörleri etkilemesi, ikincisi ise hibrit bir motor geliştirerek tavsiye sistemlerinin belli başlı önemli problemlerine çözüm getirmesidir.</p>
<p>Günlük hayat örneğine devam ederek şöyle anlatabiliriz:</p>
<p>Klasik tavsiye sistemleri 20 yıldır alışveriş yaptığınız market sahibinin hareketlerini taklit eder. Tavsiye vermek için iki yöntem kullanır. 1- Sizin geçmiş alışverişlerinize bakar, 2- Sizin gibi alışveriş yapan diğer insanlara göre market segmentasyonu uygular.</p>
<p>Sizin gibi, her sabah 2 süt 1 ekmek alan aile babaları o hafta çikolata almaya başladıysa, size süt ve ekmek yanında çikolata da tavsiye eder.</p>
<p>Ancak burada belli başlı problemler vardır. Bunlardan birincisi dükkana ilk kez giren ve hakkında bilgimiz olmayan müşteridir. Bu insana ne tavsiye verilecektir? İkincisi ise yeni dükkan açmış deneyimsiz market sahibi durumudur. Sizi diğer alışveriş yapan insanlarla ilişkilendirmeye yetecek kadar deneyimi ve müşterisi yoksa ne yapacaktır? Üçüncü problem ise, market sahibinin sizin sosyal çevrenizi hiç tanımadığı durumdur. Sizden 5 dakika önce dükkana giren ve birazdan yanlarına gideceğiniz üç arkadaşınızın muzlu süt aldığı bilgisi, birazdan sizin de onları görünce canınızın muzlu süt çekeceği ihtimalini güçlendirir.</p>
<p>İletken motoru hibrit yapısı sayesinde bu üç durum için de yeni açılımlar getirmekte. En önemli farkı ise, günümüzde varolan sosyal kapitali(social network analizi ile elde edilen veriler) etkili biçimde kullanmasıdır.</p>
<p><strong>- Sosyal faktörleri biraz daha açar mısın?</strong></p>
<p>Tabii, çok basit bir örnek daha vereyim. Diyelim ki bir içerik sitesiyiz ve elimizde hava durumu bilgileri var. Normal şartlar altında, İstanbul&#8217;da yaşayan beni, Eindhoven şehrinin hava durumu hiç ilgilendirmez.</p>
<p>Oysa bu sabah Twitter&#8217;a girdiğimde, Eindhoven da okuyan ortağım Fırat&#8217;ın &#8220;Eindhoven&#8217;da bugün yağmur yağıyor&#8221; dediğini görüyorum. Normal şartlar altında benim için önemli olmanyan Eindhoven hava durumu bilgisi, Fırat&#8217;ın o bilgiye eklediği sosyal katma değer sayesinde önemli bir hale geliyor. İşte İletken bu sosyal faktörleri göz önüne alan bir teknoloji.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/sunum1.jpg"><img class="size-medium wp-image-808 aligncenter" style="border: 3px solid black; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" title="sunum1" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/sunum1.jpg" alt="" width="520" height="352" /></a></p>
<p><strong>- Bize biraz Web 3.0&#8242;ın ne olduğundan bahseder misin?</strong></p>
<p>Öncelikle, Web 3.0 diye kesinlesmis bir tanım henüz mevcut değil. Günümüzde yeni nesil Web semantik Web ya da anlamsal Web olarak isimlendiriliyor/tahmin ediliyor. Çok kısa özetlemek gerekirse, Web&#8217;de bulunan bilginin, bilgisayarlar tarafından kolay biçimde işlenebilecek ve anlamlandırılabilecek hale gelmesini hedefliyor. Bugun internette karşılaştığımız çoğu içerik bilgisayarlarin değil de insanlarin bunları okuyup anlamasina yönelik hazirlaniyor. Buna rağmen bilgisayarlar da çeşitli yollarla bu içeriğin ne olduğu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyorlar. Birkaç örnek vermek gerekirse, bilgisayarların günümüzde Web sayfalarinda bulunan içeriklerin başlıklardan, metinlerin analizlerinden, RSS konu bilgilerinden veya varolan benzer verilerden faydalanmaları mümkün. Fakat bunlar çok etkili yöntemler değiller ve tüm internet düşünüldüğünde kabul edilebilir sonuçlar vermiyorlar. Buna ek olarak, içeriğin ne olduğunu anlasak bile bu bilgiyi bağlantısal hale getirmek gerekiyor. Demek istediğim şu; bir içeriğin yemek tarifi olduğunu anlamak işin birinci bölümü. Yemek tarifinin yemek kitabında olacağını ve yemek kitabının da kitapçıda satılacağını bilmek ise bu bilgiyi anlamlı hale getirmek oluyor. Semantik Web, bilgisayarlara bu içeriği, biz insanlarin yaptiğina benzer bir anlamsal analiz yetisi kazandirarak, bilgi ihtiyaclarimizi çok daha kolay ve verimli bir şekilde karşılamamıza yarayacak bir sistemler bütünü. Bunu da, StarTrek gibi üstün ve karışık yapay zeka yöntemleri değil de, içerik yayıncılarının sitelerini çesitli yazılımlar aracılığı ile anlamlandırmaları sonucu gerçekleştirebiliyor. Şu anda yapılan çalışmaların çoğu bu konuda standartlar getirmek üzerine.</p>
<p><strong>- İletken bir Web 3.0 projesi midir?</strong></p>
<p>Tam olarak bir Web 3.0 projesi diyemeyiz ancak bu süreç içerisinde yer alan bir teknolojidir.</p>
<p>Bugün anlamsal Web&#8217;i, bahsettiğimiz şekilde kullanan sistemler ve uygulamalar altyapı ve yaygınlık gibi problemler nedeniyle sınırlı. İçerikleri anlamlandırmak konusunda günümüzde varolan bir diğer yaklaşım ise bu işin içine insan faktörünü sokmak. Bilgisayarlar doğal olarak hızlı düşünen, aptal makinalar. İnternet üzerindeki sosyal varlığımızdan bir kaynak olarak faydalanarak, yani yaptığımız hareketleri takip ederek problemlerimize bir miktar anlamlı çözümler getirebiliyorlar. Verileri algoritmik olarak birbiriyle anlamlandırmak yerine, insanların hareketlerini analiz ederek hangi verilerin ve hangi insanların birbiriyle anlamlı olduğu sonucuna dolaylı yoldan ulaşabiliyorlar. İşte İletken&#8217;in teknolojisi de bu yapıya sahip. Bu teknolojiye Web 3.0 diyemeyiz, ancak o süreç içerisinde yer alan bir teknoloji. Fakat anlamsal Web konusunda da çalışmalarımız mevcut. Örneğin, ekibimizden Selçuk Atlı şu an Amerika&#8217;da Prof. James Hendler ile İletken&#8217;in anlamsal Web&#8217;e uygulanabilirliği konusunda araştırmalar da yapmakta.</p>
<p><strong>- Semantik Web konusunda bir geçmişiniz varmıydı?</strong></p>
<p>Ekibimizden Selçuk Atlı şu an Amerika&#8217;da Prof. James Hendler ile İletken&#8217;in anlamsal Web&#8217;e uygulanabilirliği konusunda araştırmalar da yapmakta.</p>
<p>Buna ek olarak, direkt semantik Web&#8217;e yönelik çalışmalar olmasa da, semantik Web&#8217;de kullanılan teknolojik altyapılarla ilgili yapmış olduğumuz çalışmalar var. Örneğin ana geliştiricimiz Barış, uzun süre doğal dil işleme (NLP) konularında çalıştı.</p>
<p><strong>- İletken&#8217;e başlangıç amacınız nedir?</strong></p>
<p>İletken&#8217;in ilk adımlarını bundan 2.5 sene önce, bir haber portalı için atmıştım. Varolan sistemi besleyen çok fazla kaynak vardı ve bütün içerikler ana sayfada karman çorman biçimde sıralanıyordu.</p>
<p>İşte o karman çorman haber portali için, her kişinin kendisi için oluşturulmuş bir ana sayfaya ulaşacağı bir proje geliştirdim. İletkenin ilk adımları bu şekilde atıldı.</p>
<p><a href="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/odul1.jpg"><img class="size-medium wp-image-809 alignleft" style="border: 3px solid black; margin: 0px 2px;" title="odul1" src="http://www.webgirisim.com/wp-content/yuklemeler/2008/12/odul1.jpg" alt="" width="298" height="216" /></a></p>
<p><strong>- İletken-Project Künyesi?(Ekip)</strong></p>
<p>Ekibimizi su anki yonetim ekibi ve danisma kadrosu olarak ikiye ayirabiliriz. Buna ek olarak, projenin ilk adimlarini tasarlayak ekibimizde bulunan ve su an kendi projeleriyle ugrasan 2 arkadasimiz daha var. Detaylari Web sitemizden alabilirsiniz.</p>
<p>Güzel ve büyük bir ekibiniz var, peki bu ekibin projeyi hazırlaması ne kadar sürdü?</p>
<p>Projenin 2.5 senelik bir geçmişi var. Bir ekip olarak aktif biçimde üzerinde çalıştığımız zaman ise, toplamda 1.5 yil. Bu 1.5 yil icerisinde 6 farkli takim uyesinin calismasi oldu.</p>
<p><strong>- En çok zorlanacağınızı düşündüğünüz konu ne oldu?</strong></p>
<p>Anlaşılmamak, analiz edecek veri bulamamak ve Türkiye&#8217;de tartışıp kendimizi geliştireceğimiz, bu konuda çalışma yapmış insanlar bulamamak. Gerçekten de bu 3 konuda zorlandık.</p>
<p><strong>- Türkiye haricinde dünyaya açılmak gibi bir hedefiniz var mı?</strong></p>
<p>Var, bu güne kadar verdiğimiz emek ve bir miktar da şans sayesinde yaptığımız iş dünya çapında bir ödül aldı. Yarışma sonunda yurt dışında çalışmak konusunda önemli bir teklif aldık. Ancak bu şekilde açılımlar yapmak için henüz yeterli deneyimimiz yok. Ayrıca ekonomik kriz zamanlarındayız. Bu nedenle öncelikli olarak bizim için daha güvenli bir pazar olan Türkiye&#8217;de işe başlayarak insan kaynağı ve deneyim konularında gelişmek istiyoruz.</p>
<p><strong>- Türkiye&#8217;de veya dünyada rakip projeler var mı, onların eksi ve artıları neler?</strong></p>
<p>Türkiye de rakip henüz yok. Dünyada var ancak aslında bu çok geniş bir soru. Business planımızda rakip analizi var. Çok basit anlatmak gerekirse 1- Teknolojimiz 2- Müşteriye özgü , özelleştirilebilir motor üretmek.</p>
<p><strong>- Projeniz ile ilgili altını çizmek istediğiniz bir konu var mı? (atlattığınız zorlu süreçlerden, kırılma noktalarından ya da &#8220;bu herkese örnek olur&#8221; dediğiniz tecrübelerinizden aktarmanız adına soruyorum)</strong></p>
<p>Kişisel olarak bu projeyle birlikte zorlandığım ve ümitsizliğe kapıldığım noktalar oldu. Yaptığımız iş zor bir iş olduğu için insanların değerlendirmesi zor oluyor. Türkiye&#8217;de de ne yazık ki bu konuda çalışma yapan kimseyi bulamadık. Ciddiye alınmadığımız zamanlar oldu. Neyse ki, aldığımız ödül sayesinde yaptığımız işlerin doğruluğunu ispatlayabildik ve sonuç olarak güzel bir ilgiyle karşılaştık. Önümüz açıldı. Belki biraz duygusal olacak ama, 2.5 sene sonra 170 kişinin önünde projeyi sunmak ve sunumdan sonra bu konuda çalışma yapan profesörlerin bizden fikir almaya gelmeleri bizim için unutulmayacak bir andı.</p>
<p>Bir diğer kırılma noktası ise geçirdiğimiz vizyon değişikliğiydi. Çalışmaya ilk başaldığımız noktada, bir prototip yapmak için basit bir haber portali geliştirmeye çalıştık. Elimizdeki insan kaynağı göz önüne alındığında yanlış bir karardı. Daha sonra, sadece motora yönelmeyi seçtik. Bu bizim için daha doğru bir karar oldu. Böylece tüm enerjimizi iyi olduğumuz noktaya verebildik.</p>
<p><strong>- Lozan&#8217;daki yarışmada ciddi bir başarı elde ettiniz, genelde gençler bu tür yarışmalara pek katılmıyorlar, o konuda neler önerebilirsin?</strong></p>
<p>Aslında ben yarışmalara güvenmem, Türkiye deki yarışmalara da, kimse üzerine alınmasın, hiç güvenmem. Bunun sebebi birilerinin size kazık atacak olması değil. Özellikle bizim gibi niş bir alanda uğraşıyorsanız projenizi değerlendirecek juri üyesine denk gelme olasılığının çok az olması. Bunu üniversiteye başladığım ilk yıllarda, başka projelerle katıldığım bir kaç yarışma sonunda gördüm. Özellikle sizin zaman harcayarak yaptığınız başvuruya geri dönüş verilmemesini çok yanlış ve heves kırıcı buluyorum. Bu nedenle, güvenilir kurumların düzenlemediği yarışmalara katılmayı tavsiye etmiyorum. ACM&#8217;in yarışması bu konuda uzman kişilerin ortaya koydukları bir yarışmaydı. Bu nedenle katıldık.</p>
<p><strong>- Son olarak Türkiye&#8217;deki Web girişimcilerine ne tavsiye edersiniz?</strong></p>
<p>Uçmayın, çalışın <img src='http://www.webgirisim.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Girişimci olmak demek büyük risk almak, kısa sürede milyarder olmaya çalışmak olmamalı.</p>
<div id="crp_related"><p> <h3>İlginizi çekebilecek yazılar:</h3><ul><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/10/bizde-uye-yok-herkes-asci/" rel="bookmark" class="crp_title">Bizde üye yok, herkes aşçı!</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2009/02/en-iyi-teknoloji-portali-chip-online/" rel="bookmark" class="crp_title">En iyi Teknoloji portalı: Chip Online</a></li><li><a href="http://www.webgirisim.com/2008/12/yogurtistan/" rel="bookmark" class="crp_title">Sıradışı Bir Fikir Nasıl Gerçeğe Dönüşür?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webgirisim.com/2008/12/iletkenprojectsemantikweb/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

